Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Dar nu au avut nici o sansa.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.De nem volt választásuk.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Gli stessi cittadini infatti li hanno battuti sul tempo.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.시민들이 펀치를 먹였기 때문입니다.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Maar ze hadden geen keus.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Namun mereka tidak memiliki pilihan itu.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Parce que leurs propres citoyens les ont battu aux points.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Pero no se les dio esa opción.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Но не им е бил даден този шанс.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.אבל לא הייתה להם אפשרות כזאת,
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.لأنهم مواطنيهم غلبوهم كلياً
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.国民の方が政府の先を行っていたからです
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Ale jedného dňa sme zistili, že Mario sa nepozerá na našu ruku.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Ale jednoho dne jsme zjistili, že Mario se nedívá na naši ruku.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Dar într-o zi am văzut că Mario nu se uita la mâinile noastre.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.하지만 어느 날 우리는 마리오가 우리의 손을 보지 않고 있다는 것을 알아챘어요.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Maar op een dag zagen we dat Mario niet naar onze handen keek.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Mais un jour nous nous sommes rendu compte que Mario ne regardait pas notre main.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Mas, um dia, descobrimos que o Mario não estava a olhar para a nossa mão.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Ma un giorno abbiamo scoperto che Mario non guardava la nostra mano.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Men en dag bemærkede vi at Mario ikke kiggede på vores hånd.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Men en dag upptäckte vi att Mario inte tittade på våra händer.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Namun suatu hari kami tahu bahwa Mario tidak melihat tangan kami.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Nhưng một hôm, chúng tôi phát hiện ra Mario không nhìn vào tay chúng tôi.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük. O, bize bakıyordu.Aber eines Tages bemerkten wir, dass Mario nicht unsere Hände beobachtete, sondern uns.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Pero un día descubrimos que Mario no estaba mirando nuestras manos.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Pewnego dnia odkryliśmy, że Mario nie patrzy na nasze dłonie.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Viszont egy nap észrevettük, hogy Mario nem nézi a kezünket.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Yhtenä päivänä huomasimme, että Mario ei katsonutkaan käsiämme.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Όμως, μια μέρα ανακαλύψαμε πως ο Μάριο δεν κοιτούσε το χέρι μας.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Але одного дня ми зрозуміли, що Маріо дивиться не на нашу руку.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Но един ден открихме, че Марио не гледа в ръцете ни
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Но однажды мы обнаружили, что Марио смотрел не на наши руки.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.אבל יום אחד גילינו שמריו לא מסתכל עד היד שלנו.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.لكن في أحد الأيام أكتشفنا أن ماريو لم يكن ينظر لأيادينا.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.私たちの手ではなく 私たちの全てだと気づきました
...Angelina Jolie, Hatay'a ziyarete geldiđinde yoksullarý, iki koli kendi ellerimle hediye... ...ettim.Λέει να μην την περιμένεις.
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDe repente el desconocido levantó las manos con guantes apretados, golpeó con el pie, y dijo:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDe repente, o estranho ergueu as mãos enluvadas cerrados, bateu o pé e disse:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDintr-o data strain a ridicat mâinile înmănuşate încleştaţi, ştampilat piciorul, şi a zis,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiĐột nhiên người lạ giơ tay đeo găng của ông nắm chặt, đóng dấu chân của mình, và nói,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiHirtelen az idegen emelte kesztyűs kezét ökölbe szorította, dobbantott a lábával, és azt mondta:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiImprovvisamente l'uomo portò le mani guantate stretti, pestò i piedi e disse:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi ki갑자기 낯선 사람, 꽉 자신의 장갑 낀 손을 뻗었 그의 발을 스탬프, 말하기
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNagle nieznajomy podniósł ręce w rękawicach zaciśnięte, tupnął nogą i powiedział:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNajednou se cizinec zvedl ruce zaťaté v rukavicích, dupl, a řekl:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNenadoma je neznanec dvignil rokavica roke stisnil, ožigosan noge in rekel:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlotseling werd de vreemdeling hief zijn gehandschoende handen gebald, stampte met zijn voet, en zei:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlötsligt främlingen höjde handskar på händerna knutna, stampade och sade:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlötzlich der Fremde hob den behandschuhten Hände zu Fäusten geballt, stampfte mit dem Fuß und sagte:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiSoudain l'étranger a levé ses mains gantées serrées, frappa du pied, et dit:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiYhtäkkiä vieras kohotti hansikkaat kätensä puristi, polki jalka, ja sanoi:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiZrazu sa cudzinec zdvihol ruky zaťaté v rukaviciach, dupol, a povedal:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiΞαφνικά ο ξένος έθεσε γάντια χέρια του σφιγμένα, σφραγισμένο το πόδι του, και είπε:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiВдруг незнакомец поднял руки в перчатках сжаты, топнул ногой и сказал:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiИзведнъж непознатият повдигнати му ръкавици ръце стиснати, тропаше с крак, и каза,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiРаптом незнайомець підняв руки в рукавичках стиснуті, тупнув ногою і сказав:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiفجأة رفعت الغريب يديه القفاز المشدودة ، ختمها رجله ، وقال :
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi ki"ストップ!"そのような異常な暴力と、彼は即座に彼女を黙らこと。
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Förstår du inte?" sa han, "detta är Guds händer."