1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.في عام 1950 جاهد الكثيرون لكبت هذا الصوت بواسطة مفاتيح " كاتمة للصوت "
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.極力消そうと 水銀のスイッチや 静かな調節つまみを使った
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.그들은 1990년대에 민주주의를 시작했습니다 견제와 균형이 없는 선거들이었죠
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.Au avut democraţie instant în anii 1990: alegeri fără controale şi bilanţuri.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.Consiguieron una democracia instantánea en los años 90: elecciones sin equilibrio de poder.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.Dostali okamžitou demokracii během 90. let: volby bez systému brzd a protiváh.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.In de jaren '90 kregen ze instant-democratie: verkiezingen zonder rechtsstaat.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.In den 1990ern ereilte sie die Instant-Demokratie: Wahlen ohne gegenseitige Kontrolle.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.La démocratie s'est faite instantanément pendant les années 90 : des élections sans équilibre des pouvoirs.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.Negli anni '90, hanno avuto "democrazie istantanee": elezioni senza divisione dei poteri.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.Têm uma democracia instantânea nos anos 90: eleições sem controlos nem equilíbrios.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.W latach 90. dostali demokrację błyskawiczną: wybory bez mechanizmów równowagi i kontroli.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.Απέκτησαν στιγμιαία δημοκρατία στη δεκαετία του 1990: εκλογές χωρίς συνταγματικούς ελέγχους.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.Они получили демократию в одночасье в 1990-х: выборы без разделения власти.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.Поличиха незабавна демокрация през 1990: гласуване без проверки и баланси.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.הם קיבלו דמוקרטיה מן המוכן בשנות ה-90 בחירות ללא בלמים ואיזונים.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.لقد حصلوا على الديموقراطية الفورية في أعوام التسعينيات: إنتخابات بدون ضوابط وتوازنات.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.抑制と均衡のない選挙です 統治を改善し 抑制と均衡を導入するために我々に何ができるか?
1992-2004 dönemi için, ellerinde Hepatit B bildirim verileri bulunan19 0 narkotyków wzrasta zarówno w Estonii, jak i na Łotwie (
1992-2004 dönemi için, ellerinde Hepatit B bildirim verileri bulunanÉves jelentés, 2006: A kábítószer-probléma Európában
1992-2004 dönemi için, ellerinde Hepatit B bildirim verileri bulunanPoglavje 7: Z drogo povezane nalezljive bolezni in smrtni primeri
32 Gün: Kollar ve eller gelişiyor32 dagen: de armen en handen ontwikkelen zich
32 Gün: Kollar ve eller gelişiyor32 días: desarrollo de los brazos y las manos.
32 Gün: Kollar ve eller gelişiyor32일 : 팔과 손이 발달함
32 Gün: Kollar ve eller gelişiyor32 nap: karok és a kezek fejlődése
32 Gün: Kollar ve eller gelişiyor32 ημέρες: αναπτύσσονται τα μπράτσα και τα χέρια
32 Gün: Kollar ve eller gelişiyor32 дней: развиваются кисти и руки
32 Gün: Kollar ve eller gelişiyor32 дні: розвиваються руки та кисті
32 Gün: Kollar ve eller gelişiyor32 ימים: ידיים ורגליים מתפתחות
32 Gün: Kollar ve eller gelişiyor 36 Gün:ziua 32 - se dezvoltă brațele și mâinile ziua 36 - apar primele vertebre
32 Gün: Kollar ve eller gelişiyorبعد 32 يوم : تطور اليدين و الذراعين
54 kiloluk sarkmış memeleri dizlerine vururdu. Jambon gibi elleri vardı.120 quilos de pelanca, as tetas batendo nos joelhos... mãos parecendo presuntos.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Een verklaring is dat de foetus het beste maakt van een slechte situatie.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Egy magyarázat szerint a magzatok próbálják a legjobbat kihozni egy rossz helyzetből.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Eine Erklärung ist, dass Föten das Beste aus einer schlechten Lage machen.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Ena razlaga je, da zarodki iz slabih okoliščin naredijo najboljši možen rezultat.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.En forklaring er at fostre skaber det bedste i en dårlig situation.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Jedno z vysvětlení je, že plod se snaží nepříznivou situaci zvládnout co nejlépe.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Jedným z vysvetlení je, že plod chce využiť to najlepšie zo zlej situácie.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Jedynym wyjaśnieniem jest to, że płód szuka rozwiązania w kryzysowej sytuacji.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.한 가지 설명은 태아들이 나쁜 상황을 가장 잘 활용한다는 것입니다
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Người ta lý giải rằng đó là vì các bào thai đã cố tồn tại trong điều kiện khắc nghiệt nhất.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.O explicaţie e cǎ fetuşii se adaptează în funcție de condiții.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Salah satu penjelasannya adalah janin itu mencoba bertahan dalam situasi yang buruk.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Uma explicação é que os fetos estão a fazer o melhor possível de uma situação má.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Una explicación es que los fetos hacen lo mejor que pueden en situaciones malas.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Una possibile spiegazione è che i feti cerchino di fronteggiare alla meglio la situazione negativa.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Une explication est que les fœtus tirent le meilleur parti d'une situation difficile.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Μια εξήγηση είναι πως τα έμβρυα κάνουν ό,τι καλύτερο μπορούν σε μια κακή κατάσταση.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Едно от обясненията е, че зародишите извличат най-доброто от лоша ситуация.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Мы объясняем это тем, что плод старается извлечь лучшее из плохой ситуации.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Один варіант це те що плід поступає оптимально в складних умовах.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.אחד ההסברים הוא שהעובר מפיק את המיטב ממצבים גרועים
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.إحدى التفسيرات هو أن الأجنة تختار أفضل ما في الوضع السّيء.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.最善の努力を果たしていると言います 食糧不足の時
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.A los hambrientos sació de bienes y a los ricos los despidió vacíos
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Aos famintos encheu de bens, e vazios despediu os ricos.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Die Hungrigen füllt er mit Gütern und läßt die Reichen leer.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Éhezõket töltött be javakkal, és gazdagokat küldött el üresen.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.ha ricolmato di beni gli affamati, ha rimandato a mani vuote i ricchi