Kocam üç yıl önce öldü ve ellerim hala geceleyin onu arıyor.My husband passed away three years ago, and my hands are still looking for him at night.
Leyla kanamayı durdurmak için ellerini Sami'nin yarasının üstüne koydu.Layla put her hands on top of Sami's wound to stop the bleeding.
Sami kabloyu Leyla'nın ellerine bağladı.Sami tied the cable to Layla's hands.
Polis Tom'un ellerini arkadan kelepçeledi.The police handcuffed Tom's hands behind his back.
Elleriyle değil kafasıyla çalışmayı sever.He likes to work with his head rather than with his hands.
Ellerimi yıkamadım.I haven't washed my hands.
Ellerime baktım.I looked at my hands.
Ellerim kirliydi.My hands were dirty.
Ellerim yağlı.My hands are greasy.
Ellerim üşümüştü.My hands were cold.
Tom ellerini dizlerinin üzerine koydu.Tom placed his hands on his knees.
Tom'un elleri büyüktür.Tom's hands are large.
Tom koltuğunda geriye doğru yaslandı ve ellerini başının arkasına koydu.Tom leaned back in his chair and put his hands behind his head.
Doktorlar Tom'u canlı tutmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.The doctors did everything they could to keep Tom alive.
Kirli oldukları için ellerimi yıkadım.I washed my hands because they were dirty.
Tom ellerini kot pantolonuna sildi.Tom wiped his hands on his jeans.
Tom ellerini kuruladı.Tom dried his hands.
Tom ellerini havalandırmanın önünde tuttu.Tom held his hands in front of the vent.
Tom ellerini kalçalarına koydu.Tom placed his hands on his hips.
Tom'un elleri temizdir ama Mary'ninkiler değildir.Tom's hands are clean, but Mary's aren't.
Ellerimin üstünde kabarcıklar var.I have blisters on my hands.
Ellerim su topladı.I have blisters on my hands.
Polis Tom'un ellerini arkasından kelepçeledi.The policeman handcuffed Tom's hands behind his back.
Ellerimi sabun ve su ile yıkadım.I washed my hands with soap and water.
Yemek yemeden önce ben her zaman ellerimi yıkarım.I always wash my hands before eating.
Yemek yemeden önce ben ellerimi yıkarım.I wash my hands before eating.
Yemek yemeden önce ellerinizi her zaman yıkamalısınız.You should always wash your hands before eating.
Ben yemek yemeden önce her zaman ellerimi yıkarım.I always wash my hands before I eat.
Tom ellerini yıkadı, ancak Mary yıkamadı.Tom washed his hands, but Mary didn't wash hers.
Tom'a ellerini yıkamasını söyle.Tell Tom to wash his hands.
Sami insanları ellerinden gelenin en iyisini yapmaya itti.Sami pushed people to be their best.
Sami ellerini yıkadı.Sami washed his hands.
Bu sabun ellerimde egzamaya neden oluyor.This soap is causing eczema on my hands.
Senin kaderin ellerimde.Your fate is in my hands.
Sami meseleyi kendi ellerine almak istiyor.Sami wants to take matters into his own hands.
Sami, Leyla'yı öldürmek için çıplak ellerini kullandı.Sami used his bare hands to murder Layla.
Sami, karısını boğazlamak için çıplak ellerini kullandı.Sami used his bare hands to strangle his wife.
Sami'nin kaderi jürinin ellerindeydi.Sami's fate was in the hands of the jury.
Ellerin neden bu kadar soğuk?Why are your hands so cold?
Sami ellerini kaldırdı.Sami put his hands up.
Sami kılıcı elleriyle yakaladı.Sami grabbed the blade in his hands.
Ellerinizi arabada tutun!Keep your hands on the car!
Onun yaşamı senin ellerinde.Her life is in your hands.
Gelecek senin ellerinde.The future is in your hands.
Önce ellerini yıka.Wash your hands first.
Tom ellerini pantolonuna sildi.Tom wiped his hand on his pants.
Tom ellerini yıkamak için tuvalete gitti.Tom went to the bathroom to wash his hands.
Tom'un elleri benimkinden daha büyük.Tom's hands are bigger than mine.
Yaklaşık günde kaç kez ellerini yıkıyorsun?About how many times a day do you wash your hands?
Tom ve arkadaşları ellerinden geldiğince ittiler, ama araba hareket etmedi.Tom and his friends pushed as hard as they could, but the car wouldn't budge.
Ellerim mürekkep oldu.My hands are stained with ink.
Ellerim mürekkeplendi.My hands are stained with ink.
Polis, Tom'un ellerini arkasından kelepçeledi.The policeman cuffed Tom's hands behind his back.
Tom ve Mary, ellerinden geldiğince birlikte çok zaman geçirdiler.Tom and Mary spent as much time together as they could.
Pis ellerini üzerimden çek.Get your filthy hands off of me.
Ellerimi sandalyeye bağladılar.They tied my hands to the chair.
Tom'un arkadaşları telefonlarını ellerinden düşürmüyor.Tom's friends are always on their phones.
Ellerim uyuşmuştu.My hands were numb.
Tom'un elleri ve ayakları bağlıydı.Tom's hands and feet were tied.
O açgözlü ellerinle parama dokunma.Don't put your greedy hands on my money.