Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.실제로 살아있고, 숨을 쉬는 인간인 나의 일부분은 프로그래밍되고, 전자화되고, 가상이 되었다.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Một phần nào đó của tôi - một con người thật sự, đang thở đã trở nên được lập trình, điện hoá và ảo.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Nějaká moje část -- ta opravdu živá, dýchající osoba -- se stala naprogramovanou, elektronickou a virtuální.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Une partie de moi, une personne en chair et en os est devenue electronique, programmée, virtuelle.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Ένα κομμάτι μου -- ενός αληθινού, ζωντανού ανθρώπου -- είναι προγραμματισμένο, ηλεκτρονικό και εικονικό.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Какая-то часть меня — реально существующий живой человек — был запрограммирован, оцифрован и овиртуален.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Частина мене - живої істоти, яка дихає - стала запрограмованою, електронною, та віртуальною.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Част от мен - истински жив, дишащ човек - се е превърнала в програмирана, електронна и виртуална.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.חלק ממני - אישיות אמיתית, חיה ונושמת -- הפך לתוכנה, אלקטרונית ווירטואלית.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.جزء مني -- شخص حقيقي يتنفس -ـ أصبح مبرمجا، إليكتروني وخيالي
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.プログラム化 機械化 バーチャル化されつつある 現実と仮想を隔てる境界が
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Akhirnya merakit kamera yang diintensifikasikan yang gambarnya mirip seperti ubur-ubur elektronik.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Am făcut o cameră cu focalizare mărită, am vrut să fac această meduză electronică.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Costruita una macchina fotografica intensificata, volevo fare questa medusa elettronica.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Je hebt een versterkte camera nodig, we wilden deze elektronische kwal maken.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.그래서 강화 카메라를 만들었고, 전기 해파리를 만들고 싶었죠.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Lavede et forstærket kamera, ville lave denne elektroniske gople.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.On a fait une caméra hyper sensible, on voulait créer une méduse électronique.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Quise hacer de esta medusa electrónica una cámara intensificada.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Stworzyłam wyczuloną kamerę, chciałam stworzyć tę elektroniczną meduzę.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Vyrobili sme zosilnenú kameru, chceli sme urobiť tieto elektronické medúzy.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Wir hatten eine sensible Kamera und wollten eine elektronische Qualle bauen.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Направихме усилена камера, искахме да направим електронна медуза.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Собрали камеру с усилением яркости, хотели сделать такую электронную медузу
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.בנינו מצלמה בעלת עוצמה מוגברת, רצינו לבנות מדוזה חשמלית כזו.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.تجعل الكاميرا المكثفة، تريد ان تصنع قنديل البحر الالكتروني هذا.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.さらにこの電子クラゲを作りたかったのです 科学研究の事情ですが
Bizim zorlu görevimiz bu. Bu küçük üç tekerleklinin erken bir tasarımı, elektronik bir bisiklet.C'est une première conception pour ce petit trois-roues,
Bizim zorlu görevimiz bu. Bu küçük üç tekerleklinin erken bir tasarımı, elektronik bir bisiklet.Este es un diseño piloto de este pequeña de tres ruedas, es una moto electrónica.
Bizim zorlu görevimiz bu. Bu küçük üç tekerleklinin erken bir tasarımı, elektronik bir bisiklet.Iată un proiect timpuriu al unei mici triciclete electronice.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.한달에 15분 씩만 해도 빨래판 복근을 갖게 되는 그런 전자 복근 기계 같은 것이 아니니까요.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.Det er ikke ligesom den elektroniske mavemuskelmaskine hvor man, med 15 minutter om måneden, får vaskebræt.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.Ez nem a tévéshopos hasprés, ami havi 15 perccel kockahasat biztosít.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.Není to jako ty elektronické posilovače, které vám při 15 min používání měsíčně vytvarují břicho jako valchu.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.Nie je to ako tie elektronické posilňovacie stroje, kde za 15 minút mesačne dostanete tehličky na bruchu.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.Nó không giống với máy tập thể dục bụng mà cứ tập 15 phút một tháng, bạn sẽ có một cái bụng rắn chắc như bia.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.Nu e ca aparatul de antrenament pentru abdomen, unde, cu 15 minute pe lună, obții pătrățele pe abdomen.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.Δεν είναι σαν αυτό το μηχάνημα για τους κοιλιακούς που σου φτιάχνει τέλειους κοιλιακούς με 15 λεπτά το μήνα.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.Това не е като онези електронни машинки за мускули, с които за 15 минути на месец ще направиш плочки.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.Это не электроника, не ABS в машине. Где 15 минут в месяц ты едешь по стиральной доске ABS.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.זה לא כמו מכונת שרירי בטן אלקטרונית שנותנת, ב-15 דקות לחודש, שרירי בטן חטובים.
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.انها ليست كمثل آلة تدريب عضلات المعدة حيث يمكنك ان تاخذ تمارين لمدة 15 دقيقة فتحصل على عضلات معدة مميزة
Bu, ayda 15 dakika elektronik karın kası aletiyle çalışarak karın kası geliştirmek gibi birşey değil.割れた腹筋が 手に入るわけではありません (笑)
Bu benim kullandığım optik bir yem. Ona elektronik denizanası diyoruz.Das ist ein optischer Köder, den wir die elektronische Qualle nennen.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.Asta-i o mașină și, în prezent, are multe componente electronice.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.Đây là một chiếc xe, và nó có rất nhiều thành phần, và hiện nay, bên trong có rất nhiều thiết bị điện tử.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.Dette er en bil og den har en masse komponenter, en masse elektronik i den i dag.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.Dit is een auto. Hij heeft een hoop onderdelen en er zit veel elektronica in.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.Este es un vehículo, y tiene muchos componentes, hoy en día, muchos de ellos son electrónicos.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.이것은 자동차인데 여기엔 많은 부품들과. 수 많은 전자 기술이 이용되고 있죠. 사실은 자동차는 정말로 많은 컴퓨터들을 안에 가지고 있습니다.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.Przecietny samochód jest dzisiaj naszpikowany elektroniką.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.Questa è un'auto, ha tanti componenti e c'è tanta elettronica nelle auto oggigiorno.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.Tohle je auto. V dnešní době se skládá z mnoha součástí, ze spousty elektroniky.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.Toto je auto. V dnešnej dobe sa skladá z mnohých súčastí a elektroniky.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.Αυτό είναι ένα αυτοκίνητο, και σήμερα έχει πολλά στοιχεία, πολλά ηλεκτρονικά μέσα του.
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.זאת מכונית, יש לה המון מרכיבים, והיום גם המון אלקטרוניקה. למעשה, היא מכילה הרבה מחשבים שונים,
Bu bir araba ve bir sürü parçası var, günümüzde birçok elektronik cihazda da parçalar var.電子部品が使われています 私が大学にいたころよりも もっと多くの 様々なコンピューターが含まれていて
Bu bir Whirlwind elektronik bilgisayar.C'est un ordinateur électronique Whirlwind.
Bu bir Whirlwind elektronik bilgisayar.Đó là một chiếc máy tính điện tử Whirlwind.
Bu bir Whirlwind elektronik bilgisayar.Es ist der elektronische Computer "Whirlwind".