Fırınlama için kullanılan fırınlarda ısı kaynağı elektrik veya odun olabilir.O forno destinado ao cozimento da argila pode ser a lenha, elétrico ou a gás.
Her elektrik alanın kendine göre sonlu bir limiti vardır.Toda árvore desse tipo tem um caminho que é completamente livre.
Tramvay ağı 2 Şubat 1914 tarihinde elektrikli hâle getirildi.A eletrificação da rede com catenárias foi inaugurada em 2 de fevereiro de 1914.
Kuarklar; elektrik yükü, renk yükü, spin ve kütle gibi çeşitli yapısal özelliklere sahiptir.Quarks possuem várias propriedades, como a carga elétrica, a massa, a carga de cor e o spin.
Bu sayede elektrik akımının yönü de keşfedilmiştir.Aparentemente o problema da corrente de comando foi resolvido.
İlk elektrikli bilgisayar ENIAC'tır.Escreveu a descrição técnica completa do primeiro computador eletrônico digital, o ENIAC.
Koronalar özellikle yakın elektrik iletim hatlarında sesli ve radyo-frekansındaki gürültü oluşturabilir.A corona pode gerar ruído audível e de radio frequência, principalmente próximo a linhas de transmissão.
Ayrıca harici tank iki adet elektriksel gövdeye sahipti.A torre possuía ainda duas cisternas.
Kanalizasyon, su, elektrik ve telefon mevcuttur.Existe rede de esgotos, água, electricidade, telefone.
Örneğin Fransa, elektrik ihtiyacının %77'sini nükleer reaktörlerinden sağlamaktadır.Na França, que tem mais de 80% de sua eletricidade de origem nuclear, todos os reatores são desse tipo.
Jeotermal elektrik kapasitesi 4 milyar kWh/yıl olarak belirlenmiştir.Tem capacidade para produzir mais de 4000 milhões de kWh/ano.
Özdirenç materyalin elektrik akımına karşı koyabilme yeteneğinin ölçülmesidir.Resistividade é a medida do quão forte um material se opõe ao fluxo de corrente elétrica.
Jeotermal Enerji, ısıtmada ve elektrik üretiminde kullanılır.O biogás pode ser utilizado para gerar eletricidade e calor.
Elektrik enerjisi üretiminde ve endüstride kullanılır.É responsável pela produção de energia para consumo industrial.
Elektrik ve manyetizma (ışık) mutlaka James Clerk Maxwell ile de ilişkilidir.As descrições físicas e matemáticas da eletricidade e magnetismo foram unificadas por James Clerk Maxwell.
Saldırı öncesi, birkaç aydır kasaba elektrik ve gazdan yoksundu.Uma semana depois da passagem do furacão Dean ainda estavam sem telefone e eletricidade.
Ön camlar elektrikli'dir.O cátodo é o eletrodo central.
Elektrik yanıklarında fasyaların kesilerek açılması gerekebilir.Nas queimaduras elétricas pode ser necessário recorrer a fasciotomia.
Transfer şalteri, elektriksel bir yükü iki kaynak arasında değiştirmeyi sağlayan bir anahtardır.Transmissão de energia elétrica é o processo de transportar energia entre dois pontos.
Bugün, hidrolik sistemin yerine elektrikli bir sistem kullanılmaktadır.Um sistema de partida elétrico foi utilizado no lugar do pneumático.
Bu sıcak su kaynakları ısınma ve elektrik enerjisi elde etmede kullanılır.É utilizado principalmente como combustível para aquecimento e a geração de energia elétrica.
Dirac Bristol Üniversitesi'nde elektrik mühendisliği okudu ve 1921'de mezun oldu.Estudou engenharia elétrica na Universidade de Bristol, completando o curso em 1921.
1970 yılında elektriklenmiş köy sayısı % 7'ye ulaşmıştı.Na década de 70, o crescimento demográfico chegou a quase 400%.
Günlerce sorgulandı ve işkence edildi, lastik hortumlar ve elektrik kablolarıyla kırbaçlanıyordu.Durante cinco dias foi brutalmente torturado a base de golpes e choques elétricos.
Bu fenomen, şimşekle birlikte insanlığın elektrikle kayıtlara geçmiş ilk deneyimiydi.Junto com o raio, este fenômeno é uma das primeiras observações registradas com a eletricidade.
1985’te, asansörlerin her ikisi de elektrikle çalışacak şekilde düzenlenmiştir.Em 1985, a eletrônica foi atualizada, mas a saída de energia foi a mesma.
"Elektrikli aslan".«Juiz eletronico».
Babası elektrik mühendisiydi ve Venedik’in elektriklenmesine katkıda bulunmuştu.Zijn vader was elektrotechnicus die participeerde in de elektrificatie van Venetië.
On sekizinci yüzyılda Benjamin Franklin, elektrik hakkında çok geniş bir çalışma yaptı.In de 18e eeuw deed Benjamin Franklin uitgebreid onderzoek naar elektriciteit.
1973'te Kobe'de bir elektrikli makine şirketi satın aldı ve Shin Nihon Kikaku'yu kurdu.In 1973 verwierf hij een elektrotechnisch bedrijf in Kobe, waarmee hij de Shin Nihon Kikaku creēerde.
Bu elektrikli telgrafın doğuşuydu.Dit was de geboorte van de elektrische tram.
Saldırı öncesi, birkaç aydır kasaba elektrik ve gazdan yoksundu.Voor de aanval had de plaats reeds een aantal maanden geen gas en elektriciteit meer.
Şehirde iki süt fabrikası, bir elektrik fabrikası ve bir mobilya fabrikası bulunur.In de stad bevinden zich twee melkfabrieken, een elektronicafabriek en een meubelfabriek.
Emisyon standartları için, elektriksel değişikliklere gidildi.Ze werden wel op emissienormen aangepast.
İsviçre'deki ilk elektrikli aydınlatmayı da 1878'de Kulm oteli yapmıştır.De eerste elektrische verlichting van Zwitserland brandde in 1878 in het Kulm Hotel.
Elektrik direncinin birimi ohm (Ω) onun onuruna adlandırılmıştır.Tevens is de eenheid van de elektrische weerstand - de ohm - naar hem genoemd.
Elektrik yükü birimi olarak Coulomb kullanılmaktadır.De coulomb is de eenheid van elektrische lading.
Köyde elektrik vardır.Er is elektriciteit in het dorp.
Yüksek bir elektrik gücü vardır.Er is een zeer krachtige stroombron nodig.
Kilowatt saat elektrik enerjisini faturalamada kullanıldığından yaygın olarak bilinir.Het kilowattuur wordt vaak gebruikt in bijvoorbeeld elektriciteitsrekeningen.
Köprünün yanında Karahallı Elektrik Santrali vardır.Naast de sluis staat een elektrische brug.
1 saniyede 1 joule enerji harcayan elektrikli alet 1 watt gücündedir.Een lamp met een elektrisch vermogen van 1 watt verbruikt in 1 seconde 1 joule aan elektrische energie.
Elektrikli sandalyenin ilk kurbanı kız arkadaşını öldürmekten yargılanan William Kemmler'dır.Moordenaar William Kemmler was de eerste persoon die werd veroordeeld tot de elektrische stoel.
Kulübün adı aynı zamanda sponsorluğunu da yapan elektrik şirketi EWE AG 'den gelmektedir.De naam van de club komt van hoofdsponsor EWE AG, een energiebedrijf.
Elektrikçi ustası olarak çalışma hayatına başladı.Hij begon in het leven als elektricien.
Ana madde: Elektrokimya Elektrokimya elektrik ve kimyasal değişimler arasındaki ilişkileri inceler.De elektrochemie bestudeert de relatie tussen elektrische- en chemische processen.
Elektrikler kesilince buzdolabındaki tüm yiyecekler bozulmuş.Er blijkt niets gestolen, alleen alle groenten die in de koelkast lagen zijn weg.
Elektrik ve telefon vardır.Er is elektriciteit en telefoon.
Pozitif ve Negatif olmak üzere iki tür elektriksel yük vardır.De twee soorten elektriciteit worden tegenwoordig positieve en negatieve lading genoemd.
Sanayide elektrik kullanım oranı % 20 civarındadır.Het elektrisch rendement bedraagt circa 22%.
Bu harekete "Elektrik Akımı" denir.Men noemde dat een 'Running Power'.
Reaktörlerin çoğu elektrik üretimi için çalışırlar.De meeste reactors voor energieopwekking zijn van dit type.
Bu nedenle çok elektrik harcar.Dit kost veel energie.
Gemideki elektrik ihtiyacı üç adet jeneratör ile karşılanıyordu.Voor de elektriciteitsvoorziening bevinden zich vier generatoren aan boord.
1895 yılında hat elektriklendirildi ve 1960 yılında 1,435 mm standart ray açıklığına dönüştürüldü.Op 1 mei 1895 werd hij geëlektrificeerd en werd in 1960 omgespoord op 1435 millimeter normaalspoor.
Bu işlemlerin sonucunda elektrik enerjisi oluşur.Bij elektriciteit zijn het alleen maar de effecten daarvan.
Elektrik kurulu gücü 720 MVA'dır.De Pecém I heeft een capaciteit van 720 MW.
Türbinler vasıtasıyla da elektrik üretimi sağlanmış olur.Door middel van turbines wordt er elektriciteit opgewekt.
Şehirde ilk kez Şubat 8, 1924 elektrikli tramvay kullanıma açıldı.Op 8 augustus 1924 werd voor het eerst elektrisch gereden op de Berlijnse Stadtbahn.
Köyde ne elektrik ne de su şebekesi vardır.In het dorp is geen waterleiding of elektriciteit aanwezig.