Elektrikli ısıtıcımızla ilgili doğru gitmeyen bir şey var.Il y a quelque chose qui ne va pas avec notre radiateur électrique.
Elektrikli çitin üzerine işemeyiniz.Ne pas uriner sur la clôture électrique.
Tesla bir elektrikli otomobil.La Tesla est une voiture électrique.
Elektromanyetizma elektrik yük ile başlar.L'électromagnétisme commence avec la charge électrique.
Burada elektrik yoktur.Il n'y a pas d'électricité.
Nüfus artışı ve yoğun endüstrileşme elektrik ihtiyacının yılda %8 oranında artmasına neden olmuştur.La démographie et l'industrialisation intensive font augmenter la demande en énergie électrique de 8 % par an.
1890 - Elektrikli sandalyenin ilk kullanımı New York'taki Auburn hapishanesinde gerçekleşti.1890 : première exécution par chaise électrique à la prison d'Auburn, de New York.
Sonradan eklenen bu ışıklandırma sistemi, elektrikçi Charles Londner ve ekibi tarafından monte edildi.Ce système d'éclairage a été mis en place par Charles Londner et son équipe.
Bunun dışında, şehrin güneyinde bulunan bir ısı enerjisi santrali de şehre elektrik vermektedir.Par ailleurs, une centrale thermique, située au sud de la ville, fournit également un peu d'électricité.
Mahkûm zehirli iğne veya elektrikli sandalye arasında seçim yapabilir.Les condamnés peuvent choisir entre l'injection létale et la chaise électrique.
40'tan fazla aile evsiz ve 22.000 kişi elektriksiz kalmıştır.Plus de 40 familles se sont retrouvées sans abri, 22 000 personnes se sont retrouvées sans électricité.
Bu elektrikli telgrafın doğuşuydu.C'était la naissance du câble.
Ayrıca, fizik yasaları elektriğin elektrik şebekesi üzerinden nasıl aktığını tespit eder.De plus, les lois de la physique déterminent les flux électriques à travers le réseau électrique.
1880 - İlk elektrikli ampul fabrikası Thomas Edison tarafından açıldı.1880 : ouverture de la première usine d'ampoules électriques par Thomas Edison.
Ülke elektrik enerjisi ihtiyacının tamamını kendi üretir.Il produit lui-même la totalité de l'énergie dont il a besoin.
1902’de ilk modern elektrikli klima Willis Haviland Carrier tarafından icat edildi.En 1902, l'air climatisé moderne est inventé par Willis Carrier.
Elektrik ile çalışır.Fonctionne à l'électricité.
Hoover - Elektrikli süpürge.Gary - traction électrique.
Siyasete başlamadan önce, bir elektrik mühendisi ve iş adamı idi.Avant d'entrer en politique, il était officier militaire et homme d'affaires.
Alan gibi gösterilen diğer etkileri yerçekimi ve statik elektrik.D'autres effets qui se manifestent à travers des champs sont la gravitation et l'électricité statique.
Buna göre elektriksel kuvvet, molekülleri bir gerilme durumuna sokuyordu.La force électrique selon lui mettait les molécules d'une solution dans un état de tension.
1.6 m boyundaki elektrik balığı atın karnına saldırdı ve onu çarptı.L'anguille d'un mètre soixante de long se frottait au ventre du cheval et lui donnait un choc.
Yüklü partiküller elektrik ve manyetik alanlarda oldukça etkilenirler.Les particules chargées sont très sensibles aux champs électrique et magnétique.
11 Nisan'da istasyonun dört güneş hücresi bozuldu ve elektrik kesildi.Le 11 avril la station perd ses quatre panneaux solaires et toute alimentation électrique.
Verbund Avusturya'daki en büyük elektrik üretici ve elektrik iletimini yapan firmadır.La société était le plus grand producteur d’électricité en Autriche.
İletilen ışın kristale uygulanan elektrik sinyali ile modüle edilmiş fazdır.La phase de l'onde transmise est alors modulée par le signal électrique appliqué au cristal.
Elektroşok, elektrik şoku ile ölüme verilen isimdir.La mort semble avoir été due à un électrochoc.
Ohm kanunu, Fourier kanunu'nun elektrikteki karşılığıdır.C'est-à-dire que nous cherchons la loi d'Ohm pour les électrons.
Elmas, mükemmel bir elektrik izolatörüdür.Ce gaz est un excellent isolant électrique.
Sistem standart elektrik hatlarıyla çalışmaktadır ve 750 voltla işlemektedir.La ligne est construite à l'écartement normal et est électrifiée en 750 V courant continu.
Bu da merkezsizleşmiş elektrik üretiminin bir türüdür.Il s'agit donc d'un système de production décentralisée d'énergie.
Elektrik ve su bazı bölgelerde kesildi.L'électricité et le service de l'eau furent interrompus dans la plupart des pays.
Claude Shannon (1916–2001): Amerikalı elektrik mühendisi, matematikçi.Claude Shannon (1916-2001) est un ingénieur électricien et mathématicien américain.
Honda Insight, Honda tarafından üretilen elektrikli hibrit otomobil modelidir.La Honda Insight est une automobile hybride électrique développée par le constructeur japonais Honda.
Kurşun stifnat özellikle kıvılcım ve statik elektrik deşarjına duyarlıdır.Le styphnate de plomb est très sensible au feu et aux décharges d'électricité statique.
Elektrik yoktur ancak doğal su kaynakları vardır.Il n'y a aucune source d'eau naturelle.
1993 yılında istasyon elektriklendirildi.La ligne fut électrifiée en 1993.
Bu tür çözeltiler elektrik akımını iletmezler.Ces barrages ne produisent pas d'électricité.
Elektrik sözünün ilk kullanımı 1646 daki çalışmasında –Pseudodoxia Epidemica- Sir Thomas Browne a atfedildi.La plante est décrite dans l'ouvrage de 1646 Pseudodoxia Epidemica de Sir Thomas Browne.
Bu nedenle çok elektrik harcar.Pour cela, il absorbe beaucoup d'énergie.
Bir coulomb yaklaşık 624x1016adet elektrik yüküne eşittir.Un coulomb équivaut à environ 6.2x1018 charges électriques élémentaires.
Bu arada günün yarısı elektrik vardır diğer yarısında yoktur.La moitié de la ville est privée d’électricité.
Taner Yıldız (3 Nisan 1962, Boğazlıyan) Türk siyasetçi, elektrik mühendisi.Taner Yıldız, né le 3 avril 1962, est un homme politique turc.
Doğal gazın %50'si elektrik üretiminde kullanılmaktadır.70 % du gaz sert à la production d'électricité.
İlde elektrik üretiminde en çok hidroelektrik enerjiden faydalanılmaktadır.L'hydroélectricité représente la majeure partie de la production électrique.
Örneğin, bir saat sinyali, başka elektrik sinyalinin gecikmesine de bağlıdır.Par exemple, un signal d'horloge est sujet à des retards comme tous les autres signaux électriques.
Siemens tarafından elektrikli tramvay yapıldı.Ascenseur électrique de Siemens.
Orada Daniel'le karşılaşırlar ve aralarında bir elektriklenme olur.Emily revoit Daniel, mais un malaise s'installe entre eux.
Tüm hat elektriklidir.Tout le réseau est électrique.
Genellikle elektrik üretiminde kullanılır.Il est principalement utilisé pour la production d’électricité.
12 voltluk elektrik sistemi mevcuttur.Le système électrique était maintenant en 12 volts.
Gazların elektriksel iletkenliği üzerine çalışmalar yürüttü.Il s'est ensuivi les travaux sur les composants électriques de l'attraction.
Otomotiv sektörüne ise 1902 yılında elektrikli ve 1904 yılında benzinle çalışan araçlarla girdi.Toutefois, elle diversifiera sa production pour produire des véhicules utilisant de l'essence en 1904.
Ancak elektrikle temasın olduğu durumlarda çarpılma riskine karşı su kullanımından kaçınılmalıdır.Cependant, il faut éviter un maximum la corrosion des combustibles irradiés au contact de l'eau.
Köyün Elektrik ve suyu vardır.Le village est doté d’eau courante et d’électricité.
Çift elektrikli sandalyede idam edildi.Six membres de la mission sont exécutés sur la chaise électrique.
Diğer potansiyel kuyu cesitleri elektriksel ve magnetik potansiyel kuyular içerir.D'autres types de puits de potentiel existent comme l'électrique ou le magnétique.
Şirket 2006 yılında 28.1 Milyar kWh elektrik enerjisi üretmiştir.La centrale produit 22 milliards de kWh d'électricité en 1981.
1925 yılında pavyon lambaları elektrik lambalar ile değiştirildi.En 1927, les lampes au pétrole ont été remplacées par une lampe électrique.
Köye ulaşımı sağlayan yol %90'nı asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.En ce qui concerne les voyageurs, 94 % aiment le confort et la propreté des bus du réseau.