Kısa bir çatışmadan sonra kasabayı ele geçirdik.We seized the town after a short battle.
Tom tek başına elektrik direğinin yanında durdu.Tom stood by himself next to the lamppost.
Bir elektrikli ısıtıcı banyo zemininin seramik fayanslarını ısıtır.An electric heater warms up the ceramic tiles of the bathroom floor.
Bana Tom'un elektronik posta adresini söyle.Tell me Tom's email address.
Tesla bir elektrikli otomobil.The Tesla is an electric car.
Finlandiya Rusya'yı Kış Olimpiyatları hokey turnuvasından eledi.Finland eliminated Russia from the Winter Olympics hockey tournament.
Tom ülkesinin takımı turnuvadan elendiği zaman üzgündü.Tom was sad when his country's team was eliminated from the tournament.
Tom'un gerçeği ele alabileceğini sanmıyorum.I don't think Tom can handle the truth.
Ben sık sık Elena'nın evine giderim.I often go to Elena's house.
Elektrikli arabamı nerede şarj edebilirim?Where can I charge my electric car?
Tom ortağının tüm hisselerini ele geçirmek istiyor.Tom wants to buy out his partner.
Neden kendini ele verdin?Why did you give yourself up?
Elektrikli bilgisayarlar, yöneticilere ayrıntılı ve güncel bilgileri sağlar.Electric computers provide managers with detailed, up-to-date information.
Klor, periyodik tablodaki elementlerden biridir.Chlorine is one of the elements in the periodic table.
Tom elektrik ve akarsu olmadan ormanda yaşıyor.Tom lives in the woods without electricity and running water.
Tom'u bir kızla el ele tutuşurken gördüm.I saw Tom holding hands with a girl.
Tom'un Mary ile el ele tutuştuğunu gördüm.I saw Tom holding hands with Mary.
Tom ve Mary el ele tutuşarak parkta yürüyorlardı.Tom and Mary were walking through the park, holding hands.
Kızlar birbirini eleştirir.Girls criticize each other.
Tom'un yaptığı her şeyi Mary eleştirdi.Everything Tom did, Mary criticised.
Tom Mary'nin yaptığı her şeyi eleştirdi.Tom criticized everything Mary did.
Elektrik prizine asla parmağınızı sokmayın.Never plug your finger into the socket.
Odada elektrik yok.There is no electricity in the room.
Yeni eleman kim?Who's the new guy?
Onların artık elektrikleri yoktu.They had no more electricity.
O, elektrikçi mı?Is that the electrician?
Böyle bir şey söylemek çok iyi şekilde ince eleyip sık dokumayacaktır.Saying something like that is not going to go over very well.
Titanyum, sembolü Ti olan kimyasal bir elementtir.Titanium is a chemical element with the symbol Ti.
Bunu tek başına ele almak zorunda kalacaksın.You'll have to handle it by yourself.
Bu muhteşem elektrikli su ısıtıcısı sadece 29,96 €'ya satıştadır.This magnificent electric kettle is on sale at only €29.96.
O sorunu ele alayım.Let me handle that problem.
Bu elektrikli otomobil, bataryalarla güçlendirilmiştir.This electric car is powered by batteries.
Bir elektrikli fan istiyorum.I want an electric fan.
Elektrik yine geldi.The power is back on.
Bak, Tom ve Mary el ele tutuşuyor! Onlar çok sevimliLook, Tom and Mary are holding hands! They're so cute!
Tom ve Mary el ele tutuşarak göl etrafında yürüdüler.Tom and Mary walked around the lake holding hands.
Tom elektronik alanında ihtisas yaptı.Tom majored in electronics.
Tom'un elektrik mühendisliğinde bir derecesi var.Tom has a degree in electrical engineering.
Almanya'nın elektriğinin yüzde 31'i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanır.31 percent of Germany's electricity comes from renewable energy sources.
Tom ve Mary el ele tutuşarak, caddede yürüdü.Tom and Mary walked down the street, holding hands.
Tom bunu doğru şekilde ele almıyor.Tom isn't handling it the right way.
Anlayamadığın şeyi eleştirme.Don't criticize what you can't understand.
Tom'un her zaman otorite elemanları ile ilgili bir sorunu olmuştur.Tom has always had a problem with authority figures.
O ele geçirildi.She was cornered.
Tom John ve Mary'nin el ele tutuştuklarını fark etti.Tom noticed that John and Mary were holding hands.
Tom bir restoran eleştirmeni.Tom is a restaurant critic.
Tom bir şarap eleştirmeni.Tom is a wine critic.
Kimseyi eleştirmeyin!Do not criticize anybody!
Eleştirel düşünme nedir?What is critical thinking?
Elektrikli tekerlekli sandalye kullanmak için bir ehliyete ihtiyacın var mı?Do you need a license to use an electric wheelchair?
Elektrikli tekerlekli sandalye bir sürücü ehliyeti gerektiriyor mu?Does an electric wheelchair require a driver's license?
Tom her zaman Mary'yi eleştiriyor ve onu başkası sanıyor.Tom's always criticizing Mary and putting her down.
Bu elektrikli süpürge, gürültülüdür.This vacuum cleaner is noisy.
Bu elektrikli bir cihazdır.This is an electrical appliance.
Eğer param yetse elektrikli bir araba satın alırım.If I could afford it, I would buy an electric car.
Yenilen elenir.The one that gets beaten becomes disqualified.
Tom elektrikli bir araba kullanıyor.Tom drives an electric car.
Sodyum yer kabuğundaki en bol elementlerden biridir.Sodium is one of the most abundant elements in the Earth's crust.
Ev hanımı, halıyı elektrik süpürgesiyle temizledi.The homemaker vacuumed the carpet.
Temizlikçi kadın her salı sabahı elektrik süpürgesiyle temizlik yapar.Every Tuesday morning the housekeeper vacuums.