Ana içeriğe geç
Sözlük

ele ile cümle

ele kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Geç geldiğim için beni eleştirdiler.They criticized me for coming late.
Onu eleştirmedim.I didn't criticize him.
Kelebek ele kondu.The butterfly landed on the hand.
Tom bir elektrikli araba satın aldı.Tom bought an electric car.
Mary, Tom ve Conchita'yı el ele tutuşurlarken gördü.Mary saw Tom and Conchita holding hands.
Kaç tane kimyasal element, suyu oluşturur?Of how many chemical elements is water composed?
Su kaç tane kimyasal elementten oluşur?Of how many chemical elements is water composed?
Elena sınıftaki en uzun kız.Elena is the tallest girl in the class.
Elektrikli gitar çalamam.I can't play the electric guitar.
Yapay ışık elektrikle üretilir.Artificial light is produced by electricity.
Sana bir elektronik posta gönderdim.I sent you an email.
Elektriği tasarruf etmeliyiz.We must save electricity.
Elektrik faturamı teslim aldım.I received my electricity bill.
Biri onu hızla yeniden ele geçirdi.One quickly recaptured him.
Tom, bilgisayarının kötü bir ruh tarafından ele geçirildiğini düşünüyor.Tom thinks that his computer is possessed by an evil spirit.
Pozitif atom çekirdekleri negatif elektronları çeker.Positive atomic nuclei attract negative electrons.
İngiltere yine penaltılarla elendi.England go out on penalties again.
Tom ve Mary el ele tutuşuyorlar.Tom and Mary are holding hands.
Tom, John ve Mary'yi el ele tutuşurlarken gördü.Tom saw John and Mary holding hands.
İlk elektronik bilgisayarlar 1945 yılında faaliyete geçti.The first electronic computers went into operation in 1945.
Profesör, öğrencileri tarafından eleştirildi.The professor was criticized by the students.
İlk elektronik bilgisayar 1941 yılında ülkemizde üretildi.The first electronic computer was produced in our country in 1941.
Elektrikli çit üzerine işeme.Don't pee on an electric fence.
"Niye ben?" "Çünkü, eleme işleminde başka seçenek yoktu.""Why me?" "Because, by process of elimination, there was no other choice."
Tom'un evinin elektriği yok.Tom's house doesn't have electricity.
Elektrikli bir araba aldım.I bought an electric car.
Plymouth Üniversitesi'nde elektrik mühendisliği okuyorum.I am studying electrical engineering at the University of Plymouth.
Ben bir bilgisayar kullanamam. Elektrik yok.I cannot use a computer. There is no power.
Beton sert olduğu zaman pim keski yerine elektrikli matkap kullanırız.When the concrete is hard, we use an electric drill instead of a pin chisel.
Yeni bir elektronik cihaz serbest bırakıldığında herkes deliriyor.When a new electronic device is released, everyone goes crazy.
Tüm eleştrilerine önem verirsem, olduğum yerde olmam.If I cared about all your criticism, I wouldn't be where I am.
O sert bir eleştirmen.He is a harsh critic.
Tom eleştirilmeyi sevmiyor.Tom doesn't like being criticized.
Ülkemi kimse eleştirmedi.Nobody criticized my country.
Kimse ülkemi eleştirmiyor.Nobody criticizes my country.
Hiç kimse ülkemi eleştirmek istemedi.Nobody wanted to criticize my country.
Kimse ülkemi eleştirmek istemiyor.Nobody wants to criticize my country.
Köyün elektriği yok.The village has no electricity.
Ağabeyim sana kötü davrandığı için beni eleştirme.Don't lash out at me just because my brother treated you badly.
Tom elektrikli sandalyede idam edildi.Tom was electrocuted.
Bu TV gösterisi genç gebelik ve eşcinsellik konuları ele almaktadır.This TV show tackles issues of teenage pregnancy and homosexuality.
Onları nerede eleştirdin?Where did you criticize them?
Ödünç alabileceğim bir elektrikli testeren var mı?Do you have a chain saw I could borrow?
Beni eleştiriyor musun?Are you picking on me?
Az önce elektronik postanı aldım.I just got your email.
Sanırım çok ince eleyip sık dokuyorsun.I think you're too picky.
Durumu ele alma tarzım için özür dilemek istiyorum.I'd like to apologize for the way I handled the situation.
Kendi kendimizi eleştirmeye başlayamayız.We can't start second-guessing ourselves.
Ben bunun ele gelebileceğini düşündüm.I thought this might come in handy.
Bir kızılötesi ışın elektromanyetik radyasyondur.An infrared ray is electromagnetic radiation.
O bir elektrikli araba sürer.He drives an electric car.
O bizi ele verdi.He ratted us out.
Robotlar bir gün kontrolü ele alacak, bundan emin ol.The robots will gain control one day, be sure of that.
Sadece el ele tutuşalım.Let's hold hands.
Polis bu yerin her santimini ince eleyip sık dokudu.The police went over every inch of this place.
Bunu ele almamı istiyor musun?Do you want me to handle this?
Tom, bunu ele almanı istiyorum.Tom, I want you to handle this one.
Tom Mary ile birlikte birkaç şeyi ince eleyip sık dokumak istedi.Tom wanted to go over a few things with Mary.
Bunu ele almanı istiyorum.I want you to handle this.
Her şey çok dikkatli olarak ele alınmalıdır.Everything must be handled very carefully.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod