Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Цю історію розповіла мені людина, котра чула її від одного з... словом, схожа на правду.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Эта историю рассказал мне человек, который услышал её от одного из... словом, она похожа на правду.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.זה סיפור שסופר לי על ידי מישהו ששמע ממישהו ש וכנראה שזה סיפור אמיתי.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.إنها قصة قصّها لي شخص ما سمعها من أحد -- مرجح أنها قصة حقيقية.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.きっと本当の話でしょう ある院生の話です 私はラトガー大学にいて2人の共同研究者がいます その1人アート・アーロンは
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.呢個故事係由人哋講我知嘅,而佢又係聽另一個人講嘅 可能係真人真事
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.En je zit in rijen, zoals hier, en iemand vraagt om een biertje, en het wordt aangereikt bij het gangpad.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.E si sta seduti in file come voi, e qualcuno chiede una birra, e questa arriva fino al corridoio.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.Estão sentados em filas como estas. Alguém pede uma cerveja, e ela é passada de mão em mão pela coxia.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.이런 열에 맞춰서 앉아있죠. 누군가 맥주를 주문하고, 통로측에서 맥주가 건네집니다.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.Na przykład jesteś na wydarzeniu sportowym, siedzisz w rzędach takich jak te, a ktoś prosi o piwo.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.Toată lumea stă în rânduri ca aici, iar cineva cere o bere care se serveşte de la capătul rândului.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.Und Sie sitzen in Reihen wie diesen, und jemand fragt nach einem Bier, und es wird den Gang runtergereicht.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.Y usted está sentado en una de las filas y alguien pide una cerveza, y se hace una cadena de manos.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.Все сидят вот такими рядами, и кто-то просит пива, и его передают вдоль прохода.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.Седите в такива редове някой моли за бира и я подават по пътеката.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.Так само сидите в рядах. І тут комусь захотілось пива. Пиво передається через весь ряд.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.ואתם יושבים בשורות כמו אלו, ומישהו מבקש בירה, וזה מגיע מהמעבר.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.وأنتم تجلسون في صفوف مثل هذا، ويطلب شخص ما قارورة نبيذ، ويتم تسليمها لك في الممر.
Buradaki gibi sıra sıra oturuyorusunuz, ve biri bir bira söylüyor, bira sıra boyunca elden ele geçiyor.誰かがビールを注文します それは通路で手渡され あなた方は隣席の責務として
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim.Deci vă pot spune la prima mână cum a fost să ai acces
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim. İnanılmazdı.Alors, je suis bien placée pour vous expliquer ce que cela représente d'avoir accès à cette fuite.
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim. İnanılmazdı.Első kézből árulhatom el, hogy milyen volt az, hogy hozzáfértünk ehhez a kiszivárogtatáshoz.
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim. İnanılmazdı.Perciò posso raccontarvi di prima mano come fosse avere l'accesso alla notizia.
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim. İnanılmazdı.Takže vám můžu říct, jaký to byl pocit, mít v ruce ty uniklé dokumenty.
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim. İnanılmazdı.Tôi có thể kể đầu tiên cách tôi tiếp cận các rò rỉ thế nào.
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim. İnanılmazdı.Έτσι μπορώ να σας πω από πρώτο χέρι πώς ήταν να έχεις πρόσβαση σε αυτή την διαρροή.
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim. İnanılmazdı.З власного досвіду я знаю, що це таке - отримати доступ до такої інформації.
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim. İnanılmazdı.И вы можете узнать у меня из первых уст, каково было иметь доступ к этой утечке.
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim.제가 처음 이 유츌 자료를 접했을 때 어떤 느낌이었는지
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim.אז אני יכולה לספר לכם ממקור ראשון איך זה הרגיש להיות נגישה
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim.يمكننى إخباركم مباشرة عن وصف الأمر عندما يكون بإمكانك الوصول ..
Bu yüzden size birinci elden bu sızıntıya erişebilmenin nasıl olduğunu söyleyebilirim.言わせてもらうと 素晴らしいの一言でした
Çözümü elden geldiğince genel tutalım.Staramy się pisać to jak najbardziej ogólnie.
Çözümü elden geldiğince genel tutalım.אז נהיה כמה שיותר כלליים.
Çözümü elden geldiğince genel tutalım.لذا دعونا نكون عامة قدر الإمكان.
Eğer ilk elden görmezseniz,De intensiteit om Engels te leren is bijna onvoorstelbaar.
Eğer ilk elden görmezseniz, İngilizce öğrenme isteğinin şiddetini hayal etmek güç.Cường độ học tiếng Anh gần như không thể tưởng tượng được.
Eğer ilk elden görmezseniz, İngilizce öğrenme isteğinin şiddetini hayal etmek güç.Intenzitu výuky angličtiny si ani nedovedete představit.
Eğer ilk elden görmezseniz, İngilizce öğrenme isteğinin şiddetini hayal etmek güç.L'Intensità con la quale si impara l'inglese è quasi incredibile, se non vista di persona.
Eğer ilk elden görmezseniz, İngilizce öğrenme isteğinin şiddetini hayal etmek güç. Öğretmen:A intensidade para aprender inglês é quase inimaginável, a não ser que o presenciemos.
Eğer ilk elden görmezseniz, İngilizce öğrenme isteğinin şiddetini hayal etmek güç.Інтенсивність вивчення англійської настільки неймовірна, що в це важко повірити.
Eğer ilk elden görmezseniz, İngilizce öğrenme isteğinin şiddetini hayal etmek güç.Тяга к изучению английского с трудом укладывается в голове.
Eğer ilk elden görmezseniz,Intensitas mereka belajar Bahasa Inggris tidak terbayangkan.
Eğer ilk elden görmezseniz,영어 공부의 강도는
Eğer ilk elden görmezseniz,La intensidad por aprender inglés es casi inimaginable.
Eğer ilk elden görmezseniz,La pression pour apprendre l'anglais, est presque inimaginable.
Eğer ilk elden görmezseniz,Náruživosť študentov naučiť sa po anglicky je temer nepredstaviteľná.
Eğer ilk elden görmezseniz,Presiunea de a învăța engleza este aproape de neimaginat.
Eğer ilk elden görmezseniz,Presja by uczyć się języka angielskiego jest niemal niewyobrażalna.
Eğer ilk elden görmezseniz,Takšna strast do učenja angleščine je skoraj nepredstavljiva.
Eğer ilk elden görmezseniz,Η ένταση να μάθουν Αγγλικά είναι αφάνταστη.
Eğer ilk elden görmezseniz,הלחץ ללמוד אנגלית
Eğer ilk elden görmezseniz,الشدة لتعلم الانجليزية
Eğer ilk elden görmezseniz,それを見ない限り想像しがたいものです
Elden ele verebilirsiniz.Körbeadhatják.
Elden ele verebilirsiniz.Je kan 'm doorgeven.
Elden ele verebilirsiniz.돌려 보세요.
Elden-boğaza-- 2.6 trilyon.그날 그날의 비용이라고 해야할까요? -- 2.6억
Elden-boğaza-- 2.6 trilyon.Alla giornata, è di 2.6 mila miliardi.