Buna ilk elden tanık oldum.Бил съм свидетел от първа ръка.
Buna ilk elden tanık oldum.Я был непосредственным свидетелем этого.
Buna ilk elden tanık oldum.הייתי עד ממקום ראשון.
Buna ilk elden tanık oldum.ولقد شهدت ذلك مباشرة.
Buna ilk elden tanık oldum.学校生活の最初の数年間 私はモンテッソーリ教育を受けました
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.A fost primul lucru pe care l-am înţeles în următoarea mea aventură.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Aprendi isto em primeira mão na minha aventura seguinte.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.C'est une leçon que j'ai apprise dans ma prochaine aventure.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Das habe ich unmittelbar in meinem nächsten Abenteuer gelernt.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Ho imparato questo in prima persona con la mia avventura successiva.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Jeg lærte det på første hånd i mit næste eventyr.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.저는 이것을 제 경험을 통해 직접 배울 수 있었어요.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Naučilo ma to z prvej ruky moje ďaľšie dobrodružstvo.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Opin tämän omakohtaisesti seuraavassa seikkailussani.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Saya mempelajarinya di petualangan saya yang berikutnya.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Tega sem se naučila iz prve roke z naslednjo pustolovščino.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Tôi học được điều này lần đầu tiên sau hành trình tiếp theo của tôi.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.To jsem sama zjistila při svém dalším dobrodružství.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Uświadomiła mi to moja następna przygoda.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Yo entendí esto de primera mano en mi siguiente aventura.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Αυτό το έμαθα από πρώτο χέρι με την επόμενη περιπέτειά μου.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Моя следующая авантюра подтвердила это.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Научих това от първа ръка със следващото си приключение.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.Я навчилася цьому з першоджерел у моїй наступній пригоді.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.למדתי את זה ממקור ראשון בהרפתקאה הבאה שלי.
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.لقد تعلمت هذا أول مع أول في مغامرتي التالية
Bunu bir sonraki maceramda birinci elden yaşadım.私にそのことを教えてくれた
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.C'est sa première fois sur la côte ouest américaine.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Das ist ihre Premiere an der amerikanischen Westküste. Ich reiche sie mal herum.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Đây là lần đầu tiên trên bờ biển phía Tây Hoa Kỳ. Tôi sẽ cho mọi người lần lượt chuyền xem con vịt.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Dit is voor het eerst dat hij aan de westkust van de VS is. Ik laat 'm even rondgaan.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Dnes je poprvé na západním pobřeží. Pošlu vám jí.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.É a sua primeira vez na Costa Oeste dos Estados Unidos. Vou fazê-lo circular pela sala.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.È la sua prima volta nella costa occidentale degli USA Ho intenzione di farlo girare tra voi.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.E prima ei călătorie pe Coasta de Vest, SUA. O să o dau din mână în mână.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Esta es la primera vez que viene a la costa oeste de Estados Unidos. Lo voy a pasar para que lo vean.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Inilah pertama kalinya bebek itu ada di pantai barat Amerika. Saya akan mengedarkannya.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.미국 서해안 지역에서 이 오리를 보여드리는 것은 처음입니다. 주변 분들끼리 돌려 보시기 바랍니다.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Most van először az Egyesült Államok nyugati partvidékén. Mindjárt körbeadom.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Na západnom pobreží USA je prvýkrát. Dám ju kolovať.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.To jej pierwsza wizyta na Zachodnim Wybrzeżu USA. Puszczę ją może po sali.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Είναι η πρώτη της φορά στη Δυτική Ακτή των Η.Π.Α. Θα σας τη δώσω να τη δείτε.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Она впервые на Западном Побережье Соединённых Штатов. Я собираюсь передать её по кругу.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.Це її перша подорож до Західного узбережжя США. Я передам її по залу.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.זהו ביקורו הראשון בחוף המערבי של ארה"ב. אני אעביר אותו ביניכם.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.إنّها المرّة الأولى له في السّاحل الغربي الأمريكيّ. سأقوم بتمريره.
Bu, onun Amerika Batı Kıyısındaki ilk günü, elden ele gezdirmenizi istiyorum.今 まわします (笑)
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.C'est une anecdote que m'a raconté quelqu'un qui venait de l'entendre de... probablement une histoire vraie.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Det är en berättelse jag hörde från någon som hört den av en av -- förmodligen en sann berättelse.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Die Geschichte wurde mir erzählt von Jemandem, der sie von - wahrscheinlich eine wahre Geschichte.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Đó là một câu truyện được kể cho tôi bởi một người khác có lẽ là một câu truyện có thật.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.É uma história que me contou alguém que a tinha ouvido contra, provavelmente, uma história verdadeira.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Je to příběh, který mi vyprávěl někdo, kdo ho slyšel od někoho jiného... nejspíš bude pravdivý.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.해당 인물에게서 들은 사람이 저에게 얘기해 준 이야기입니다. 아마 실화일 것입니다.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Tento príbeh mi povedal niekto, kto ho počul od niekoho iného -- pravdepodobne je pravdivý.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.To historia zasłyszana, ale chyba prawdziwa. To historia zasłyszana, ale chyba prawdziwa.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.To je zgodba, ki mi jo je povedal nekdo, ki jo je slišal od nekoga; verjetno resnična zgodba.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Valaki elmesélte nekem ezt a történet, ő is hallotta az egyik -- valószínűleg igaz történet.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Είναι μια ιστορία που μου είπε κάποιος που την άκουσε από κάποιον που - μάλλον είναι μια αληθινή ιστορία.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Това е история, разказана ми от човек, който я е чул от друг - но вероятно е истина.