Öğretmenlerimin eğlenceli resimlerini çizdim -- (Gülüşmeler) -- ve onları elden ele dolaştırdım.ציירתי ציורים מצחיקים של המורים - [צחוק] - והעברתי אותם בין כולם.
Öğretmenlerimin eğlenceli resimlerini çizdim -- (Gülüşmeler) -- ve onları elden ele dolaştırdım.كنت أرسم رسمات مضحكة لمعلميني -- (ضحك) و أمررها في الأنحاء.
Öğretmenlerimin eğlenceli resimlerini çizdim -- (Gülüşmeler) -- ve onları elden ele dolaştırdım.授業中に回したんです 高校1年の英語の授業中
Şakaları elden çıkarmak mesele değil, her şey malın kalitesine bağlı.운반은 문제가 안돼, 물건이 어떠냐에 달렸지
Şakaları elden çıkarmak mesele değil, her şey malın kalitesine bağlı.Menjual lelucon itu mudah, tergantung dari kualitas produk.
Şakaları elden çıkarmak mesele değil, her şey malın kalitesine bağlı.Mover chistes es mucho que hacer, todo depende de la calidad del producto.
Şakaları teker teker satarak yapamazsın. Hepsini tek seferde elden çıkarman lazım.Te dije, no puedes vender un chiste a la vez, Tienes que venderlos por montón.
Sana söylemiştim. Şakaları teker teker satarak yapamazsın. Hepsini tek seferde elden çıkarman lazım.하나씩 팔면 안된다고 말했잖아 한번에 왕창 팔라니까
Size bu dört çeşit gücün ne olduğunu söyleyebilirdim ama bunları birinci elden deneyimlemenizi tercih ederim.Acum, v-aş putea spune care sunt aceste patru tipuri de tărie dar aş prefera să le trăiţi voi mai întâi.
Size bu dört çeşit gücün ne olduğunu söyleyebilirdim ama bunları birinci elden deneyimlemenizi tercih ederim.Ich könnte Ihnen diese vier Stärke-Arten jetzt aufzählen, aber Sie sollten sie am besten selbst erleben.
Size bu dört çeşit gücün ne olduğunu söyleyebilirdim ama bunları birinci elden deneyimlemenizi tercih ederim.Ik zou je kunnen zeggen wat die vier soorten kracht zijn, maar ik laat ze je liever zelf ervaren.
Size bu dört çeşit gücün ne olduğunu söyleyebilirdim ama bunları birinci elden deneyimlemenizi tercih ederim.자 이제 제가 이 네 가지 힘에 대해 말씀드릴 수 있지만 우선 직접 체험해 보시길 바래요.
Size bu dört çeşit gücün ne olduğunu söyleyebilirdim ama bunları birinci elden deneyimlemenizi tercih ederim.Mogłabym Wam teraz powiedzieć czym są te cztery siły, ale wolę żebyście doświadczyli ich sami.
Size bu dört çeşit gücün ne olduğunu söyleyebilirdim ama bunları birinci elden deneyimlemenizi tercih ederim.Potrei dirvi quali sono questi quattro tipi di forza, ma preferisco farveli sperimentare di persona.
Size bu dört çeşit gücün ne olduğunu söyleyebilirdim ama bunları birinci elden deneyimlemenizi tercih ederim.Мога да ви кажа кои са тези четири вида сила, но по-добре е, ако ги изживеете.
Size bu dört çeşit gücün ne olduğunu söyleyebilirdim ama bunları birinci elden deneyimlemenizi tercih ederim.כעת, יכולתי לומר לכם מהם ארבעת סוגי החוזק, אבל הייתי מעדיפה שתתנסו בהם ממקור ראשון.
Size bu dört çeşit gücün ne olduğunu söyleyebilirdim ama bunları birinci elden deneyimlemenizi tercih ederim.ويمكنني الآن اخباركم بهذه الأنواع الأربعة من القوة لكنني أفضل أن تجربوها مباشرة
Size bu dört çeşit gücün ne olduğunu söyleyebilirdim ama bunları birinci elden deneyimlemenizi tercih ederim.それより自分で体験 して欲しいんです 今から全員で この力を つけていきましょう
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.Allora parlano loro, e il testimone passa di mano.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.A pak mluví oni, předáváme si takto štafetu jeden druhému.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.A potom hovoria oni, a potom predáme štafetu naspäť a vpred medzi každého.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.Dan gaan zij praten en dan geven we het stokje heen en weer aan elkaar door.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.După care ei vorbesc, și după care pasăm mingea unul la altul.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.Et alors, elle se met à parler, et après on se passe le bâton.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.Kiedy drugi skończy mówić daje znać pierwszemu i cykl się powtarza.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.그러면, 그 사람이 얘기를 하고, 다시 상대방에게 넘기고 받고 하면서 대화를 하지요.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.Và họ nói, rồi chúng ta cứ theo lượt như thế.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.Y luego ellos hablan, y nos pasamos la batuta el uno al otro.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.Затем говорит он, и мы передаём эстафету туда и обратно между собой.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.Тогава той говори, а после си предаваме диригентската палка напред-назад помежду си.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.ואז הם מדברים, ואז אנחנו מעבירים את המקל מהאחד לשני
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.ثم يتحدث الآخر، ثم نتبادل الأدوار بين بعضنا البعض.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.これをロボットに組み込みました
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Aș vrea să le arăt ca să putem, știți -- (Râsete)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Chciałbym je pokazać, żebyśmy po prostu mogli, no wiecie -- (Śmiech)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Gostaria de os mostrar, assim podem, vocês sabem... (Risos)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Ich würde sie gerne herumreichen, also könnten sie einfach - (Gelächter)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Ik geef ze even door -- (Gelach)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)J'aimerai vous les montrer pour qu'on puisse, vous savez -- (Rires)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)슬라이드들을 보여 드리려 합니다. 아시다시피 여러분은 그저.... (웃음)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Rád bych jich pár ukázal, takže, znáte to... (Smích)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Szeretném ezeket körbeadni, hogy tudjunk utána, tudják ... (nevetés)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Tôi muốn đưa cho quý vị xem và quý vị có thể, như quý vị đều biết -- (Tiếng cười)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Vorrei mostrarle in giro, così che possiamo, sapete... (Risate)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Θα ήθελα να τα μοιράσω για να τα δείτε, ώστε - (Γέλια)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Бих искал да ви ги покажа, за да можем просто, нали разбирате -- (Смях)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)Я хотел бы раздать их вам, чтобы мы могли просто, вы понимаете -- (Смех)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)אני רוצה להעביר אותן ביניכם, כדי שפשוט -- (צחוק)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)أود أن أعرضها عليكم كي، تعرفون -- (ضحك)
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)(笑) というのは冗談で、ちゃんと大きな絵を用意してきました
Tütün gelirlerini elden çıkarıyorlar.De frasælger indtægterne fra tobak.
Tütün gelirlerini elden çıkarıyorlar.De säljer av intäkterna från tobak.
Tütün gelirlerini elden çıkarıyorlar.Eles liquidam as receitas do tabaco.
Tütün gelirlerini elden çıkarıyorlar.Ils bradent les revenus de l'industrie du tabac.
Tütün gelirlerini elden çıkarıyorlar.Kiárusítják a dohánybevételeket.
Tütün gelirlerini elden çıkarıyorlar.담배 세입을 매각합니다.
Tütün gelirlerini elden çıkarıyorlar.Lichidează încasările din tutun.
Tütün gelirlerini elden çıkarıyorlar.Liquidan los ingresos del tabaco.
Tütün gelirlerini elden çıkarıyorlar.Liquidano i ricavi provenienti dal tabacco.
Tütün gelirlerini elden çıkarıyorlar.Mereka menggenjot pendapatan dari rokok.