Bunun için Krimehild Siegfried’in elbisesinin üzerine, tam o bölgeye bir haç diker.Sie solle diese Stelle auf Siegfrieds Kleidung durch ein Kreuzchen markieren.
Kontes Susanna'nın elbisesini giymiş şekilde gelir.Da tritt die echte Susanna in den Kleidern der Gräfin auf.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Die Frau im lächelnden Kleid war nicht sie selbst.
Yusuf, Ahmet efendinin elbisesini giymişti.Vladimir Neff: Das Gewand des Herrn de Balzac.
Çocuk, oynarken elbisesini kirletti.L'enfant a sali sa robe en jouant.
Bunun için Krimehild Siegfried’in elbisesinin üzerine, tam o bölgeye bir haç diker.Elle coudra une croix à cet emplacement sur les vêtements de Siegfried.
Perdenin rengi kadının elbisesinin rengiyle aynıdır.La queue est de la même couleur que la robe.
Uzay elbisesinin üçüncü bölümü ayakkabılardır.Base nautique sur la Scarpe.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Sa magnifique robe de mariée a été gâchée.
İlk asker elbisesini 1920’de giydi..Novelle im Kostüm", 1920.
Bayan Bennet'in yaşlı kuşaktan olduğu ve elbisesinin onarılmış olduğu ortaya çıktı.Barbara se rend compte que Batman avait raison et abandonne son costume.
Onun yeni elbisesini fark ettin mi?¿Te fijaste en su nuevo vestido?
Yeni elbisesinin içinde çok güzel görünüyordu.Estaba muy guapa con su vestido nuevo.
İason yeni elbisesi ile gelen Glauce'nin ve yeni elbisesinin güzelliğine hayran kaldığını ifade eder.Jasón admira la belleza de la nueva toga de Creúsa.
Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler.El que me ha visto a mí, ha visto al Padre; ¿cómo, pues, dices tú: Muéstranos el Padre?
İlk asker elbisesini 1920’de giydi..Primer equipo italiano en utilizar su escudo en la camiseta: En 1924.
Perdenin rengi kadının elbisesinin rengiyle aynıdır.El colo de las medias coincide con el color de la camiseta.
Elbisesini değiştirmek için odasına gitti.Andò nella sua stanza per cambiarsi d'abito.
Kontes Susanna'nın elbisesini giymiş şekilde gelir.Così trova Tiana con indosso il vestito di Charlotte.
Тom kirli elbisesini sepete attı.Том закинул свою грязную одежду в корзину.
Tom elbisesini çıkardı ve pijamasını giydi.Том снял одежду и надел пижаму.
Bunun için Krimehild Siegfried’in elbisesinin üzerine, tam o bölgeye bir haç diker.Кримхильда обещает отметить это место крестиком на одежде Зигфрида.
Kadın elbisesini tutunca Yusuf elbiseyi bırakarak odadan çıktı.Когда Иосиф убегал от неё, его плащ остался у неё в руках.
Perdenin rengi kadının elbisesinin rengiyle aynıdır.Жёлтые занавески создают цветовой баланс с одеждой женщины.
Dikkatli bir şekilde bir süre takip ettikten sonra duruyor ve elbisesinin altında kıstırıyor.Aguarda que durma profundamente e, então, a possui, repetindo o fato, durante muitas noites.
İlk asker elbisesini 1920’de giydi..Teve seu primeiro vestibular em 1962.
Kontes bu sesin gelinlik elbisesini dolap içinde denemekte olan Susanna olduğu yalanını yanıt olarak verir.Hrabina opiera się, tłumaczy, że Zuzanna mierzy tam właśnie suknie jakie od niej dostała.
Dikkatli bir şekilde bir süre takip ettikten sonra duruyor ve elbisesinin altında kıstırıyor.Udělají to, ale po chvíli se zase obléknou a cítí se trapně.
Lady Gaga'nın çok sevdiği baloncuklu elbisesinin de tasarımcısıdır.Bylo rovněž oblíbeným divadlem dramatika Carla Goldoniho.
Kontes Susanna'nın elbisesini giymiş şekilde gelir.Contesa este nevoită să se ducă ea, dar îmbrăcată în hainele Susannei.
Elbisesini kaldırdıktan sonra onun kendisinin küçük bir halinin olduğunu görüyor.Când s-a ridicat de la pământ, s-a văzut că avea forma unui omuleț.
Tom Mary'nin elbisesinin etkinlik için uygun olmadığını düşündü.Tom a considerat că rochia Mariei nu a fost adecvată pentru această ocazie.
Lady Gaga'nın çok sevdiği baloncuklu elbisesinin de tasarımcısıdır.Rajzfilm Lady Gaga kosztümjei és színháziassága még mindig szórakoztató volt.
İnsanlık elbisesinin yanına Türkmen olduğumdan dolayı Türk elbisesi giyindim.Hän sai lisänimen ”turkkilainen maalari”, koska pukeutui turkkilaiseen asuun.
İlk asker elbisesini 1920’de giydi..Hän teki ensimmäisen reikänauhatallenteensa vuonna 1916.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Ei tiedetä, oliko suksessa kärkinipukkaa.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Ήταν αδύνατο να της βγάλει το φλεγόμενο φόρεμα.
İlk asker elbisesini 1920’de giydi..Det nåværende himmelblå draktsettet ble innført 1920.
Elbisesini kaldırdıktan sonra onun kendisinin küçük bir halinin olduğunu görüyor.Setelah itu, dia bangun dan menemukan dirinya telah menjadi seorang anak kecil.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Đó là mất mát từ thất bại của Áo.
Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler.荀羨は賈堅へ「君の祖父や父は代々晋の臣下であった。
Kontes Susanna'nın elbisesini giymiş şekilde gelir.サンバの衣装のような格好をしている。
Uzay elbisesinin üçüncü bölümü ayakkabılardır.第3部からは靴を履いている。
İnsanlık elbisesinin yanına Türkmen olduğumdan dolayı Türk elbisesi giyindim.服装はキリシタンであったことから西洋のドレスをベースにしている。
Yusuf, Ahmet efendinin elbisesini giymişti.夕子は副校長のネクタイを掴んだ。
Bayan Bennet'in yaşlı kuşaktan olduğu ve elbisesinin onarılmış olduğu ortaya çıktı.班内特夫人就是片中长辈的代表,她的裙装看起来就进行过修补。
Elbisesini kaldırdıktan sonra onun kendisinin küçük bir halinin olduğunu görüyor.脫掉上衣後,可以看到他其實只是一位瘦弱的老人。
Kontes Susanna'nın elbisesini giymiş şekilde gelir.这个会决定萨姆斯的服饰。
Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler.질런홀은 그의 부모가 예술적 표현을 장려했다고 말하며; "나는 일정한 방식으로 나를 지속적으로지지해 준 부모를 두었다.
Kontes Susanna'nın elbisesini giymiş şekilde gelir.보닛에 드레스 차림의 아름다운 여성의 모습을 하고 있다.
Elbisesini kaldırdıktan sonra onun kendisinin küçük bir halinin olduğunu görüyor.לאחר שהן מסירות את גרביו הן מגלות כי הוא גבר.
Bayan Bennet'in yaşlı kuşaktan olduğu ve elbisesinin onarılmış olduğu ortaya çıktı.הוא פוגש בבתו ג'סי, שנטלה את זהות ליברטי בל ושינתה את תלבושתה כדי שתתאים לתלבושתו הישנה של אביה.
Uzay elbisesinin üçüncü bölümü ayakkabılardır.זהו הספר השלישי בסדרת ספרי קפטן תחתונים.
Harmonia'nın elbisesini onlar dokuyup işlemiştir.Те изтъкали сватбената рокля на Хармония.
Bayan Bennet'in yaşlı kuşaktan olduğu ve elbisesinin onarılmış olduğu ortaya çıktı.Župa Haljinići posvećena je Uznesenju BDM i sjedište joj je u Haljinićima.
O, parti elbisesini denedi.Ji pasimatavo vakarėlio suknelę.
8 yaşına bastığında almıştı. Elbisesini kendim yaptım.Jag har själv sytt klänningen, men hon brydde sig inte om den-
Ayak bileğinde duran ve elbisesini çekiştiren kişi Cupid.Во первых, у его лодыжки мы видим Купидона, держащегося за край его облачения
Ayak bileğinde duran ve elbisesini çekiştiren kişi Cupid.Единият фактор е това, че на глезена си, точно до кокалчето му, е изобразен Купидон.
Ayak bileğinde duran ve elbisesini çekiştiren kişi Cupid.في أسفل الكاحل عند أطراف الحاشية نرى كيوبيد