"Ah şu komik Avrupa'lılar. Elbette onları etkileyecektir." diyebiliriz..とは思っても 自分たちに関しては
[Ali] 1 ve 16 çarpanlardır, elbettte1과 16이 약수인것은
[Ali] 1 ve 16 çarpanlardır, elbettte1 と 16 が因数です.確かに.
[Ali] 1 ve 16 çarpanlardır, elbettte[Ben] určite, 1 a 16 sú delitele
[Ali] 1 ve 16 çarpanlardır, elbettteLige nu står de jo bare på 1 lang række med 16 i.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.A Alice se vymykala částečně proto, že samozřejmě byla žena, což byla v padesátých letech poměrně vzácnost.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Alice가 보기 드문 의사였던 건, 물론, 1950년대에 여의사는 꽤 드물었기 때문이죠.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Alice era insolita in parte, ovviamente, perché era una donna, cosa abbastanza rara negli anni '50.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Alice era poco corriente en parte, claro, por ser mujer, lo que era muy raro en los años 50.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Alice menjadi luar biasa, sebagian karena dia seorang wanita, sesuatu yang cukup jarang di tahun 1950-an.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.E Alice era invulgar, em parte porque, claro, ela era uma mulher, o que era muito raro nos anos de 1950.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Era neobișnuită în parte pentru că era femeie ceea ce era destul de rar în anii '50.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Och Alice var ovanlig åtminstone för att hon var en kvinna i yrket, vilket var ovanligt på 1950-talet.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Und zum Teil war Alice ungewöhnlich, weil sie eine Frau war, was für die 1950er ziemlich selten war.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Và Alice khác thường phần lớn tất nhiên bởi vì cô ấy là phụ nữ, một điều rất hiếm trong thập niên 50.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Ze was ongewoon, deels omdat ze een vrouw was, wat in de jaren 50 zeldzaam was.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Η Άλις ήταν ασυνήθιστη εν μέρει, φυσικά, επειδή ήταν γυναίκα, πράγμα σπάνιο τη δεκαετία του '50.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Алис беше необекновена от части, защото, разбира се, беше жена, което беше много рядко за онези години.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Конечно, отчасти её необычность заключалась в том, что она была женщиной-врачом — редкость в 1950-х.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.אליס היתה יוצאת-דופן, גם בגלל שהיתה אישה, דבר די נדיר באותה תקופה.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.وأليس كانت استثنائيةً جزئيًا لأنها، بالطبع، كانت امرأة، و الذي كان شيء نادرًا جدًا في الخمسينيات.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.その当時では珍しく 彼女が女医であったことです 彼女は目立っていました
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.Die Sache hat aber einen Haken, wie immer bei diesen Dingen.
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.하지만 단점이 있습니다. 물론 모든 경우에 단점 하나 정도는 있게 마련이죠.
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.Mutta kuten aina, siinä on koukku.
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.Nhưng có một điểm yếu, dĩ nhiên nhân vô thập toàn,
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.אבל קיים מלכוד. כמובן שתמיד יש מלכוד במקרים כאלו.
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.لكن هناك مشكلة. وبالطبع فهناك دائماً مشكلة في هذه الحالات.
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.核融合は非常に難しいのです
Ama bunun sıralaması tam tersi. Bu şekilde yazmamın bir nedeni var elbette.E eu fiz isso porque agora eu vou adicionar essas duas equações.
Ama bunun sıralaması tam tersi. Bu şekilde yazmamın bir nedeni var elbette.Et j'ai le fait pour une raison, parce que maintenant, je vais ajouter les deux côtes de l'équation.
Ama bunun sıralaması tam tersi. Bu şekilde yazmamın bir nedeni var elbette.Udělal jsem to z nějákého důvodu protože teď přidám obě strany rovnice
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.Aber selbstverständlich verändert sich die Sicht, sobald man einen Knopf betätigt.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.Ale oczywiście gdy naciśniesz przycisk, cała ściana się przyciemnia.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.Dar bineînţeles că dacă apeşi butonul, întreg peretele devine negru.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.하지만, 물론 버튼을 누르면 전체 벽이 어둡게 변합니다.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.Maar als je op de knop drukt wordt de hele muur natuurlijk donker.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.Mais si vous appuyez sur le bouton, bien évidemment, le mur redevient opaque.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.Ma naturalmente, basta premere un bottone e la parete si oscura completamente.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.Mas se carregarem neste botão, claro, todo o vidro se torna opaco.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.Pero, por supuesto, al presionar un botón todo el muro se oscurece.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.Но ако натиснеш копчето, разбира се, цялата стена става тъмна.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.Но когда вы нажмёте на кнопку, то, естественно, вся стена погаснет.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.אבל כמובן שאם לוחצים על הכפתור, כל הקיר מחשיך.
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.ولكن بالطبع إذا قمت بضغط الزر فإن الحائط بأكمله يصبح مظلمًا
Ama butona basarsanız, elbette, duvarın tümü kararıyor.似合うかどうか見せてもいいし 見せなくてもいいのです
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.물론 보잉 787을 타면, 아무도 그런 것들이 인도의 '보이지 않는 혁신' 덕분이라는 것을 알 수 없습니다.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.Az utasok nincsenek is tisztában azzal, hogy mindez India láthatatlan innovációja.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.Jednak będąc na pokładzie Boeinga 787, nie wiesz, że jest on przykładem indyjskiej niewidzialnej innowacji.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.Però quando sali a bordo del Boeing 787 non hai idea che questi progressi tecnologici arrivino dall'India.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.Но разбира се, когато се качите в Боинг 787, не знаете, че това е невидима иновация, която произлиза от Индия.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.אבל כמובן, כשנכנסים לתוך בואינג 787, אי אפשר לדעת שהייתה פה חדשנות בלתי נראית שהגיעה מהודו.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.لكن بالطبع، عندما تصعد على طائرة البوينغ 787، لن تدرك بأن هذا ابتكار غير مرئي ناجم عن الهند.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.これがインド発の見えない イノベーションとは気付きません これがインド発の見えない イノベーションとは気付きません 3つ目の見えないイノベーションは
Ama, elbette, bu kadar ilerlediğinizde, gerçekten tatmin olmuyorsunuz.Aber natürlich, wenn Du einmal so weit gekommen bist, bist Du noch nicht wirklich zufrieden.
Ama, elbette, bu kadar ilerlediğinizde, gerçekten tatmin olmuyorsunuz.Ale kiedy zabrnie się tak daleko, trudno skończyć.
Ama, elbette, bu kadar ilerlediğinizde, gerçekten tatmin olmuyorsunuz.Ale samozřejmě jakmile jste tak daleko, nejste úplně spokojeni.
Ama, elbette, bu kadar ilerlediğinizde, gerçekten tatmin olmuyorsunuz.Dar desigur, ajuns așa departe, nu eşti cu adevărat satisfăcut.
Ama, elbette, bu kadar ilerlediğinizde, gerçekten tatmin olmuyorsunuz.De persze, ha már eddig elér valaki, akkor már nem lehet elégedett.
Ama, elbette, bu kadar ilerlediğinizde, gerçekten tatmin olmuyorsunuz.하지만 거기까지 해냈는데 만족할 수 없는 것은 당연합니다.