Ana içeriğe geç
Sözlük

elastik ile cümle

elastik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Elastik olduğu için lastik bir top seker.A rubber ball bounces because it is elastic.
Sen elastiksin.You're resilient.
Menisküs bir kemik değildir. Bu bir kıkırdak, esnek, elastik bir dokudur.The meniscus is not a bone. It is a cartilage, a flexible, elastic tissue.
Polimerler tamamıyla elastik değildir; onları bükmek enerji ister.Polymers are not completely flexible; bending them requires energy.
İç çamaşırın içinde veya tek başına giyilebilirler ve küçük elastik kayışlarla tutulurlardı.They could be worn inside underwear or alone, and were held on by small elastic belts.
50 nm’den çok daha yüksek ölceklerde ise elastik zincir gibi davranır.At length scale much larger than 50 nm, it behaves like a flexible chain.
Bu dedektör sadece elastik saçılan elektronları fark edebiliyordu.The detector was designed to accept only elastically scattered electrons.
Euler ile elastiklik üzerinde çalışmış ve Euler-Bernoulli ışın eşitliğini oluşturmuşlardır.He worked with Euler on elasticity and the development of the Euler-Bernoulli beam equation.
Uzun DNA parçaları gerilim altında entropik olarak elastiklik gösterirler.Longer stretches of DNA are entropically elastic under tension.
Daha yumuşak tabaka camı daha elastik yapar ve bu sayede parçalanmak yerine esneyebilmektedir.The softer layer makes the glass more elastic, so it can flex instead of shatter.
Seminerin konusu da elastik üzerineydi.Topic of the speech was about metrology.
Ve sonra içine elastik yerleştiririz.And then we embed elastic.
Elastik bandajla sarıp bir iki hafta ibuprofen aldınız mı olay biter.Wrap it in an ACE bandage, take some ibuprofen for a week or two, and that's the end of the story.
Ve bu bence planet üzerindeki en elastik şeylerden bir tanesi.Now this is something that I think is one of the most quietly resilient things on the planet.
Eğer tam elastik talepten bahsediyorsak, tüketici rantı yoktur.The producer gets the burden in that situation. And this is an interesting thing to think about.
Bu çalışmalardan beynin elastik tarihinin iki büyük dönemini tanımladık.From these studies we defined two great epochs of the plastic history of the brain.
Yakalama ipinin durumunda ise uçan avın etkisini soğurması için çok elastik olması gerekir.In the case of the capture spiral, it needs to be so stretchy to absorb the impact of flying prey.
Aslında moleküller arası çarpışmaların hepsini elastik çarpışmadır.Or essentially that they're all elastic bumps between the different molecules.
"Tasarım ve Elastik Zihin.""Design and the Elastic Mind."
Diğer insanlar bu kadar elastik değil.Other people are not as elastic.
Belimin etrafındaki elastik bandı çalan da o!He's the one who stole the elastic band around my waist for a whole week.
Koca bir hafta boyunca... ...pijamalara takılan elastik bant mı?The elastic band for your pajamas?
Benim durumumda, belimin etrafında elastik bir bant var.In my case, I have an elastic band around my waist
Hayatım son bulduğunda... ...belimdeki elastik bant, gerilebildiği kadar gerilecek.When my life reaches its end. The elastic band will be stretched to its limit
Şu Tanrı'nın cezası elastik bant!This confounded elastic band!
Bu heriflerin ikisine birden bazen elastik arter de deriz.These guys together are sometimes referred to as elastic arteries.
Bu basınç enerjisi, elastik enerjisine çevrilir.That pressure energy has been converted over into elastic energy.
Kanatlar böceklerin eklemleridir ve elastik ped ile protein gibi kauçuk içerir buna resilin denir.The wing joints of these insects contain a pad of elastic, rubber-like protein called resilin.
Oksitalan lifleri PDL'ye özgüdür ve elastiktir.Oxytalan fibres is unique to PDL and elastic in nature.
Aslında çapraz bağlama yüksek elastik özellikler sağlayan kritik bir yapısal faktördür.In fact, crosslinking is a critical structural factor which imparts high elastic properties.
Dalga teorisi, mekanik, elastikiyetWave theory, mechanics, elasticity
Bir çatlak büyüdükçe salınan depolanmış elastik gerinim enerjisi.the stored elastic strain energy which is released as a crack grows.
Bu dedektör sadece elastik saçılan elektronları fark edebiliyordu.Es wurde sichergestellt, dass nur elastisch gestreute Elektronen detektiert wurden.
Elastik olup kollarını ve bacaklarını istediği kadar uzatabilir.Elle a la capacité d'allonger et de raccourcir ses bras et jambes.
Polimerler tamamıyla elastik değildir; onları bükmek enerji ister.Los polímeros no son completamente flexibles; el doblarlos requiere energía.
Elastisite modülü, malzemenin kuvvet altında elastik şekil değişitirmesinin ölçüsüdür.La inversa de la elasticidad de sustitución es la elasticidad de la complementaria.
Sert fakat elastiktir.Fuerte, pero flexible.
Yüksek elastikiyete sahiptir.Deben tener elevada pureza.
Kitinin şekil değiştirmemiş formu yarısaydam, esnek, elastik ve oldukça dayanıklıdır.En su forma original, la quitina es translúcida, flexible, resistente y bastante dura.
Euler ile elastiklik üzerinde çalışmış ve Euler-Bernoulli ışın eşitliğini oluşturmuşlardır.Egli lavorò con Eulero sull'elasticità e sulla formulazione dell'equazione di Eulero-Bernoulli.
Elastik bungee ipinde tutan sayılı düğümlerdendir.Tuttavia, alcuni rajidae hanno organi elettrici situati nella coda.
Daha yumuşak tabaka camı daha elastik yapar ve bu sayede parçalanmak yerine esneyebilmektedir.Lo strato morbido rende il vetro più elastico, in modo che possa flettere invece di esplodere.
Dayanıklı ve elastiki olan odunundan eski ve orta çağlardan günümüze değin yay yapımında yararlanılmaktadır.Idee estetiche e gusto dal Medio evo ai nostri giorni.
Elastik kıkırdak da elastik lifler içerir.Le frecce sono ora montate su supporti elastici.
İnce, yumuşak ve elastiki bir deriye sahiptir.Очень мягкая и эластичная нить.
İğne yapraklar sert değil, yumuşak ve elastikidir.العظام تكون متطورة بشكل كامل، لكن لا تزال ناعمة ومرنة.
Bu kanuna uyan maddelere lineer elastik maddeler denir.Materiais que obedecem esta equação são chamados dielétricos lineares.
Deriye yapışan dar elastik giysi deriye karşı kararlı bir basınç uygular.Basicamente, a vestimenta deve prover: Uma pressão atmosférica interna estável.
Polimerler tamamıyla elastik değildir; onları bükmek enerji ister.Polymeren zijn niet volledig flexibel; ze buigen vereist energie.
Tüm çarpışmalar hızlı ve elastiktir.Alle botsingen zijn zuiver elastisch.
Sert fakat elastiktir.Twardy, lecz elastyczny.
İç çamaşırın içinde veya tek başına giyilebilirler ve küçük elastik kayışlarla tutulurlardı.De bars ensamma, eller med en kjortel under.
Polimerler tamamıyla elastik değildir; onları bükmek enerji ister.Полімери не повністю гнучкі, згинання вимагає енергії.
İnce, yumuşak ve elastiki bir deriye sahiptir.Sulguni má čerstvé, jemné aroma a elastickou konzistenci.
Sert fakat elastiktir.Flexibilă dar de fier.
İğne yapraklar sert değil, yumuşak ve elastikidir.A szila nem merev, hanem rugalmas.
Sert fakat elastiktir.Hidas mutta tehokas.
Elastikiyet (Ekonomi), Ekonomide farklı değişkenlerin birbirine etkileri için kullanılan bir terim.Elasticitet (økonomi) – et mål for forholdet mellem relative ændringer i afhængige variable.
Amorf bölgeler elastiklik sağlar, kristalin bölgeler dayanıklılık ve sertlik sağlar.アモルファス領域は弾力性に、結晶性領域は強度に寄与している。
Bu tip çarpışmalar kinetik enerjinin korunmadığı elastik olmayan çarpışmalardır.Нееластични са тези удари при които кинетичната енергия не се запазва.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod