O bir el arabası üzerine tökezledi.She stumbled over a wheelbarrow.
Tom el arabasını kum ile doldurdu.Tom filled the wheelbarrow with sand.
Tom komşunun çiftliğinden bir el arabası çaldı.Tom stole a truck from his neighbor's farm.
El arabası nerede?Where is the wheelbarrow?
Nereden el arabası alabilirim?Where can I buy a wheelbarrow?
Yine sırt hamallığına son vererek, yerine el arabasını koydurttu.Failing this, he instead held up the passenger car.
Gorve'da yaşamaya bayılıorum çünkü aynen bir yere gitmeyen bir el arabasında yaşamak gibi.I love the Grove because it makes me feel like I live in a town with a trolly that goes nowhere.
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.And his dad said, "Ah.
El arabasının etrafında gümüş eşyalar ve metal bir kumbara vardı.Piled around the cart were silverware and a metal cash box.
Örnek olarak, bir el arabası tekerleği radyal ve eksenel yükleri destekler.As an example, a wheelbarrow wheel supports radial and axial loads.
(Bunun basit bir örneği, basit bir tek tekerlekli el arabasının tasarımıdır.(A simple example of this is the design of a simple single-wheel wheelbarrow.
El arabası her şeyi taşımaya yarayankullanışlı bir alettir.Dělá jí problémy řídit jakýkoliv dopravní prostředek.
Yine sırt hamallığına son vererek, yerine el arabasını koydurttu.Tapi, dia malah kabur ketimbang menyerahkan mobilnya.
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Alors il a demandé à son père :"Pourquoi est-ce que la balle va à l'arrière de la carriole?"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.A observat că, trăgând căruţa, mingea se ducea în fundul căruţei. L-a întrebat pe tatăl său:
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Então perguntou ao pai: "Porque é que a bola vai para a parte de trás do carrinho?"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Er fragte seinen Vater: "Warum rollt der Ball rückwärts?"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Hij vroeg zijn vader: "Waarom rolt de bal naar achteren?"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.아버지에게 물었죠. "왜 공이 수레 뒤쪽으로 가요?"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Očeta je vprašal: "Zakaj se je žoga premaknila proti koncu?"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Ông hỏi cha: "Bố ơi, vì sao quả bóng lại chạy về phía sau xe?"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Perciò chiese al padre "Perché la palla si sposta indietro?".
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Preto sa otca opýtal: "Prečo sa lopta presunie na koniec?"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Su padre respondió, "es por la inercia".
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Zapytał tatę, "Czemu piłka toczy się na tył wózka?"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Και ρώτησε τον μπαμπά του, "Γιατί η μπάλα πηγαίνει στο πίσω μέρος;"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.Он спросил отца: "Почему мяч откатывается в конец коляски?".
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.והוא שאל את אביו, "מדוע הכדור מתגלגל לאחוריי העגלה?"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.فسأل والده: "لماذا تتجه الكرة صوب مؤخرة العربة؟"
Babasına, topun neden el arabasının tersine hareket ettiğini sordu.お父さんが 「慣性のためだよ」と言うので
Gorve'da yaşamaya bayılıorum çünkü aynen bir yere gitmeyen bir el arabasında yaşamak gibi.Amo il Grove perche' mi fa sentire come se vivessi in una citta' con un treno senza meta.
Gorve'da yaşamaya bayılıorum çünkü aynen bir yere gitmeyen bir el arabasında yaşamak gibi.Ich liebe Grove, es mag das Gefühl in einer Stadt zu leben mit einer Tram die nirgendwohin führt.
Gorve'da yaşamaya bayılıorum çünkü aynen bir yere gitmeyen bir el arabasında yaşamak gibi.J'aime aller sur Grove, j'ai l'impression de vivre dans une ville où le tramway ne va nulle part.
Gorve'da yaşamaya bayılıorum çünkü aynen bir yere gitmeyen bir el arabasında yaşamak gibi.Λατρεύω το δάσος επειδή με κάνει να νιώθω σα να ζω σε μια πόλη με ένα αυτοκίνητο που δε πάει πουθενά.
Gorve'da yaşamaya bayılıorum çünkü aynen bir yere gitmeyen bir el arabasında yaşamak gibi.Я обожаю Гроув. Никогда не знаешь, куда трамвай отвезёт тебя в следующий раз.
Gorve'da yaşamaya bayılıorum çünkü aynen bir yere gitmeyen bir el arabasında yaşamak gibi.あら
Tamam mı? Gorve'da yaşamaya bayılıorum çünkü aynen bir yere gitmeyen bir el arabasında yaşamak gibi.Eu adoro o Grove, porque me faz sentir como se vivesse numa cidade com um eléctrico que não vai a lado nenhum.