Suları ekseriyetle kireçsizdir.Water is incompressible.
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.After 1300, Jews suffered more discrimination and persecution in Christian Europe.
Gelişmekte olan ülkelerde herhangi bir atık su yönetiminin olmaması ekseriyetle önemlidir.In developing and emergent countries the absence of any wastewater management is usually critical.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Most of this is in developing countries, and the majority is in Africa.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.En 1860-1870, les thèmes politiques prédominent dans la poésie de Tiouttchev.
Hepburn ekseriyetle popüler olmayan bir figüre dönüşmüştü.Esto habría hecho a Hub un NetNavi inservible.
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.Dopo il 1300, gli ebrei soffrirono ulteriori discriminazioni e persecuzioni nell'Europa cristiana.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Le sue opere esplorano la morale ambivalente e le questioni politiche del mondo moderno.
Mahallenin eski sâkinleri ekseriyetle Rumlar idi.Alcune stanze della casa avevano l'ipocausto.
İki okulun hocaları ekseriyetle müşterekti.Le stanze da letto delle due insegnanti vengono invertite.
Ekseriyetle rahmin içerisinde bulunurlar.Затем они знакомятся и благодарно обнимают друг друга.
Zaten en güçlü sevgi ekseriyetle ilk sevgili hakkında tasavvur edilir.К тому же, девушка переживает свою первую любовь.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Её планам мешают внутренние интриги и сложная политическая ситуация на планете.
Ekseriyetle Ramazan ayında rağbet edilmesi sebebiyle, Ramazan ayının denk geldiği mevsime göre üzeri süslenir.وهومحبب في شهر رمضان لأنه يساعد على الهضم.
Suları ekseriyetle kireçsizdir.إذا كانت المياه المتوفرة نجسة.
Gelinler ekseriyet çevre köy ve kasabalardan gelir.ثم يتم أخذ العروس خارج المدينة أو القرية.
Ekseriyetle rahmin içerisinde bulunurlar.وأخذوا يصفقون ببهجة وسرور."
Söz hikâye ve karakterlerin görünümüne gelince, iki baskı birbirine ekseriyetle benzemektedir.Os testemunhos e as provas indicavam ambos.
İki okulun hocaları ekseriyetle müşterekti.Ambos institutos religiosos devotaram-se ao ensino.
Kargalar ekseriyetle çöp ararlar.Kraaien doorzoeken dikwijls afval.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.W latach 1860-1870 w dorobku poetyckim Tiutczewa znaczne miejsce zajmują wiersze polityczne.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Jego utwory podejmują problematykę moralną i polityczną współczesnego człowieka.
Rengi çiçek ballarının ekseriyetinden daha koyudur.Kwiaty są większe od kwiatów kostrzewy owczej.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.У 1860-1870-і роки у творчості Тютчева переважали політичні вірші.
Kına geceleri ise ekseriyet babaevinde yapılır.Je tedy možné ho v noci pozorovat při pastvě.
Hepburn ekseriyetle popüler olmayan bir figüre dönüşmüştü.Van Buren a devenit foarte nepopular.
Zaten en güçlü sevgi ekseriyetle ilk sevgili hakkında tasavvur edilir.Dar putem spune: ne-am achitat de această cea mai grea sarcină din dragoste pentru poporul nostru.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.În anii 1860-1870 în poeziile poetului prevalează dizpoziții politice.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Fantasztikus művei mindig a modern világ nagy politikai, filozófiai és erkölcsi problémáival foglalkoznak.
Suları ekseriyetle kireçsizdir.Vesi sai jätemassan muuttumaan epävakaaksi.
Yirminci asrın başlarında İran'ın ekseriyetinin anadili Türkçe idi.Έχει εκραγεί 20 φορές από τον αποικισμό της Ισλανδίας.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.I 1860- og 1870-årene skriver Tjuttsjev for det meste politiske dikt.
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.I det store og hele ble jødene i stor grad forfulgt og plaget i kristne Europa i tiden etter 1300.
Ekseriyetle sürü halinde dolaşırlar.Chúng làm tổ theo bầy.
Rengi çiçek ballarının ekseriyetinden daha koyudur.色は傘の色より白い。
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.1300年后,犹太人在基督教欧洲受到更多的歧视和迫害。
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.ב-1860–1870 רווחים בשירתו של טיוטצ'ב המוטיבים הפוליטיים.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.1860–1870 m. Tiutčevo kūryboje daugiau eilėraščių politine tema.
Genç Pietro yakalanıp tutuklandı ve babasını tutan ekseriyet halk tarafından idam edilmesi istenmeye başlandı.Petro I buvo priverstas grįžti ir nuteistas mirti.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Avvengono soprattutto nei paesi in via di sviluppo, e la maggior parte avviene in Africa.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Die meisten davon in Entwicklungsländern, und die Mehrheit dieser ist in Afrika.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.대다수가 저 개발 지역에서 발생하며, 그 중 대다수가 아프리카에서 발생 합니다.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.La mayoría de éstos en países en vías de desarrollo, y la mayoría es en África.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Pour la plupart, ça se passe dans les pays en voie de développement, dont la majorité est en Afrique.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Toate au loc in tarile in dezvoltare, majoritatea in Africa.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Większość w krajach rozwijających się, głównie w Afryce.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Б́ольшая доля этого приходится на развивающиеся страны, в основном, на Африку.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Повечетo от тях - в развиващите се страни, болшинството в Африка.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.רובם מתרחשים במדינות מתפתחות, וחלק הארי באפריקה.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.أكثرها في البلدان النامية ، والأغلبية في أفريقيا.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.世界の心血管疾患が西欧ではなく
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.À ce point là, il se pourrait qu'il n'y ait même plus de bactéries.
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.En ese momento, puede ser que ni siquiera sobreviven las bacterias.
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.În acel punct s-ar putea să nu mai fie nici măcar bacterii.
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.그런 경우엔 박테리아조차 살아남을 수 없습니다. - 석유가 정말로 고갈되기 시작하면
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.Om det sker, sĂĽ kanske det inte ens finns bakterier kvar.
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.Siinä vaiheessa ei välttämättä ole enää edes bakteereja jäljellä.
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.Zeme by mohla stúpnuť až o 5 stupňov Celzia. V tom bode tu možno už nezostanú ani baktérie.
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.В этом случае даже бактерии могут вымереть.
Gelişmekte olan ülkelerde herhangi bir atık su yönetiminin olmaması ekseriyetle önemlidir.Nos países em desenvolvimento e emergentes, a ausência de qualquer gestão das águas residuais é crítico.