Benim ekranımdaki sıraya göre...My display index order ...
Eğer bu ekrana yansıtabilirsek...So, look, if we could have this screen live.
Bu Twitter arama ekranı.So, this would be the Twitter search screen.
Ekranda, sekiz değişik kanser tipi için hastaların hayatta kalma oranları görünüyor.So here's actually the patient survival data from eight different types of cancer.
Ekranlarda erkeğin zevkini okşayan yine kim? ve cep telefonları.Chowmein is made in the kitchen and who's in the kitchen?
Burada arka fonda altyazıların gözüktüğü ekranı görebilirsiniz.Here you can see the set-up where there is a screen with the subtitles behind him.
Burada küçük bir test ekranı var, bu çalıştığını gösteriyor.There is just a little test screen that shows that it's working.
Bu ekran görüntüsü Entropia Universe adlı sanal oyun dünyasından.This is a screenshot from the virtual game world, Entropia Universe.
Hayır, biz sadece ekranda aynı anda bir ya da iki canavar belirmesini istiyoruz.No, we want one or two monsters on the screen at any one time.
Bir de sahne ve ekranlar için TEDx damgası.Also, a TEDx branding for stage and screens.
Peace Corps'da bir dizüstü bilgisayarım vardı ve ekran ölü piksellerle doluydu.I had a laptop in the Peace Corps, and the screen had all these dead pixels on it.
Bir çok arkadaşıma " Mısır 'ı " Google'lamasını ve bana ekran görüntülerini göndermesini söyledim.I asked a bunch of friends to Google "Egypt" and to send me screen shots of what they got.
Buradaki benim arkadaşım Scott' ın ekran görüntüsü.So here's my friend Scott's screen shot.
Ve buradaki benim arkadaşım Daniel' in ekran görüntüsüAnd here's my friend Daniel's screen shot.
Ekranda iyi görünüyor musun bir bakalım.Let's see if you are photogenic. It has been revealed.
Ekranda 100 Amerikalıyı temsil eden bir örneklem var.We have on the screen a representative sample of 100 Americans.
Üniversitede derse giriyor olsaydınız, bunu ekrana formül olarak yazacaklardı:If you take an MBA, they'll write it down, and it looks
Yedi ekranda gösterilirdi ve 60 metre genişliğindeydi.It was on seven screens and it was 200 feet across.
İşte yedi ekranlı sunumla yaptıkları model bu.And this is a model that they did of that seven-screen presentation.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.So all the light in this area from the sun and the moon is what you see on the screen right here.
Karton kutular değil, yeşil ekran.Not the cardboard box, but the green screen.
Abelardo 7 karakterden oluşan birkaç farklı ekran ismi yaratmak istiyor.Abelardo wants to create several different 7-character screen names.
Bu yolla kaç tane farklı ekran ismi yaratabilir.How many different screen names can he create in this way?
Yani bu şekilde 144 farklı ekran ismi yaratabilir.So there's 144 different screen names he can create in this way.
Evet, bir kez enfekte oldunuz mu ekranınızda yürüyen bir adam var.Yes, there's a guy walking across your screen once you get infected.
Bu yüzden o gözlerin bir televizyon ekranından bana baktıklarını görmek biraz garipti.So it was kind of weird to see those images and those eyes stare back at me through a television.
Yani manyetik bir alan olduğunu diyelim, diyelim ekrandan dışarı haşhaş.So let's say that I have a magnetic field, and let's say it's popping out of the screen.
Yani oklar bir demet hayal ekrandan dışarı haşhaş.So you can imagine a bunch of arrows popping out of the screen.
Bu vektörler ekranın dışında haşhaş olduğundan.Because these vectors are popping out of the screen.
Bunu, Nokia'dan eski bir LCD ekran, cep telefonu ve Arduino ile prototiplediler.And they prototyped with an old LCD screen from a Nokia mobile phone and an Arduino.
Fakat öyle yaparsam, ekranda göremezdiniz.My hair is black. But if I did that, you wouldn't be able to see it on the screen.
Yalnızca ekranla olan etkileşimimizle sınırlı değillerdir.They're not just limited to our interaction with the screen.
Bu arada Sayın Merryweather, biz o karanlık fener üzerinden ekran koymak gerekir. "In the meantime Mr. Merryweather, we must put the screen over that dark lantern."
Tekrardan: noktalar bir ekranda burasi yerine burada olan.Again: dots there, rather than there, on a screen.
Bir tanesinin de üstüne ben düşmüştüm ve ekranı tuzla buz olmuştu.And I fell on one and smashed the screen.
Ekranı temizle.Clear image.
Ekranın altında oluşmaya başlayan beklemedeki uçuş yollarını görüyorsunuz.You see the holding patterns that start to develop in the bottom of the screen.
Ekranda gördüğümüz bütün ışınları adlandıralım. Bu bize ışın olduğunu hatırlatacaktır.Identify all the rays shown in the image below. and this is a reminder what a ray is.
Şimdi şu ekranı temizleyip bu özdeşliği tekrar yazmak istiyorum.So let me clear this out and rewrite this identity.
Bu ekrandaki herkes yarınki belirli saatler için tamamen uygun.Everybody on this screen is genuinely available at those specific hours tomorrow.
Karayılan dizisi, Kasım 2007"de ekranda seyirci karşısına çıkar.TV series named Karayilan started in November 2007.
Ve sadece 18 bölüm yayınlandıktan sonra ekranlara veda eder.It ended after only 18 episodes.
Ekranda görülen küçük bir nokta ve küçük bir düğme döndürme işlemi mevcut.There's one little dot that shows up on the screen, and one little tiny turn of the switch.
Görüş alanınızın üst tarafında ekranı görebilirsiniz.You should see the display above your line of sight
Ve fikir büyük bir ekranla onların arkasından konuşmaları ve şarkıyı görsel olarak canlandırmak.And the idea is to visualize their speech and song behind them with a large screen.
Ekrandaki Moai, yani bu 5 kadın 97 yıldır birlikteler.This particular Moai, these five ladies have been together for 97 years.
Şimdiki online sözlükler bir ekrana fırlatılmış kağıttan ibaret.Online dictionaries right now are paper thrown up on a screen.
- Ekranımı doldurdular.- Unidentified tracks. - My screen's full.
Ekranım doldu. Gittikçe çoğalıyorlar.My screen's full.
Biliyorsunuz, hem ekranın içindekilere hem de dışarıda çevremizde olan dünyaya bakıyoruz.You know, we're both looking inside the screens and we're looking out in the world around us.
Koltukların arkasındaki video ekranlarını tüm rakiplerimizden 6 yıl önce koyduk.We put seat back videos in our planes six years before anybody else did.
Anılar ağdaki her yazının, küçük bir ekranda başlar, Tıklayarak büyütebilirsiniz.Any article on Erinnerungen im Netz starts with a small image, which you can zoom in with one click.
Bakalım, ekranı temizleyelim.Let me see, clear image.
Örneğin beynin arka tarafındaki aktiviteyi görebiliyorlar -- ekranda görmek üzere olduğunuz alan.So for example, they can see in the back part of the brain, which is just turning around there.
Ekranda da gördüğünüz üzere -- donmuş bir doku kesilmekte.And this is just showing this here -- this frozen tissue, and it's being cut.
Ekrana işaret etmek yerine ekrandan uzağa işaret ediyor.So it's pointing away from the display, rather than pointing at the display.
Biz büyük ekranlarla, parlak ekranlarla ilgileniyoruz.We're interested in big displays, bright displays.
Yani o parça yok oluyor, ve sizde ekran ve diğer şeyler falan oluyor.So that piece disappears. Then you have display and everything else.
Şimdi sizin dizüstünüzdeki ekran, kaba rakamlarla, köşegen olarak bir inç başına 10 dolar.Now the display on your laptop costs, in rough numbers, 10 dollars a diagonal inch.
Ve ayrıca ekranda bir görüntü göreceksiniz.And you're also going to notice a visual on the screen.