Ana içeriğe geç
Sözlük

ekonomik ile cümle

ekonomik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bugün şehir ve metropol önemli bir kültür ve ekonomik merkezi olmayı başardı.Sekarang ini, kota dan metropolisnya berjaya sebagai pusat budaya dan ekonomi.
Ayrıca Haziran 2012'de Tek Sağlığın ekonomik faydalarını yayınladı .Pada Juni 2012, Bank Dunia menerbitkan manfaat ekonomi One Health.
Almanya, Avrupa ekonomik ve siyasi bütünleşme hareketinin sıkı bir savunucusudur.Jerman merupakan pencetus ekonomi dan integrasi politik Eropa.
İmparatorluğun ekonomik temellerinden biri ticaretti.Salah satu fondasi ekonomi kekaisaran adalah perdagangan.
Keynesyen ekonomi altında, makroekonomik eğilimler bireylerin ekonomik tercihlerini bastırabilir.Dalam ekonomi Keynesian tren makroekonomi dapat membanjiri pilihan ekonomi yang dibuat oleh individu.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Dampak ekonomi dari pilek belum dipahami secara benar di sebagian besar negara di dunia.
Bu hastalığın ekonomik maliyetinin yılda 3 milyar Amerikan Doları civarında olduğu tahmin edilmektedir.Pengeluaran untuk penyakit ini diperkirakan mencapai sekitar 3 Juta USD setahun.
Özellikle Avrupa, Orta Çağ sonlarına kadar Bizans'ın ekonomik gücüne erişemedi.Eropa tak mampu menandingi kekuatan ekonomi Romawi Timur hingga akhir abad pertengahan.
Bu abluka Gazze’de büyük ekonomik ve insani problemlere sebep oldu .Musibah ini telah menyebabkan munculnya permasalahan sosial dan ekonomi yang besar di London.
1981 - Yunanistan, Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeliğine kabul edildi.1981 - Yunani bergabung di Uni Eropa.
Gazze'nin temel ekonomik faaliyetleri küçük ölçekli sanayi, tarım ve işçiliktir.Aktivitas ekonomi utama Gaza adalah pertanian dan industri berskala kecil.
1978 1979 yılları Quang Nam-Đà Nẵng Ekonomik Kurulu'nda bir personeldi.Dari 1978 sampai 1979, ia menjadi personil di Badan Ekonomi Quảng Nam-Đà Nẵng.
Yeni programın ayrıca bir dizi ekonomik, yapısal reform ve yönetişim hedefleri vardı.Program baru ini juga memiliki jangkauan ekonomi, reformasi struktural dan tata kelola target.
Luzon, Filipinler'de bulunan üç adadan ekonomik ve politik açıdan en önemli ve alan bakımından en büyüğüdür.Luzon menunjuk kepada pulau terbesar di Filipina dan juga terpenting dalam bidang ekonomi dan politik.
Uluslararası ekonomik hukuk, uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı anayasa hukuku konusunda uzmandır.Dia adalah seorang ahli hukum ekonomi internasional, hukum internasional dan hukum konstitusional komparatif.
Makedonya ise bölgede yatırımcıları bekleyen önemli bir ekonomik potansiyel barındırmaktadır.Moldova masih berusaha mencari investor dalam bidang energi.
Minarşistler genellikle laissez-faire yaklaşımının ekonomik refahı arttıracağını düşünür.Kaum minarkis umumnya meyakini kesejahteraan ekonomi dapat dicapai dengan pendekatan ekonomi laissez-faire.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Tetapi studinya harus dihentikan lagi karena kesulitan dana.
Bu askeri müdahale ekonomik kaynakların israfına ve anlamlı olmayan politik sonuçlara neden oldu.Pendudukan Afganistan menghabiskan sumber daya ekonomi tanpa hasil politis yang berarti.
Halkın durumu ekonomik bakımdan gittikçe kötüleşmektedir.Ketidakpuasan masyarakat terhadap situasi ekonomi semakin memburuk.
2001 Türkiye ekonomik krizi.Pada tahun 1997 terjadilah krisis ekonomi.
Polanyi'nin teorileri ekonomik demokrasi hareketi için temel olmuştur.Teori-teorinya menjadi dasar gerakan demokrasi ekonomi.
1971 yılında Dünya Ekonomik Forumu'nu kar amacı olmayan bir kurum olarak kurdu.Pada 1971, Schwab mendirikan Forum Ekonomi Dunia sebagai yayasan yang tidak untuk profit.
Ancak 1995'ten 2005'e kadar Afrika'nın ekonomik büyümesi ortalama %5'tir.Dari 1985 sampai 1995, Ekonomi Thailand tumbuh rata-rata 9%.
KEİ üyelerinin ekonomik gelişmişlik düzeyleri farklıdır.Tingkat ekonomi penduduknya beragam.
İşsizlik sebebiyle ekonomik zorluklar çekti.Disebabkan karena masalah kesulitan ekonomi.
Devlet ekonomik hayata müdahale etmemelidir.Pemerintah tidak ikut campur tangan secara langsung dalam kegiatan ekonomi.
Yüksek ekonomik değere sahip nadir rastlanan metalik kimyasal elementlere kıymetli metal adı verilir.Suatu logam berharga adalah unsur kimia metalik yang langka dengan nilai ekonomi tinggi.
Bu tür suçlar bir ulusun güvenlik ve ekonomik bütünlüğüne yönelik bir tehdit de oluşturabilir.Perbatasan terbuka bisa menjadi ancaman keselamatan dan keamanan publik.
Bu politikalar bölgenin ekonomik büyümesini sınırladı.Kondisi ini dapat memperlemah ketahanan wilayah bidang ekonomi itu sendiri.
Ekonomik sıkıntı çekti.Kesulitan ekonomi.
Güney Kore 1996'da da Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'ne üye oldu.Pada tahun 1996, Korea bergabung dengan Organization for Economic Cooperation and Development (OECD).
Fakat onların askeri ve ekonomik tedarikleri çok azdı.Tanpa perbekalan, kesehatan dan efektifitas militer mereka menurun.
Ancak bu gelişme öncelikle ekonomik ilişkilerde sağlandı.Namun perkembangan politik ini dibayang-bayangi oleh masalah-masalah ekonomi.
Bu da ekonomik yönden çok büyük gelişmeler sağlamıştır.Sehingga mendukung pertumbuhan ekonomi yang cukup baik pula.
Böyle bir saldırıda bir ülkenin ekonomik, sosyal ve askeri yapısı tamamen yok edilmeye çalışılır.Di akhir perang saudara, ekonomi dan infrastruktur negara ini hancur total.
Günümüzde Avrupa Birliği 27 Avrupa ülkesinin üye olduğu büyük bir ekonomik ve siyasi işbirliği örgütüdür.Uni Eropa adalah kemitraan ekonomi dan politik dengan anggota 28 negara di kawasan benua Eropa.
1972 yılında Amerikan Ekonomik Birliği'ne Başkan Yardımcısı seçildi.Ia diangkat sebagai pimpinan American Economic Association pada 1972.
1980-1983 yılları arasında Leningrad'ın Voznesenski Mali ve Ekonomik Enstitüsü'ne katıldı.Pada tahun 1980 hingga 1983 dia belajar di Institut Finansial dan Ekonomi Voznesenski.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında bütün dünyada küçük ve ekonomik otomobillere ciddi bir talep oluşmuştu.Setelah Perang dunia II, mobil kecil dan murah kembali diminati.
1973 Yom Kippur Savaşı sonrasındaki yıllar, ekonomik olarak oldukça kötüydü.Posisi Palestina setelah perang Yom Kippur 1973 ini semakin tidak jelas.
Ekonomik Emperyalizm: Farklı ülkelerin, bölgelerin hatta tüm Dünya’nın ekonomisine hakimiyettir.Proyek irigasi dapat menguntungkan secara finansial bagi perekonomian individu, wilayah, dan negara.
Balık avcılığı büyük bir ekonomik değer taşır.Sebetulnya ikan gabus memiliki nilai ekonomi yang tinggi.
Avusturya için ise bu savaş ekonomik açıdan çok kötü sonuçlara yol açmıştır.Di Australia, dampak perang terhadap ekonomi tidak terlalu parah.
Ancak Vanspor dönemi ekonomik sorunlar nedeniyle sancılı geçti.Sementara Azzam sendiri sedang kesulitan keuangan.
Bu kararname neticesinde devlet ekonomik olarak bağımsızlığını kaybetmiştir.Naskah ini kehilangan nilai kuatnya sebagai otoritas independen.
İçine düştüğü ekonomik sıkıntılar onu öz vatanına, İstanbul'a dönmesini zorunlu kılmıştır.Keadaan itu memaksa dia harus kembali ke Belanda.
Mali ve ekonomik krizin etkileri ciddi boyutlarda idi.Efek dari krisis keuangan dan ekonomi yang parah.
"Turistik Ekonomik Balıkesir"."Industri Pengolahan Ikan".
Ailesinin kısıtlı ekonomik imkanları nedeniyle ortaokula gidemedi.Ia tidak bisa bersekolah karena kondisi fisiknya yang terbatas.
Yani işlem maliyetleri ekonomik kurumların bulunması maliyetleridir.Apa yang dikerjakan harus memberikan nilai ekonomi.
Max Weber'e göre fikri değişimler ekonomik değişimlerin öncülüdür.Menurut Max Weber, politik adalah segala sesuatu yang berkaitan dengan penyelenggaraan negara.
İskoçya'nın ekonomik servetini yeniden canlandırmak için bir şeyler yapılması gerekiyordu.Pariwisata juga turut bersumbangsih terhadap perekonomian Skotlandia.
Çin, sürekli ekonomik kalkınmayı sağlamak için "beş yıllık plan" stratejisini yerine getirmiştir.Nepal menggunakan rencana lima tahun sebagai upaya untuk memajukan ekonominya.
Ekonomik problemler ayrıca sosyal gerilimlere de eşlik eden bir durumdu.Permasalahan ekonomi ini juga disertai dengan peningkatan ketegangan sosial.
Ana ekonomik kaynağı turizm, "offshore şirketler ve bankalar, ve balıkçılıktır.Perekonomian Pulau Man ditunjang dari sektor pariwisata, offshore banking dan manufakturing.
Ancak bu sistemi uygulayan dük, ekonomik krize girdi.Sayang, rencana proyek ini terhenti oleh krisis ekonomi.
İlçede ekonomik hayat tarımla başlar.Peradaban Vidic di India dimulai.
1982 yılında, Lizbon'da, Banco de Portugal Ekonomik Araştırmalar Ofisi'nde bir ekonomist olarak eğitildi.Ia magang di Kantor Studi Ekonomi Banco de Portugal pada tahun 1982.
Yeltsin’in ekonomik reform programı 2 Ocak 1992 tarihinde yürürlüğe girer.Chương trình cải cách kinh tế của Yeltsin có hiệu lực ngày 2 tháng 1 năm 1992..
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ekonomik ile cümle - Sayfa 49 - ekonomik kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App