Var olmasının ana sebebi de ekonomiktir.Den fremste årsak til migrasjon er økonomi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü.Paris: Organisasjonen for økonomisk samarbeid og utvikling.
Baotou'da Xingsheng Ekonomik ve Teknolojik Kalkınma Bölgesi bulunmaktadır.I dette distriktet ligger det økonomisk viktige Qingdao Economic & Technological Development Area.
Ekonomik bir değeri yoktur.Den er ikke lenger av økonomisk betydning.
Ekonomik alanda da Cevher önemli reformlar yaptı.På det økonomiske området gikk han inn for mange reformer.
1922'de tiyatronun kapanmasının ekonomik açıdan uygun olmayacağına karar verildi.I 1982 hadde ikke Trollfeltet blitt erklærte økonomisk drivverdig.
Bir de bunun üzerine ekonomik buhran vardı.Det forekom også økonomisk overtalelse.
Bununla birlikte bazı ekonomik ve toplumsal reformlar yaptı.Han gjennomførte også en rekke sosiale og politiske reformer.
Köyde ekonomik açıdan 2008 yılı itibarıyla herhangi bir gelir kaynağı yoktur (tarım ve hayvancılık).Fra 2015 nyter ikke lenger norsk selfangst økonomisk støtte (subsidier) fra Regjeringen.
Özgürlükleri ve ekonomik durumları zamandan zamana ve yerden yere farklılıklar gösterdi.Statusen til «sloboda» varierte over tid og etter territorium.
Orta Amerika'da ekonomik entegrasyonu arttırmayı amaçlamıştır.Et mål var å stimulere til økonomisk vekst i medlemslandene.
Daha muhafazakâr bir ekonomik reform paketleri uyguladı.Han gjennomførte en rekke økonomiske reformer.
Her birimin siyasi ve ekonomik yapılanması birbirinden farklıdır.De er begge er økonomisk og politisk uavhengig.
Kasli'deki en önemli ekonomik faaliyetler demir dışı metalurji, makine yapımı ve metal işleridir.De viktigste industriene i Lipetsk er jernmetallurgi, maskinbygging og metallarbeid.
Böylelikle hedef kitleye ulaşmak daha hızlı ve ekonomik olmaktadır.Målet er å gjøre noe raskere og mer effektivt.
Güney Pasifik Ekonomik İşbirliği Bürosu - PARTA oldu.Idrettens fredskorps - hva er det?
İşçi sınıfı, yoğunluğuna karşın ekonomik ve siyasal haklardan mahrumdu.Staten hadde klassekarakter – styrt av økonomiske og sosiale interesser.
Lincoln, ekonomik nedenlerden dolayı 18 ay kadar örgün eğitim alabildi.Lincolns formelle utdannelse bestod av omtrent 18 måneders skolegang.
Birmingham çok iyi seçilebilir şekilde yeni bir ekonomik profil göstermekte idi.I mellomtiden hadde imidlertid Hamilton avlagt en ny positiv dopingtest.
Ekonomik olarak pahalı olması.Den er svært viktig økonomisk.
Bu nedenle şehir merkezi hükümetten çok büyük siyasi ve ekonomik destek ve yardım gördü.Organisasjonen har alltid fått stor økonomisk og moralsk støtte fra regjeringen.
1980'lerin başında ekonomik sorunlar belirmeye başladı.På begynnelsen av 1980-tallet oppstod det imidlertid noen problemer.
Bu askeri müdahale ekonomik kaynakların israfına ve anlamlı olmayan politik sonuçlara neden oldu.Dette sperret uitlanderne fra meningsfull politisk innflytelse.
2006'da Endonezya'nın ekonomik görünümü daha olumlu oldu.Kvalifiseringen til VM i 2006 så mer enn overkommelig ut.
1955 yılından sonra Japonya oldukça yüksek ekonomik büyüme rakamlarına sahip oldu.Etter 1955 fikk Japan en meget sterk økonomisk vekst, som har blitt kalt for Japans økonomiske mirakel.
Ailenin ekonomik sorumlulukları yoktur.Familien har ingen kjent økonomisk betydning.
Ancak bu gelişme öncelikle ekonomik ilişkilerde sağlandı.Utviklingen hadde hovedsakelig økonomiske årsaker.
Ancak bu şans ekonomik bir getiriye dönüştürülmemiştir.En økonomisk suksess ble den derimot ikke.
Bu zaman zarfında ekonomik sabitlilik artarken kronik enflasyon da büyük ölçüde düşürüldü.Inflasjonen økte, samtidig som landet hadde en kronisk varemangel.
Kulüp ekonomik açıdan büyük sıkıntılar yaşamış ve 2011'de ekonomik sebeplerle kapanmıştır.Klubben ble grunnlagt i 1964 og ble oppløst i 2014 grunnet finansielle problemer.
Bu teoriler özellikle dış ticaret açısından ekonomik ilişkiler konusunda temel dayanak noktasını oluşturur.Innenfor denne teorien finner man blant annet økonomiske forklaringer og økonomisk vekst mellom handel.
1973 - Birleşik Krallık, İrlanda ve Danimarka, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) üyesi oldu.1973 – Danmark, Irland og Storbritannia blir medlemmer av EEC.
Düşük ekonomik özgürlüğü ve yüksek şahsi özgürlüğü savunanlar.Frihet, elskede Frihet, Kjemp med dine forsvarere!
Hem savaşlar, hem ekonomik çöküntü, nüfusun azalmasına yol açmıştır.Krig og matmangel bidro også til nedgang i folketallet.
Buna göre, ekonomik koşullar ve baskın üretim araçları toplumsal yapıyı belirlerdi.Derimot var privat eiendomsrett og privat initiativ ansett som motoren i samfunnsøkonomien.
Ekonomik planlama piyasa mekanizmasının karşıtı olan bir kaynak ayırma mekanizmasıdır.Planøkonomi er det motsatte av markedsøkonomi.
Evvelce tarıma dayalı olan Girit ekonomik yapısı 1970'lerden itibaren temelden değişmeye başlamıştır.I USA har minilager-bransjen vokst jevnt og trutt siden begynnelsen av 1970-tallet.
Diğer modern ekonomik düşünceler, Yeni Klasik ekonomi ve Yeni Keynesgil ekonomidir.Faget deles gjerne i klassisk økonomisk sosiologi og moderne økonomisk sosiologi.
Karting, dört tekerlekli motorsporları arasında genellikle en ekonomik olan tür olarak kabul edilir.Lastebiler med fire aksler styres som regel .
1991 yılında ekonomik ve politik faktörler nedeniyle Sovyetler Birliği çöktü.Sovjetunionen var under en alvorlig økonomisk og politisk krise i 1991.
Ayrıca 1971'den beri yıllık olarak düzenlenen Dünya Ekonomik Forumuna evsahipliği yapmaktadır.Sløgedal grunnla også De Internasjonale Kirkefestspill, som har vært arrangert siden 1971.
Ancak bu yükseliş için yapıaln transferler ekonomik durumu gitgide kötü hale getiriyordu.De økte lønnsøkningene gjorde denne situasjonen verre.
Yunan ve uluslararası ekonomik politikaları konusunda çok sayıda kitap yazmıştır.Han har skrevet en rekke artikler i norske og internasjonale fagtidsskrifter.
Hayatının önemli bölümünde, ekonomik sıkıntılar yaşadı.På toppen av dette var hans finansielle problemer.
Diğer modern ekonomik düşünceler, Yeni Klasik ekonomi ve Yeni Keynesgil ekonomidir.Aliran pemikiran ekonomi modern lainnya adalah ekonomi Klasik Baru dan ekonomi Keynesian Baru.
Tüm bunlar, ekonomik bir felaket olan Dördüncü Haçlı Seferi'nin gelişiyle birlikte değişti.Semuanya berubah pada masa Perang Salib Keempat, yang membawa bencana ekonomi.
Roma devletinin üzerine inşa edebilecek kültürel ve ekonomik bir çekirdeği oluşturamadılar.Mereka tidak dapat membentuk inti budaya dan ekonomi yang dapat dibangun negara Romawi.
Karl Marx, Marksist ekonomi diye adlandırılan alternatif bir ekonomik teori geliştirdi.Karl Marx mengembangkan teori ekonomi alternatif, yang disebut ekonomi Marxis.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.Biaya pengobatan hepatitis C cukup bermakna baik terhadap pribadi maupun masyarakat.
2006'da Endonezya'nın ekonomik görünümü daha olumlu oldu.Untuk tahun 2006, Indonesia economic outlook yang lebih positif.
Doğu Afrika Topluluğu, Afrika Ekonomik Topluluğu'nun ayrılmaz bir parçasıdır.Komunitas Afrika Timur adalah bagian penting dari Komunitas Ekonomi Afrika.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie the Riveter digunakan sebagai lambang feminisme dan kekuatan ekonomi wanita.
Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır.Tiga kerajaan ini saling bersaing secara ekonomi dan militer.
1973'ten 1978'e kadar Hanoi Ulusal Ekonomik Üniversitesi'nde ekonomi yönetimi aldı.Ia mengambil manajemen ekonomi di Universitas Ekonomi Nasional Hanoi dari 1973 sampai 1978.
Ekonomik planlama prosedürleri ve form planlamasının yapabileceği çeşitli türleri bulunmaktadır.Ada berbagai jenis prosedur dan bentuk-bentuk perencanaan yang dapat digunakan.
Judaea'daki ekonomik başarısından dolayı vergileri dörtte bir oranında düşürdü.Karena kemakmuran di Yudea ia menghapuskan seperempat dari pajak.
Ekonomik ve sosyal gelişme de dikkate değerdi.Pembangunan ekonomi dan sosial juga penting.
1998 Rusya ekonomik krizi veya Ruble krizi, 17 Ağustos 1998'de Rusya'da baş gösteren ekonomik kriz.Krisis finansial Rusia (juga disebut "krisis rubel") menimpa Rusia pada tanggal 17 Agustus 1998.
Ekonomik büyüme 2004 yılında %5,1'e yükseldi ve 2005 yılında %5,6'ya ulaştı.Pertumbuhan ekonomi menjadi 5,1% pada tahun 2004 dan mencapai 5,6% pada tahun 2005.
2007'de Dünya Ekonomik Forumu'na seçilen 250 Genç Lider arasında yer aldı.Forum ekonomi Dunia memilih Joya di antara 250 Pemimpin Global Muda untuk 2007.