Ana içeriğe geç
Sözlük

ekonomik ile cümle

ekonomik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Devlet, çeşitli sosyal ve ekonomik amaçları gerçekleştirmek üzere sübvansiyon verebilir.Todos veriam no rei um espaço para a sua ascensão social e política.
Adanın hiçbir ekonomik işlevi yoktur ve genellikle Amelia Earhart'ın ulaşamadığı ada olarak bilinir.Por este motivo a ilha Howland também é conhecida como "a ilha que Amelia Earheart nunca alcançou".
Mali ve ekonomik krizin etkileri ciddi boyutlarda idi.O deficit fiscal e o peso da dívida externa permaneceram elevados.
Daha sonraki yıllarda, ekonomik politika ve anıları olarak iki sürümde birçok kitap yazdı.Nos anos seguintes, publicou diversos livros sobre temas de história econômica e história política.
2000'li yıllarda Çin'in ekonomik kalkınması tüm dünyada önemli bir konu haline geldi.Os anos da Primeira Guerra Mundial foram de intenso desenvolvimento econômico para o Canadá como um todo.
Ayrıca 1971'den beri yıllık olarak düzenlenen Dünya Ekonomik Forumuna evsahipliği yapmaktadır.É também notável por albergar o Centro Operacional de Satélites do Continente desde 1974.
Ancak değişik dini inanışların ülkedeki politik, ekonomik ve kültürel yaşayışa etkisi önemli düzeydedir.No entanto, as perspetivas legais, culturais ou religiosas sobre o aborto são diferentes em todo o mundo.
1960'ların başından başlayarak Çekoslovakya ekonomik olarak dar boğaza girmeye başladı.No início dos anos 1960, a Checoslováquia tornou-se uma economia severamente estagnada.
Ekonomik gelişmişlik endeksine göre şehir Sao Paulo eyaleti içinde 5. sıradadır.A área atingida pela seca equivale a três vezes o estado de São Paulo.
Ordu birçok ekonomik alanda ilerleme kaydetmiştir.O conflito gerou vários avanços na área militar.
1898 yılında Ekonomik Araştırmalar ve Makaleler adı ve "Vladimir Ilyin" takma adıyla tekrar basılmıştır.Foi publicado em 1899 sob o pseudônimo de "Vladimir Ilyin".
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.Defende a liberalização económica e social.
Burada ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldı ve bu süreçte evliliği sonlandı.Ela acabou por superar este constrangimento e, por fim, o casamento acabou por ser consumado.
Hem savaşlar, hem ekonomik çöküntü, nüfusun azalmasına yol açmıştır.A evasão por questões políticas ou econômicas também contribuiu para a baixa densidade demográfica.
Ayrıca, Asuan Barajı'nı bitirip, ülkenin ekonomik kalkınmasını sağlamak istiyordu.Era necessário que os centros populacionais despertassem, contribuindo para o reequilíbrio económico do País.
Bağımlı nüfus, bir toplumda ekonomik olarak üretken olmayan nüfustur.Autarcia é uma sociedade que se basta a si própria em termos económicos.
Kentin en önemli ekonomik sektörleri ticaret ve hizmet olmuştur.Na cidade, os setores que mais empregam são o de comércio e o de serviços.
Ekonomik olarak güçlenmişti.Que prosperem economicamente.
Ekonomik alanda da Cevher önemli reformlar yaptı.A muralha exterior também foi objeto de significativas reformas.
Sarnıç köyü ekonomik ve sosyal yönden oldukça ileri bir durumdadır.Hoje, o bairro da Penha encontra-se em amplo crescimento econômico e social.
Tarihi Slavonya bölgesinin kültür ve ekonomik merkezidir.É uma das regiões históricas e culturais da Letônia.
Ancak bu şans ekonomik bir getiriye dönüştürülmemiştir.Porém, este rendimento não permite economia.
Sony Ericsson'un ekonomik sıkıntılarından ötürü 2 kez isim değiştirmiştir.Para se recuperar, a Sony Ericsson será obrigada a cortar pelo menos 2,000 empregos.
Ekonomik krizlerCrises econômicas
Tüm bunlar, ekonomik bir felaket olan Dördüncü Haçlı Seferi'nin gelişiyle birlikte değişti.Dit alles veranderde na de komst van de Vierde Kruistocht, die een economische ramp was.
1 Eylül 2010'da Dünya Ekonomik Forumu, şirketi Teknoloji Öncüsü olarak duyurdu.Op 1 september 2010 selecteerde het World Economic Forum het bedrijf als een Technology Pioneer voor 2011.
Rusya aynı zamanda ekonomik ve istatistiksel gereksinmeler için 12 ekonomik bölgeye ayrılır.Naast federale districten zijn voor economische en statistische doeleinden 12 economische regio's ingesteld.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.De economische gevolgen van verkoudheid worden in een groot deel van de wereld onderschat.
Bu anlaşma ile aynı zamanda Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurulmuş oldu.Op dezelfde datum werd ook de Europese Economische Gemeenschap (EEG) opgericht.
Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır.Deze staten wedijverden zowel militair als commercieel met elkaar.
1989 yılı Japonya tarihindeki en hızlı ekonomik büyümesinden birinin doruk noktasıydı.1989 markeerde de grootste economische groeispurt in de geschiedenis van Japan.
Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız.Zij zagen hun kans schoon om hun zelfstandigheid te herwinnen.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie the Riveter staat symbool voor het feminisme en de economische kracht van vrouwen.
1981 - Yunanistan, Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeliğine kabul edildi.1981 – Griekenland wordt lid van de Europese Gemeenschap.
1960 - Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) kuruldu.1960 - De Organisatie voor Economische Samenwerking en Ontwikkeling (OESO) wordt opgericht in Parijs.
İçine düştüğü ekonomik sıkıntılar onu öz vatanına, İstanbul'a dönmesini zorunlu kılmıştır.Gebrek aan geld dwong hem echter om weer naar zijn geboortestad Straatsburg terug te keren.
1989-1994 ve 1997-1999 yılları arasında Ekonomik ve Sosyal Konsey üyeliği yapmıştır.Hij werd lid van de Conseil économique et social (1989-1994 en 1997-1999).
Liberal bir iş adamı olarak, ekonomik komitelere katıldı.Als liberale ondernemer was hij lid van diverse economisch commissies.
Ekonomik özgürlük, ekonomi ve politika tartışmalarında kullanılan bir terim.Economische vrijheid is een term die gebruikt wordt in economische en politieke debatten.
Ekonomik: Faydalı olan şeyler ile ilgilenenler.Thema: Wie goed doet, goed ontmoet.
1994'te de ise İzlanda Avrupa Ekonomik Alanı'nın bir üyesi oldu.IJsland werd in 1993 lid van de Europese Economische Ruimte.
Ailenin ekonomik sorumlulukları yoktur.Er was geen familiale aansprakelijkheid.
O, 1978'de Çin ekonomik reformunun başlamasından kısa bir süre sonra, Araştırmacı unvanını aldı.Vanaf 1978 werd begonnen met hervormingen van de Chinese economie.
Maskin; iktisat dalında oyun kuramı, ekonomik teşvikler ve sözleşme teorisi gibi çeşitli konularda çalıştı.Maskin heeft gewerkt aan diverse gebieden van de economie, zoals de speltheorie en de contracttheorie.
Ekonomik konularda klasik liberalizm ve sosyal liberalizm arasında bir konum alırlar.Inhoudelijk nemen de thesen een positie in tussen het ordoliberalisme en het sociaalliberalisme.
Bölgesinin demografik ve ekonomik çekim merkezidir.Het economische, politieke en demografische zwaartepunt ligt in de Zona Central.
1987-1989 yıllarında Ekonomik Sosyal Konsey üyeliği yapmıştır.Vervolgens was hij tussen 1987 en 1989 Europees commissaris voor Economische Zaken.
Köy, ekonomik sıkıntı içindedir.Het dorp is zich in economische termen aan het ontwikkelen.
Liberalizm kavramı siyasal, ekonomik ve toplumsal özgürlükleri savunur.Zij hecht aan ondernemingszin en politieke, sociale en economische vrijheid.
Ekonomik yönden ilçenin diğer köylerine nazaran daha canlıdır.Zij voelt zich in sociaal opzicht boven de rest van de wijk verheven.
ABD ve Avrupa Birliği, Rusya'ya karşı ekonomik yaptırım uygulama kararı almışlardır.De EU en de VS willen nieuwe sancties tegen Rusland.
Kulüp ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşıyordu.De club kreeg ook met financiële problemen te kampen.
Bir de bunun üzerine ekonomik buhran vardı.Er was wel een economisch motief.
Girdiği ekonomik kriz sonrası ikinci lige düştü.In de Tweede Slag bij Neerwinden werd.
Balkan ülkelerinin çoğu, daha önceleri Doğu Bloku sisteminde bir ekonomik yapıya sahiptiler.Planning van de economie vond vooral plaats in de centraal geleide economie van het voormalige Oostblok.
Ancak dünyada ekonomik kriz çıkınca başarılı olunamamıştır.Vanwege de economische crisis is zij echter plotseling onbereikbaar.
Hayatı ailesinin ekonomik gücünden bağımsız olarak yaşamaya karar verir.De vrouw moet trachten economisch onafhankelijk te zijn van de man.
2 Eylül 2011'de ekonomik haklarının %50'sinin 3.100.000€'ya satın alındığı açıklanmıştır.Uiteindelijk werden deze aandelen gekocht voor een waarde van 5,42 euro per aandeel vrijdag 3 oktober.
2001'deki ekonomik kriz sırasında görevine son verildi.Het dieptepunt lag in 2001 tijdens de economische crisis van het land.
Bu ekonomik güç artışı, daha büyük askeri birlikler oluşturmaya olanak sağlamıştır.Dankzij de economische opbloei kon een groter leger bekostigd worden.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod