Ana içeriğe geç
Sözlük

ekonomik ile cümle

ekonomik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
SETimes: Makedonya'nın ekonomik öncelikleri nelerdir?SETimes: What are Macedonia's economic priorities?
Sarachini: Ekonomik büyüme.Sarachini: Economic growth.
Ancak yaratılacak 900'den fazla işle, bunun ekonomik yönü son derece olumlu olacak.However, the economic impact could be very positive, with more than 900 jobs created.
İş dünyası: Ekonomik kriz Balkan turizmini vurduBusiness: Financial crisis hits Balkan tourism
Küresel ekonomik kriz Balkanlar'daki tatilci sayısında düşüşe yol açtı.The global downturn translates into fewer holiday travellers in the Balkans.
Whyte: Ekonomik gelişim elbette kayda değer önemdedir.Whyte: Economic development is of crucial importance.
IMF raporunda Sırbistan'ın bütçesi eleştirildi, yeni ekonomik tedbirler önerildiIMF report criticises Serbian budget, proposes new economic measures
Parkın yapımı 2007 yılında duyurulmasına karşın, küresel ekonomik kriz nedeniyle durduruldu.The park's construction was announced in 2007, but was halted because of the global economic crisis.
İftiracılar UNMIK'i bir ekonomik kalkınma stratejisi uygulamamakla da eleştirdiler.Detractors also slammed UMMIK for failing to implement an economic development strategy.
Rapor: daralma dünya ekonomik özgürlüğünü eritiyorRecession erodes world economic freedom, report says
Fraser Institute 2010 Dünya Ekonomik Özgürlükraporunu yayınladı. [Fraser Institute]The Fraser Institute releases its Economic Freedom of the World 2010 report. [Fraser Institute]
Liderler ayrıca bir ekonomik işbirliği anlaşması da imzaladılar.They also signed an economic co-operation agreement.
Ülke, ekonomik bir tatil arayanlar için makul seçenekler de sunuyor.At the same time, the country remains affordable to budget travellers.
Goşev, küresel ekonomik krizin ülkeyi etkilediğini söyledi.The global financial crisis, he says, is hitting home.
Ekonomik kriz ve yıl için öngörülen karamsar ekonomi tahminlerinin de zararı oldu.The economic crisis and grim economic forecasts for the year ahead have also taken their toll.
Bu yılın ilk altı ayına ilişkin ekonomik büyüme yüzde 5,6 olarak tahmin ediliyor.Economic growth for the first six months of this year was an estimated 5.6 per cent.
Ekonomik ve sosyal koşullardaki sorunlar, bu eğilimi daha da körüklemekte.The lack of favourable economic and social conditions fuels the trend.
Ekonomik krizin beşinci yılını sürdüğü ülkede en büyük sorunlardan biri işsizlik.Into its fifth year of recession, one of the biggest problems facing Greeks is unemployment.
Çalışma: ekonomik yavaşlama dünyayı daha az güvenli hale getiriyorStudy: economic slowdown makes world less safe
Killelea'ya göre, huzurun ekonomik bir değeri de var.According to Killelea, peace has an economic value, as well.
Tahminler, %5,8'lik bir beklenen yıllık ekonomik büyüme hızına dayanıyor.The forecast is based on an expected annual economic growth rate of 5.8%.
IMF, Arnavutluk'un hedeflenen yüzde 6'lık ekonomik büyümeyi 2003 yılında elde edebileceğini söyledi.The IMF said Albania could achieve the targeted economic growth of 6 per cent in 2003.
Her iki ülke için de muazzam bir ekonomik işbirliği potansiyeli söz konusu.The potential for economic co-operation is really huge for both countries.
Makedonya'da ekonomik açıdan hızla gelişme sağlanması gerçekçi bir ihtimal.Macedonia has realistic chances to advance swiftly in economic terms.
Karadağ halkı hükümetten ekonomik sorunları çözmesini istiyorMontenegrins demand government to tackle economic issues
Fakat ekonomik kriz burada da eykisini hissettiriyor.But the economic crisis is taking a toll here as well.
CEFTA'nın başlıca amacı üye ülkeler arasında ekonomik ilişkiler geliştirmek. [CEFTA]The main goal of CEFTA is to develop economic relations among member countries. [CEFTA]
Ekonomik krizEconomic crisis
İşbirliği Eksikliği Sırbistan'a Ekonomik Sonuçlar DoğuracakLack of Co-operation Has Economic Consequences for Serbia
Yetkililer ekonomik ilişkiler hakkında olumlu bir değerlendirmede bulundular.They gave a positive assessment of economic ties.
Novikov, büro açmanın nedenlerinin büyük oranda ekonomik olduğunu da yineledi.Novikov also reiterated that the reasons for opening the office are mostly economic.
Ankca pek çok kişi, ekonomik nedenlerden ötürü özelleştirmeye karşı çıkıyor.Many however, oppose privatisation for economic reasons.
Dünyanın en yüksek hiperenflasyonunun önüne, Dragoslav Avramoviç'in ekonomik programıyla geçildi.The greatest hyperinflation in the world was cut short by Dragoslav Avramovic's economic programme.
Nüfusun yüzde 12-13’ü yoksul, yaklaşık yüzde 33’ü ise ekonomik açıdan zayıf durumda.Some 12 per cent to 13 per cent are poor, and about 33 per cent are economically vulnerable.
Ekonomik kriz medyumlar ve şifacılara elverişli bir ortam sağlıyor.The economic crisis offers a favourable environment for psychics and healers.
Paranın büyük kısmıyla toplumsal ve ekonomik kalkınma desteklenecek. [AFP]Most of the money will support social and economic development. [AFP]
Önerge, Sırbistan ile tam siyasi, ekonomik ve ticari karşılıklılık gerektiriyordu.It required full political, economic and trade reciprocity with Serbia.
Atina'da Pazar günleri kurulan bit pazarı, ekonomik krizden sonra büyüdü.The popularity of Athens' Sunday flea market has grown in light of the economic crisis.
Düşük doğum oranları önümüzdeki yıllarda Sırbistan'a karşı ekonomik tehdit oluşturacak.Low birth rates will pose an economic threat to Serbia in the years to come.
Sırbistan ve Slovenya'nın liderleri ekonomik işbirliği ve yatırım konularını görüştüler.The leaders of Serbia and Slovenia discuss economic co-operation and investments.
İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde şimdiye kadar kullanılmamış bir potansiyel söz konusu.There is untapped potential in economic relations between the two countries.
Her iki lider de ekonomik ilişkileri güçlendirmek için fırsatlar bulunduğunu söyledi.Both leaders said there were opportunities to increase economic ties.
Ülkenin GSYİH'sının yanı sıra genel ekonomik büyüme artacak.The country's GDP will rise, as will overall economic growth.
Ekonomik ve politikayla ilgili diğer konular sonraki turlarda ele alınacak.Other key economic and policy issues will be dealt with in later rounds.
Ekonomik ve sosyal kalkınmaya yaklaşık 10,6 milyon avro ayrılacak.Around 10.6m euros will be allotted to economic and social development.
Görüşmelerde ekonomik işbirliği ele alındı.Talks focused on economic co-operation.
SETimes: Romanya medyasının ekonomik krizde ağır bir darbe aldığını biliyoruz.SETimes: We know Romanian media have been hit hard by the economic crisis.
Buna gerekçe olarak ekonomik krizi ve içerde bir yeniden yapılanma ihtiyacını ortaya sürüyorlar.They motivate this through the economic crisis, the necessity of internal reorganisation.
Ekonomik krizin sürece etkisi sadece bu sonucu hızlandırmak olabilir.The economic crisis can only accelerate this outcome.
Bu esneklik de onlara yolsuzluğun sosyal, kültürel ve ekonomik köklerine ulaşma olanağı sağladı.Such flexibility allowed them to address the social, cultural and economic roots of corruption.
Bakan, "Mobtel meselesi siyasi değil, ekonomik bir meseledir."The issue of Mobtel is not a political [issue], but an economic issue.
Bakanlık, durumdan ekonomik krizin sorumlu olduğunu ileri sürdü.It said the global financial crisis was to blame.
Ahmedinecad ve Türk mevkidaşı Abdullah Gül bir dizi ikili ekonomik anlaşma imzalayacaklar.He and his Turkish counterpart, Abdullah Gul, will sign a number of bilateral economic agreements.
Makedon hükümeti ekonomik krizi atlatma amaçlı on adet tedbir aldıMacedonian government takes ten measures to head off economic crisis
Ekonomik paket iş dünyasında genel olarak memnuniyetle karşılandı.The business community has generally welcomed the economic package.
Ekonomik Güçlükler Türkiye’de Fuhşa ZorluyorEconomic Plights Drive Prostitution in Turkey
Araştırmada, ekonomik sorunlar nedeniyle Türkiye’de fahişeliğin yaygınlaştığı ortaya kondu.The research found that prostitution is spreading in Turkey due to economic troubles.
Aynı zamanda, ekonomik koşullar nedeniyle Türkiye’de genel anlamda suç da bir yükseliş yaşıyor.At the same time, crime in general is also on the rise in Turkey due to economic conditions.
Hırvatistan’ın 2008 yılı hedefleri: NATO üyeliği ve ekonomik büyümeCroatia aims for NATO membership, economic growth in 2008
Ekonomik sorunlarEconomic problems
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod