Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Från hans läppars bud har jag icke gjort något avsteg; mer än egna rådslut har jag aktat hans muns tal.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Je n`ai pas abandonné les commandements de ses lèvres; J`ai fait plier ma volonté aux paroles de sa bouche.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.내가 그의 입술의 명령을 어기지 아니하고 일정한 음식보다 그 입의 말씀을 귀히 여겼구나
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.N'am părăsit poruncile buzelor Lui; mi-am plecat voia la cuvintele gurii Lui.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.No me he apartado del mandamiento de sus labios; en mi seno he guardado los dichos de su boca
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Nunca me apartei do preceito dos seus lábios, e escondi no meu peito as palavras da sua boca.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Od przykazania ust jego nie odchylałem się; owszem, postanowiłem u siebie zachować słowa ust jego.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.od zapovedi njegovih usten se nisem umaknil; bolj nego lastno postavo sem hranil ust njegovih besede.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Perintah-perintah Allah selalu kutaati, kehendak-Nya kuikuti, dan bukan keinginanku sendiri
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Tôi chẳng hề lìa bỏ các điều răn của môi Ngài, Vẫn vâng theo lời của miệng Ngài hơn là ý muốn lòng tôi.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Tôi chẳng hề lìa_bỏ các điều răn của môi Ngài , Vẫn vâng theo lời của miệng Ngài hơn là ý_muốn lòng tôi .
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.und trete nicht von dem Gebot seiner Lippen und bewahre die Rede seines Mundes mehr denn mein eigen Gesetz.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.От заповеди уст Его не отступал; глаголы уст Его хранил больше,нежели мои правила.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.מצות שפתיו ולא אמיש מחקי צפנתי אמרי פיו׃
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.من وصية شفتيه لم ابرح. اكثر من فريضتي ذخرت كلام فيه.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.他 嘴 唇 的 命 令 、 我 未 曾 背 棄 . 我 看 重 他 口 中 的 言 語 、 過 於 我 需 用 的 飲 食
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.他 嘴唇 的 命令 、 我 未 曾 背棄 . 我 看重 他 口中 的 言語 、 過於 我 需用 的 飲食
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.E' così profondamente radicato nella nostra psiche che il pane viene usato come simbolo della vita.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Es ist so tief in unsere Psyche eingebettet, dass Brot als ein Lebenssymbol verwendet wird.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Está tan profundamente arraigado en nuestra psique que el pan se usa como símbolo de la vida.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Este atât de adânc inserat în psihicul nostru încât pâinea e folosită ca un simbol al vieţii.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Het is zo diep verankerd in onze geesten dat brood gebruikt wordt als een symbool voor leven.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Il est si profondément ancré dans nos esprits que le pain est utilisé comme symbole de la vie.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Jest tak głęboko zakorzeniony w naszej psychice, że chleb jest używany jako symbol życia.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.그래서 우리의 정신 깊숙한 곳에 빵은 생명의 상징으로 새겨져 있습니다.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Nó đã gắn chặt trong tiềm thức con người rằng bánh mỳ được dùng làm biểu tượng sự sống.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Olyan mélyen bele van ágyazva a pszihénkbe, a kenyér az élet szimbóluma.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Roti itu sungguh tertanam dalam dalam jiwa kita sehingga roti digunakan sebagai simbol kehidupan.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Той е толкова дълбоко вграден в душите ни, че хлябът се използва като символ за живот.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Это так глубоко укоренилось в нашей психике, что хлеб используется как символ жизни.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.הוא כל כך טבוע עמוק בנפשנו, עד כי הלחם מהווה סמל לחיים.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.انه يتجذر عميقا في تراثنا وافكارنا ان الخبز بالنسبة لنا .. رمزٌ للحياة
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.私たちの精神にあまりにも深く結びついているので パンは生命のシンボルとして使われます それは変容のシンボルとして使われます
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Ich traf demütige Menschen, ich hörte deren Gebet und aß deren Brot.
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Poznałam skromnych ludzi, słuchałam ich modlitwy i jadłam ich chleb.
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Saya bertemu orang-orang miskin, mendengarkan doa-doa mereka, dan makan makanan mereka.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Các ngươi lượm trong sáu ngày , nhưng qua_ngày thứ_bảy là ngày Sa-bát , sẽ chẳng có đâu .
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Các ngươi lượm trong sáu ngày, nhưng qua ngày thứ bảy là ngày Sa-bát, sẽ chẳng có đâu.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Hat napon szedjétek azt, de a hetedik napon szombat van, akkor nem lesz.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››I seks bage skal I samle det, men på den syvende Dag, på Sabbaten, er der intet at finde."
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››I seks dager skal I sanke det; men på den syvende dag er det sabbat, da skal det ikke være å finne.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››I sex dagar skolen I samla därav, men på sjunde dagen är sabbat; då skall intet vara att finna.»
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››육일 동안은 너희가 그것을 거두되 제 칠일은 안식일인즉 그날에는 없으리라 하였으나
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Kuutena päivänä on teidän sitä koottava, mutta seitsemäntenä päivänä on sapatti; silloin ei sitä ole."
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Pendant six jours vous en ramasserez; mais le septième jour, qui est le sabbat, il n`y en aura point.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Po šest dní budete to sbírávati, den pak sedmý sobota jest; nebude bývati manny v ní.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Po šesť dní to budete sberať, ale siedmeho dňa je sobota, nebude v nej manny.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Przez sześć dni zbierać to będziecie, a dnia siódmego sabbat; nie będzie weó manny.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Sechs Tage sollt ihr sammeln; aber der siebente Tag ist der Sabbat, an dem wird nichts da sein.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Sei giorni lo raccoglierete, ma il settimo giorno è sabato: non ve ne sarà»
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Seis días lo recogeréis; pero el séptimo día es sábado, en el cual no será hallado
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Seis dias o colhereis, mas o sétimo dia é o sábado; nele não haverá.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Šest dni boste nabirali, a sedmi dan je počitek, tedaj ne bo tega.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Veţi strînge timp de şase zile; dar în ziua a şaptea, care este Sabatul, nu va fi.``
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Zes dagen kunt u het verzamelen, maar op de zevende dag niet, dan is het een rustdag."
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››εξ ημερας θελετε συναγει αυτο εν τη εβδομη ομως ημερα, τω σαββατω, εν ταυτη δεν θελει ευρισκεσθαι.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Шест дена ще го събирате; но седмия ден е събота, в нея няма да се намира.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››шесть дней собирайте его, а в седьмой день – суббота: не будет его в этот день.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››ששת ימים תלקטהו וביום השביעי שבת לא יהיה בו׃
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››ستة ايام تلتقطونه. واما اليوم السابع ففيه سبت. لا يوجد فيه