ekme ile cümle
ekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Мужчина спал, но проснулся, услышав слова хлеб, храм, Бог.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Човекът бил заспал, но чул думите хляб, храм, Бог и се събудил.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Чоловік спав, але почувши слова "хліб", "храм", "Бог", він прокинувся.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.האיש ישן, אבל הוא שמע את המילים לחם, בית מקדש, אלוהים, והוא התעורר.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.ولكن الرجل سمع الكلمات , الخبر , المعبد , الله ثم استيقظ
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.そして言いました「神はパンを望んでおられる。わかったぞ!神が望んでおられるものが!」
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.A száj kombinálva a vízzel "ivást" jelent, és száj összekötve kenyérrel azt, hogy "enni".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Boca combinada com água significava "beber", e boca juntamente com pão significava "comer".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Boca combinado con agua significaba, "beber" y boca junto con pan significaba, "comer".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Gură în combinație cu apă însemna "băutură", iar gură și pâine însemna "mănâncă".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.입과 물이 함께 그려져 있으면 "마신다"를 의미하지요. 또한 입과 빵이 같이 있으면 "먹는다"를 의미합니다.
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.La bocca assieme all' acqua significava "bere" e la bocca unita al pane significava "mangiare".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Miệng kết hợp với nước là "uống" và miệng với bánh mì có nghĩa là "ăn"
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Mond in combinatie met water betekende "drinken" en een mond samen met brood "eten".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.'Mund' kombineret med 'vand' betød 'drikke' og 'mund' kombineret med brød betød 'spise'
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Mund und Wasser zusammen bedeuteten "trinken", und ein Mund mit einem Brot bedeutete "essen".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Mun i kombination med vatten betydde "dricka," och mun tillsammans med bröd betydde "äta."
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Usta połączone z wodą - "pić", a usta wraz z chlebem - "jeść".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Ústa spolu s vodou znamenalo "pití". a ústa spolu s chlebem znamenalo "jíst".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Το στόμα σε συνδυασμό με το νερό σήμαινε "πίνω", ενώ με το ψωμί σήμαινε "τρώω".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Рот, у поєднанні з водою, означав "пити", а в поєднанні з хлібом - "їсти".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Символ рта вместе с водой означал "пить", вместе с хлебом - "есть".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Устата, комбиниран с вода означава, "пия," а устата заедно с хляб означала, "ям."
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.פה יחד עם מים סימל, "לשתות", ופה יחד עם לחם סימל, "לאכול".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.الفم مدمج مع الماء يعني " الشرب" والفم المرتبط بالرغيف يعني " الأكل"
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.口はパンとつなげると「食べる」を意味しました さらに牛の記号を加えると
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.ani som neuhnul od prikázania jeho rtov; nad svoj stanovený diel pokrmu som schoval reči jeho úst.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Aniž od přikázaní rtů jeho uchýlil jsem se, nýbrž ustaviv se na tom, schované jsem měl řeči úst jeho.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Az õ ajakinak parancsolatától sem tértem el; szájának beszédeit többre becsültem, mint életem táplálékát.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.dai comandi delle sue labbra non mi sono allontanato, nel cuore ho riposto i detti della sua bocca
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.fra hans Læbers Bud er jeg ikke veget, hans Ord har jeg gemt i mit Bryst.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Fra hans lebers bud vek jeg ikke; fremfor min egen lov* aktet jeg på hans munns ord. / {* RMR 7, 23.}
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Från hans läppars bud har jag icke gjort något avsteg; mer än egna rådslut har jag aktat hans muns tal.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Je n`ai pas abandonné les commandements de ses lèvres; J`ai fait plier ma volonté aux paroles de sa bouche.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.내가 그의 입술의 명령을 어기지 아니하고 일정한 음식보다 그 입의 말씀을 귀히 여겼구나
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.N'am părăsit poruncile buzelor Lui; mi-am plecat voia la cuvintele gurii Lui.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.No me he apartado del mandamiento de sus labios; en mi seno he guardado los dichos de su boca
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Nunca me apartei do preceito dos seus lábios, e escondi no meu peito as palavras da sua boca.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Od przykazania ust jego nie odchylałem się; owszem, postanowiłem u siebie zachować słowa ust jego.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.od zapovedi njegovih usten se nisem umaknil; bolj nego lastno postavo sem hranil ust njegovih besede.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Perintah-perintah Allah selalu kutaati, kehendak-Nya kuikuti, dan bukan keinginanku sendiri
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Tôi chẳng hề lìa bỏ các điều răn của môi Ngài, Vẫn vâng theo lời của miệng Ngài hơn là ý muốn lòng tôi.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Tôi chẳng hề lìa_bỏ các điều răn của môi Ngài , Vẫn vâng theo lời của miệng Ngài hơn là ý_muốn lòng tôi .
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.und trete nicht von dem Gebot seiner Lippen und bewahre die Rede seines Mundes mehr denn mein eigen Gesetz.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.От заповеди уст Его не отступал; глаголы уст Его хранил больше,нежели мои правила.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.מצות שפתיו ולא אמיש מחקי צפנתי אמרי פיו׃
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.من وصية شفتيه لم ابرح. اكثر من فريضتي ذخرت كلام فيه.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.他 嘴 唇 的 命 令 、 我 未 曾 背 棄 . 我 看 重 他 口 中 的 言 語 、 過 於 我 需 用 的 飲 食
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.他 嘴唇 的 命令 、 我 未 曾 背棄 . 我 看重 他 口中 的 言語 、 過於 我 需用 的 飲食
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.E' così profondamente radicato nella nostra psiche che il pane viene usato come simbolo della vita.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Es ist so tief in unsere Psyche eingebettet, dass Brot als ein Lebenssymbol verwendet wird.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Está tan profundamente arraigado en nuestra psique que el pan se usa como símbolo de la vida.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Este atât de adânc inserat în psihicul nostru încât pâinea e folosită ca un simbol al vieţii.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Het is zo diep verankerd in onze geesten dat brood gebruikt wordt als een symbool voor leven.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Il est si profondément ancré dans nos esprits que le pain est utilisé comme symbole de la vie.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Jest tak głęboko zakorzeniony w naszej psychice, że chleb jest używany jako symbol życia.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.그래서 우리의 정신 깊숙한 곳에 빵은 생명의 상징으로 새겨져 있습니다.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Nó đã gắn chặt trong tiềm thức con người rằng bánh mỳ được dùng làm biểu tượng sự sống.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Olyan mélyen bele van ágyazva a pszihénkbe, a kenyér az élet szimbóluma.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Roti itu sungguh tertanam dalam dalam jiwa kita sehingga roti digunakan sebagai simbol kehidupan.