ekmeği ile cümle
ekmeği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Yöre halkının bir bölümü ekmeğini hala kendi pişirmektedir.Селското стопанство осигурява храна на част от населението.
Yufka ekmeğinin en önemli özelliği dayanıklı olmasıdır.За здравия човек най-подходящ е пълнозърнестият хляб.
Tandır ekmeğinin en yaygın şekli pide'dir.Смята се, че това е най-древния начин на печене.
Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver.Vodu im treba dávať denne čerstvú.
Kuru ekmeğin yakılmasıyla da basit olarak aktif kömür elde edilebilir.Pri veľmi nízkych teplotách sa dá zachytiť na aktívnom uhlí.
Pekmezli omaç eritilmiş pekmeze yufka ekmeği doğranılarak hazırlanır.Resti se pripravi iz naribanega krompirja, ki se speče.
"Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver."Hlěb naš vsakodenny daj nam dnes, i odpusti nam naše grěhy, tako kako my odpuščajemo našim grěšnikam.
Çavdar ekmeği büyük miktarda lif ve az miktarda yağ içerir.Rženi kruh vsebuje veliko vlaknin in malo maščob.
Ekmeğin sağlıklı beslenme açısından çok önemli olduğu düşünülmektedir.Se počutite bolj samozavestni, ko jeste zdravo hrano?
Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver.Kasdienės mūsų duonos duok mums šiandien – to, kas reikalinga tik šiam momentui (šiandien).
50 kişi de buradan ekmegini kazanmaktadır.Iš koplyčios spėjo išeiti 50 žmonių.
Adam ekmeği yedi.Vyras valgė duoną.
"Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver."Meie igapäevast leiba anna meile tänapäev.
İskandinavya'da üretilen gevrek ekmeğin çoğu üç ila dört saatlik fermantasyonun ardından pişirilir.Enamik Skandinaavia kuivikuid küpsetatakse pärast 3–4-tunnist kääritust.
Kanada'da, Winnipeg tarzı çavdar ekmeği, çok fazla çavdar unu içermez, bazen hiç içermez.Kanadas tuntakse Winnipegi tüüpi rukkileiba, milles tegelikult on rukkijahu vähe või üldse mitte.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.Meie igapäevane leib.
Saf çavdar ekmeği, buğdaysız sadece çavdar unu içerir.Puhtas rukkileivas on üksnes rukkijahu ilma lisanditeta.
Tuz, ekmeğin lezzetini azaltır.Soe toit vähendab isu.
Ekmeğin içine koyulan cisim kime çıkarsa ona ödül verilir.Kelle muna vastu satutakse, selle oma saadakse endale.
Saray'dan almış olduğum koca bir ekmeğin yarısını onlara verdim.Ostsin poest suure leiva.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.그래서 전 100을 토스터 패스트리 한 박스처럼 생각합니다.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.100は1つのものでしょうか
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Așadar atunci când vorbesc despre 100, este ca și la cutia de foi de foitaj.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Cuando pienso en el 100, es como la caja de tartaletas.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Donc, quand je pense à 100, c'est comme la boîte de biscottes.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Така че когато си мисля за 100, това е като кутията с тостер сладкиши.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.אז כשאני חושב על 100, זה כמו קופסה של מאפי טוסטר.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.فحين أفكر في 100، ذلك مثل علبة من المعجنات المحمصة.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.11단계는 냉각과정입니다. 보통 갓 만든 빵을 그대로 먹지는 않지요.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.11-й этап называется "охлаждением" — мы никогда не едим хлеб сразу.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.A etap 11 nazywamy chłodzeniem - ponieważ nigdy nie zjadamy chleba od razu.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.A tizenegyedik szakaszt "hűtésnek" hívjuk, mivel valójában soha nem esszük meg rögtön a kenyeret.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.Di tahap 11, kita sebut pendinginan -- sebab kita tak pernah makan roti langsung panas-panas.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.On appelle l'étape 11 le refroidissement car on ne mange jamais vraiment le pain à la sortie du four.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.Şi etapa a 11-a, o numim răcire -- pentru că nu mâncăm niciodată pâinea imediat.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.Stap 11 is het afkoelen, want we eten het brood nooit echt meteen op.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.Und auf Ebene 11 wollen wir es kühlen - denn wir essen das Brot nie sofort.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.Và ở giai đoạn 11, chúng tôi gọi là làm nguội -- vì chúng ta không bao giờ ăn bánh ngay khi mới ra lò.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.А стадий 11, наричаме го охлаждане... защото всъщност никога не ядем хляба веднага.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.ואת שלב 11 אנו מכנים "צינון" - כי לעולם איננו אוכלים מיד את הלחם.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.والمرحلة ال11 هي التبريد لاننا لا نأكل الخبز حالما يخرج من الفرن
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.焼き上がったパンをすぐ食べることはあまりありません 焼き上がった後も焼いた時の効果が少し継続します
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.ani som neuhnul od prikázania jeho rtov; nad svoj stanovený diel pokrmu som schoval reči jeho úst.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Aniž od přikázaní rtů jeho uchýlil jsem se, nýbrž ustaviv se na tom, schované jsem měl řeči úst jeho.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Az õ ajakinak parancsolatától sem tértem el; szájának beszédeit többre becsültem, mint életem táplálékát.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.dai comandi delle sue labbra non mi sono allontanato, nel cuore ho riposto i detti della sua bocca
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.fra hans Læbers Bud er jeg ikke veget, hans Ord har jeg gemt i mit Bryst.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Fra hans lebers bud vek jeg ikke; fremfor min egen lov* aktet jeg på hans munns ord. / {* RMR 7, 23.}
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Från hans läppars bud har jag icke gjort något avsteg; mer än egna rådslut har jag aktat hans muns tal.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Je n`ai pas abandonné les commandements de ses lèvres; J`ai fait plier ma volonté aux paroles de sa bouche.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.내가 그의 입술의 명령을 어기지 아니하고 일정한 음식보다 그 입의 말씀을 귀히 여겼구나
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.N'am părăsit poruncile buzelor Lui; mi-am plecat voia la cuvintele gurii Lui.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.No me he apartado del mandamiento de sus labios; en mi seno he guardado los dichos de su boca
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Nunca me apartei do preceito dos seus lábios, e escondi no meu peito as palavras da sua boca.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Od przykazania ust jego nie odchylałem się; owszem, postanowiłem u siebie zachować słowa ust jego.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.od zapovedi njegovih usten se nisem umaknil; bolj nego lastno postavo sem hranil ust njegovih besede.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Perintah-perintah Allah selalu kutaati, kehendak-Nya kuikuti, dan bukan keinginanku sendiri
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Tôi chẳng hề lìa bỏ các điều răn của môi Ngài, Vẫn vâng theo lời của miệng Ngài hơn là ý muốn lòng tôi.
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.Tôi chẳng hề lìa_bỏ các điều răn của môi Ngài , Vẫn vâng theo lời của miệng Ngài hơn là ý_muốn lòng tôi .
Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.und trete nicht von dem Gebot seiner Lippen und bewahre die Rede seines Mundes mehr denn mein eigen Gesetz.
İlgili Sayfalar