ek ile cümle
ek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bazı ekipman sorunları yaşıyoruz.We're having some equipment problems.
Bu Tatoeba projesine eklediğim son cümledir.This is the last sentence I added to the Tatoeba project.
Bu tarla iyi ekili değil.This field is not well cultivated.
Ekmek fırında pişiyor.The bread is baking in the oven.
Ben iyi bir yakisoba ekmek yemek istiyorum.I want to eat a good yakisoba bread.
Sol dirseğimdeki eklem acıyor.The joint in my left elbow hurts.
Üzgünüm ama bana biraz ekmek satın alabilir misiniz?I'm sorry, but could you buy me some bread?
O bir kuzgun, karga veya bir saksağan değil. O bir ekinkargası.It's not a raven, a crow, nor a magpie. It's a rook.
Ekmek yoksa, sadece pasta yiyin.If there's no bread, just eat the cake.
Elektrik ekipmanları topraklı mı?Is the electrical equipment grounded?
Ekim ayında evleneceğiz.We'll get married in October.
Ben tarlama arpa ektim.I sowed my field with barley.
Sen tarlana arpa ektin.You sowed your field with barley.
O, tarlasına arpa ekti.He sowed his field with barley.
Tom tarlasına arpa ekti.Tom sowed his field with barley.
Mary tarlasına arpa ekti.Mary sowed her field with barley.
Biz tarlamıza arpa ektik.We sowed our field with barley.
Onlar tarlalarına arpa ektiler.They sowed their field with barley.
Ben tarlama buğday ektim.I sowed wheat in my field.
Sen tarlana buğday ektin.You sowed wheat in your field.
O, tarlasında buğday ekti.He sowed wheat in his field.
O, tarlasına buğday ekti.She sowed wheat in her field.
Tom tarlasına buğday ekti.Tom sowed wheat in his field.
Mary tarlasına buğday ekti.Mary sowed wheat in her field.
Biz tarlamıza buğday ektik.We sowed wheat in our field.
Onlar tarlalarına buğday ekti.They sowed wheat in their field.
Ben ekmek yiyorum.I'm eating bread.
Tom kendi eksikliklerinden bile bahsetmeye korkmuyordu.Tom was never afraid even to talk about his own shortcomings.
Alaska'nın ekstrem soğuğunu severim.I like the extreme cold of Alaska.
Ben bir ekonomi araba istedim.I wanted an economy car.
Bir ekonomi arabası istedin, değil mi?You wanted an economy car, didn't you?
O, ekonomi sınıfı bir araba istedi.He wanted an economy car.
Mary ekonomi sınıfı bir araba istedi.Mary wanted an economy car.
Biz ekonomik bir araba istedik.We wanted an economy car.
Onlar ekonomik bir araba istediler.They wanted an economy car.
Onlar ekonomi sınıfı bir araba istediler.They wanted an economy car.
Ekmeği iki parçaya böldüm.I divided the bread into two pieces.
Sen ekmeği iki parçaya böldün, değil mi?You divided the bread into two pieces, didn't you?
Ekmeği iki parçaya böldü.He divided the bread into two pieces.
Ekmeği ikiye böldü.She divided the bread into two pieces.
Mary ekmeği iki parçaya ayırdı.Mary divided the bread into two pieces.
Ekmeği iki parçaya böldük.We divided the bread into two pieces.
Ekmeği iki parçaya böldüler.They divided the bread into two pieces.
Kötü buğday hep kötü ekmek yapar.Bad wheat always makes poor bread.
Mide ekşimesi devam ederse bir antiasit al.If the heartburn continues, take an antacid.
Katılımcıların başkalarına saygılı cümleler eklemeleri gerekir.Contributors should add sentences that are respectful of others.
Ben ekmek ve reçel istiyorum.I want bread and jam.
Bir BLT sandviçi, ekmek, beykın, marul, domates ve mayonezden oluşur.A BLT sandwich is made up of bread, bacon, lettuce, tomatoes and mayonnaise.
Ekmeği kesmek için bana büyük bıçağı ver.Give me the big knife to cut the bread.
Tom Mary ile konuşan şu adamın eksik bir parmağı olduğunu fark etti.Tom noticed that that man talking to Mary had a finger missing.
Bana üç real değerinde ekmek verin.Give me three reais worth of bread.
Bu, ekilmesi gereken bir alışkanlıktır.This is a habit that must be cultivated.
Benim için, çilek limondan daha ekşidir.For me, strawberries are more sour than lemons.
Esperantoda çoğul oluşturmak için tekil isme j ekle.To form the plural in Esperanto, add a j to the singular.
Salata; zeytinyağı, kızarmış ekmek parçaları ve fındık olmadan eksiktir.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
Tom'un bilgi eksikliği belliydi.Tom's lack of knowledge was obvious.
Diğer ülkelerin de tuzlu ekmeği olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if other countries have salt bread, too.
Bana bir ekran görüntüsü gönderebilir misin?Can you send me a screenshot?
Ürünlerin eksikliği o bölgedeki açlığın ana nedeniydi.The failure of the crops was the major cause of starvation in that region.
Sel, altı bin hektar ekili alanı tahrip etti.Flooding has destroyed six thousand hectares of cropland.