Rahel öldü ve Efrat -Beytlehem- yolunda gömüldü.Rachel died, and was buried in the way to Ephrath (the same is Bethlehem).
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Azubah died, and Caleb took to him Ephrath, who bore him Hur.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Behold, we heard of it in Ephrathah. We found it in the field of Jaar:
Efratah'ın ilk oğlu Hur'un oğulları Kiryat-yearim'in babası Şoval'dı. . . ."The sons of Hur, the firstborn of Ephrathah, were Shobal the father of Kiriath-jearim...."
Efrat adı İncil'de geçmektedir.アクヒサルの名は聖書に載っている。
Beytel'den Efrat'a göçtüler.Trakai persikėlė iš Fokidės į Euboją.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.(131:6) Вот, мы слышали о нем в Ефрафе, нашли его на полях Иарима.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Aj, uslyšavše o ní, že byla v kraji Efratském, našli jsme ji na polích Jaharských.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Di Betlehem kita mendengar tentang Peti Perjanjian, lalu menemukannya di padang Yaar
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ecco, abbiamo saputo che era in Efrata, l'abbiamo trovata nei campi di Iàar
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Eis que ouvimos falar dela em Efrata, e a achamos no campo de Jaar.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Glej, skrinja zaveze je bila, kakor smo slišali, v Efrati, našli smo jo na poljanah Jaarskih.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.He aquí, en Efrata oímos de ella, y la encontramos en los campos de Yaar
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Hľa, počuli sme o ňom v Efrate; našli sme ho na poliach Jaara.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Iată, am auzit vorbindu-se despre el la Efrata, l-am găsit în ogorul Iaar...
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ímé, hallottunk róla Efratában; rátaláltunk Jaar térségein:
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ja, vi hörde därom i Efrata, vi förnummo det i skogsbygden.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Katso, me kuulimme sen olevan Efratassa, me löysimme sen Jaarin kedoilta.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Kìa , chúng_tôi có nghe_nói về hòm giao_ước tại Ê - phơ-rát , Có tìm đặng hòm ấy trong đồng_bằng Gia - a .
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Kìa, chúng tôi có nghe nói về hòm giao ước tại Ê-phơ-rát, Có tìm đặng hòm ấy trong đồng bằng Gia-a.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.우리가 그것이 에브라다에 있다 함을 들었더니 나무 밭에서 찾았도다
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Oto usłyszawszy o niej w Efracie, znaleźliśmy ją na polach leśnych.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk."Se, i Efrata hørte vi om den, fandt den på Ja'ars Mark;
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Siehe, wir hörten von ihr in Ephratha; wir haben sie gefunden auf dem Felde des Waldes.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Voici, nous en entendîmes parler à Éphrata, Nous la trouvâmes dans les champs de Jaar...
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Weet u, wij hoorden in Efratha al over Zijn woning spreken en vonden haar in de velden van Jaär.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ιδου, ηκουσαμεν περι αυτης εν Εφραθα ευρηκαμεν αυτην εις τας πεδιαδας του Ιααρ.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ето, ние чухме, че той бил в Ефрата; Намерихме го в полетата на Яара.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.הנה שמענוה באפרתה מצאנוה בשדי יער׃
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.هوذا قد سمعنا به في افراتة. وجدناه في حقول الوعر.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.我 們 聽 說 約 櫃 在 以 法 他 . 我 們 在 基 列 耶 琳 就 尋 見 了
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.我 們聽說約 櫃在 以法 他 . 我 們在 基列耶琳 就 尋見了
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.A gdy umarła Azuba, pojął sobie Kaleb Esratę, która mu urodziła Hura.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.A keď zomrela Azuba, vzal si Kálef Efratu, ktorá mu porodila Húra.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.A-xu-ba qua đời, thì Ca-lép lấy Ê-phơ-rát; nàng sanh Hu-rơ cho người.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.A-xu-ba qua_đời , thì Ca-lép lấy Ê - phơ-rát ; nàng sanh Hu-rơ cho người .
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Azuba a murit; şi Caleb a luat pe Efrat, care i -a născut pe Hur.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Azuba meghala, és Káleb vevé magának feleségül Efratát, és ez szülé néki Húrt.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Azuba mourut; et Caleb prit Éphrath, qui lui enfanta Hur.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Da aber Asuba starb, nahm Kaleb Ephrath; die gebar ihm Hur.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Da Asuba døde, tok Kaleb Efrat til hustru, og med henne fikk han sønnen Hur,
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Da Azuba døde, ægtede Kaleb frat, som fødte ham Hur.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.In Azuba je umrla, in Kaleb si je vzel Efrato, ki mu je rodila Hura.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Ja kun Asuba kuoli, nai Kaaleb Efratin, ja tämä synnytti hänelle Huurin.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Když pak umřela Azuba, pojal sobě Kálef Efratu, kteráž mu porodila Hura.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.아수바가 죽은 후에 갈렙이 또 에브랏에게 장가 들었더니 에브랏이 그로 말미암아 훌을 낳았고
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Morreu Azuba; e Calebe tomou para si Efrata, da qual lhe nasceu Hur.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Morta Azubà, Caleb prese in moglie Efrat, che gli partorì Cur
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Murió Azuba, y Caleb tomó por mujer a Efrata, la cual dio a luz a Hur
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Na de dood van Azuba trouwde Kaleb met Efrath en bij haar kreeg hij een zoon, die zij Hur noemden.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Och när Asuba dog, tog Kaleb Efrat till hustru åt sig, och hon födde åt honom Hur.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Setelah Azuba meninggal, Kaleb kawin dengan Efrat dan mendapat seorang anak laki-laki bernama Hur
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.Αποθανουσης δε της Αζουβα, ο Χαλεβ ελαβεν εις εαυτον την Εφραθ, ητις εγεννησεν εις αυτον τον Ωρ.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.И като умря Азува, Халев си взе Ефрата, която му роди Ора.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.И умерла Азува; и взял себе Халев Ефрафу, и она родила ему Хура.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.ותמת עזובה ויקח לו כלב את אפרת ותלד לו את חור׃
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.وماتت عزوبة فاتخذ كالب لنفسه أفرات فولدت له حور.
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.阿 蘇 巴 死 了 、 迦 勒 又 娶 以 法 他 、 生 了 戶 珥
Azuva ölünce, Kalev kendisine Huru doğuran Efratla evlendi.阿蘇巴 死 了 、 迦勒 又 娶 以法 他 、 生了 戶珥
Kalevin soyundan gelenler: Efratın ilk oğlu Hurun oğulları: Kiryat-Yearimin kurucusu Şoval,Aceştia au fost fiii lui Caleb: Şobal, fiul lui Hur, întîiul născut al Efratei, şi tatăl lui Chiriat-Iearim;