-Bu nasıl? "Kıymetli Seung Jo'm, seni seviyorum" ( yüzüklerin efendisindeki tiplemeden )おおっ・・・悪くないね!
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Då lade tjänaren sin hand under sin herre Abrahams länd och lovade honom detta med ed.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Da lagde Trællen sin Hånd under sin Herre Abrahams Lænd og svor ham Eden.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Da la tjeneren sin hånd under Abrahams, sin herres lend og lovte ham dette med ed.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Da legte der Knecht seine Hand unter die Hüfte Abrahams, seines Herrn, und schwur ihm solches.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.De dienaar zwoer dat hij Abrahams opdracht zou uitvoeren.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Ðoạn , người đầy_tớ để tay lên đùi Áp - ra-ham chủ mình , và thề sẽ làm theo như lời người đã dặn biểu .
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Ðoạn, người đầy tớ để tay lên đùi Áp-ra-ham chủ mình, và thề sẽ làm theo như lời người đã dặn biểu.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Então pôs o servo a sua mão debaixo da coxa de Abraão seu senhor, e jurou-lhe sobre este negócio.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Entonces el siervo puso su mano debajo del muslo de Abraham su señor, y le juró sobre este asunto
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Hlapec torej položi roko svojo pod ledje Abrahama, gospodarja svojega, in mu priseže za to reč.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.종이 이에 주인 아브라함의 환도뼈 아래 손을 넣고 이 일에 대하여 그에게 맹세하였더라
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Le serviteur mit sa main sous la cuisse d`Abraham, son seigneur, et lui jura d`observer ces choses.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Niin palvelija pani kätensä herransa Aabrahamin kupeen alle ja lupasi sen hänelle valalla vannoen.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Podłożył tedy sługa rękę swoję pod biodro Abrahama, pana swego, i przysiągł mu na to.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Robul şi -a pus mîna subt coapsa stăpînului său Avraam, şi i -a jurat că are să păzească aceste lucruri.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Tedy vložil služebník ten ruku svou pod bedro Abrahama, pána svého, a přisáhl jemu na tu řeč.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Veté azért a szolga az õ kezét az õ urának Ábrahámnak tompora alá, és megesküvék néki e dolog felõl.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Vtedy položil služobník svoju ruku pod bedro Abraháma, svojho pána, a prisahal mu dotyčne tejto veci.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.И положил раб руку свою под стегно Авраама, господина своего, и клялся ему в сем.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Тогава слугата тури ръката си под бедрото на господаря си Авраама и му се закле за това нещо.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.וישם העבד את ידו תחת ירך אברהם אדניו וישבע לו על הדבר הזה׃
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.فوضع العبد يده تحت فخذ ابراهيم مولاه وحلف له على هذا الامر
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.僕 人 就 把 手 放 在 他 主 人 亞 伯 拉 罕 的 大 腿 底 下 、 為 這 事 向 他 起 誓
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.僕人 就 把手 放在 他 主人 亞伯拉罕 的 大腿 底下 、 為這 事 向 他 起誓
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.A jeho pán, rozhnevaný, vydal ho mučiteľom, dokiaľ by nezaplatil všetkého, čo mu bol dlžen.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.A rozgniewawszy się pan jego, podał go katom, ażby oddał to wszystko, co mu był winien.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Chủ nổi giận, phú nó cho kẻ giữ ngục cho đến khi nào trả xong hết nợ.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Chủ nổi_giận , phú nó cho kẻ giữ ngục cho_đến khi nào trả xong hết nợ .
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.E, indignado, o seu senhor o entregou aos verdugos, até que pagasse tudo o que lhe devia.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.E, sdegnato, il padrone lo diede in mano agli aguzzini, finché non gli avesse restituito tutto il dovuto
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.És megharagudván az õ ura, átadta õt a hóhérok kezébe, mígnem megfizeti mind, a mivel tartozik.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Et son maître, irrité, le livra aux bourreaux, jusqu`à ce qu`il eût payé tout ce qu`il devait.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.I rozhněvav se pán jeho, dal jej katům, dokudž by nezaplatil všeho, což mu byl dlužen.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.주인이 노하여 그 빚을 다 갚도록 저를 옥졸들에게 붙이니라
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Näin myös minun taivaallinen Isäni tekee teille, ellette anna kukin veljellenne sydämestänne anteeksi."
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Og hans Herre blev vred og overgav ham til Bødlerne, indtil han kunde få betalt alt det, han var ham skyldig.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Og hans herre blev vred, og overgav ham til dem som piner, inntil han betalte alt det han var ham skyldig.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Raja itu sangat marah. Hamba yang jahat itu dimasukkannya ke dalam penjara sampai ia melunasi semua utangnya.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Şi stăpînul s'a mîniat şi l -a dat pe mîna chinuitorilor, pînă va plăti tot ce datora.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Y su señor, enojado, le entregó a los verdugos hasta que le pagara todo lo que le debía
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Και οργισθεις ο κυριος αυτου παρεδωκεν αυτον εις τους βασανιστας, εωσου αποδωση παν το οφειλομενον εις αυτον.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.И господарят му се разгневи и го предаде на мъчителите да го изтезават докле изплати целия дълг.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.И, разгневавшись, государь его отдал его истязателям,пока не отдаст ему всего долга.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.І, розгнівившись пан його; передав його мучителям, аж поки віддасть увесь довг йому.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.ויקצף אדניו ויסגר אותו למיסרים עד כי ישלם את כל חובו׃
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.وغضب سيده وسلمه الى المعذبين حتى يوفي كل ما كان له عليه.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.主 人 就 大 怒 、 把 他 交 給 掌 刑 的 、 等 他 還 清 了 所 欠 的 債
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.主人 就 大怒 、 把 他 交給 掌刑 的 、 等 他 還清 了 所 欠的債
‹‹Çabuk ol! Koş, yerinde durma!›› Yonatanın uşağı oku alıp efendisine getirdi.Cepat sedikit, jangan melamun!" Anak itu memungut panah itu dan kembali kepada tuannya
‹‹Çabuk ol! Koş, yerinde durma!›› Yonatanın uşağı oku alıp efendisine getirdi.요나단이 아이 뒤에서 또 외치되 지체 말고 빨리 달음질하라 하매 요나단의 아이가 살을 주워가지고 주인에게로 돌아왔으나
‹‹Çabuk ol! Koş, yerinde durma!›› Yonatanın uşağı oku alıp efendisine getirdi.Še kliče Jonatan za dečkom: Hitro teci, ne stoj! In Jonatanov deček zbere pšice in se vrne h gospodu svojemu.
‹‹Çabuk ol! Koş, yerinde durma!›› Yonatanın uşağı oku alıp efendisine getirdi.Vooruit, rennen! Sta daar niet te kijken." De jongen vond de pijl en rende terug naar zijn meester.
‹‹Çabuk ol! Koş, yerinde durma!›› Yonatanın uşağı oku alıp efendisine getirdi.ויקרא יהונתן אחרי הנער מהרה חושה אל תעמד וילקט נער יהונתן את החצי ויבא אל אדניו׃
‹‹Çabuk ol! Koş, yerinde durma!›› Yonatanın uşağı oku alıp efendisine getirdi.ونادى يوناثان وراء الغلام قائلا اعجل. اسرع. لا تقف. فالتقط غلام يوناثان السهم وجاء الى سيده.
‹‹Çabuk ol! Koş, yerinde durma!›› Yonatanın uşağı oku alıp efendisine getirdi.約 拿 單 又 呼 叫 童 子 說 、 速 速 的 去 、 不 要 遲 延 。 童 子 就 拾 起 箭 來 、 回 到 主 人 那 裡
‹‹Çabuk ol! Koş, yerinde durma!›› Yonatanın uşağı oku alıp efendisine getirdi.約拿單 又 呼叫 童子說 、 速速 的 去 、 不 要 遲延 。 童子 就 拾起 箭來 、 回到 主人 那裡
Çalıların Efendisi iki-altı, Çalıların Efendisi iki-altı, hareket etmeliyiz, şimdi!호텔 ... 부시마스터 2-6, 부시마스터 2-6, 우린 즉시 이동해야한다!
Çalıların Efendisi iki-altı, Çalıların Efendisi iki-altı, hareket etmeliyiz, şimdi!Bushmaster Deux-Six, Bushmaster Deux-Six, on doit y aller, il est temps !
Çalıların Efendisi iki-altı, Çalıların Efendisi iki-altı, hareket etmeliyiz, şimdi!Bushmaster Dos-Seis, Bushmaster Dos-Seis, tenemos que movernos, ¡ahora mismo!