- Bir göktaşı, efendim.-Asteroidi, sir.
- Bir göktaşı, efendim.-Asteroid, pane.
- Bir göktaşı, efendim.Asteroid, sir.
- Bir göktaşı, efendim. Büyüklüğü ne kadar?- En asteroide, sir.
- Bir göktaşı, efendim.Een asteroļde.
- Bir göktaşı, efendim.- Egy aszteroida.
- Bir göktaşı, efendim.Ein Asteroid, Sir.
- Bir göktaşı, efendim.- En asteroid, sir.
- Bir göktaşı, efendim.- E un asteroid, domnule.</i>
- Bir göktaşı, efendim.- Itu asteroid, tuan.
- Bir göktaşı, efendim.Um asteróide, Sr. Presidente.
- Bir göktaşı, efendim.- Астероид, сър.
- Bir göktaşı, efendim.,אנחנו מנסים לקבוע זאת כעת .אדוני
Biri ağaç keserken balta demirini suya düşürdü. ‹‹Eyvah, efendim! Onu ödünç almıştım›› diye bağırdı.한 사람이 나무를 벨 때에 도끼가 자루에서 빠져 물에 떨어진지라 이에 외쳐 가로되 아아 내 주여 이는 빌어온 것이니이다
Biri ağaç keserken balta demirini suya düşürdü. ‹‹Eyvah, efendim! Onu ödünç almıştım›› diye bağırdı.Men da en av dem felte sin bjelke, falt øksen i vannet; da ropte han: Å, min herre, den var enda lånt.
Biri ağaç keserken balta demirini suya düşürdü. ‹‹Eyvah, efendim! Onu ödünç almıştım›› diye bağırdı.ויהי האחד מפיל הקורה ואת הברזל נפל אל המים ויצעק ויאמר אהה אדני והוא שאול׃
Biri ağaç keserken balta demirini suya düşürdü. ‹‹Eyvah, efendim! Onu ödünç almıştım›› diye bağırdı.واذ كان واحد يقطع خشبة وقع الحديد في الماء. فصرخ وقال آه يا سيدي لانه عارية.
Biri ağaç keserken balta demirini suya düşürdü. ‹‹Eyvah, efendim! Onu ödünç almıştım›› diye bağırdı.有 一 人 砍 樹 的 時 候 、 斧 頭 掉 在 水 裡 、 他 就 呼 叫 說 、 哀 哉 、 我 主 阿 、 這 斧 子 是 借 的
Biri ağaç keserken balta demirini suya düşürdü. ‹‹Eyvah, efendim! Onu ödünç almıştım›› diye bağırdı.有 一 人 砍 樹 的 時候 、 斧頭 掉在 水裡 、 他 就 呼叫說 、 哀哉 、 我 主阿 、 這 斧子 是 借的
"Bir mektup?" Diye sordu. "Sadece kaçak bir halka, efendim," diye yanıtladı."편지인가?습니까"라고 물었다. "오직 가출 반지, 선생님,"그녀는 대답했다.
"Bir mektup?" Diye sordu. "Sadece kaçak bir halka, efendim," diye yanıtladı."كان ذلك خطابا؟" سأل. "فقط عصابة هارب ، يا سيدي ،" أجابت.
"Bir mektup?" Diye sordu. "Sadece kaçak bir halka, efendim," diye yanıtladı."私は、夜に落ち着きがないよ、"彼は彼自身に言った。
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Ein Treffen wie ein Handtuch Ajussi, wie erging es Ihnen in den letzten Tag?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Intalnirea batistelor.. Domnule , la dvs. cum a fost ?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Một buổi gặp gỡ như là khăn tay. Bác ơi, còn bác thì sao ạ?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Nagyon tetszik ez a mondás, a keszkenő féle találkozás. Uram, és magának?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Nenäliinan kaltainen tapaaminen. Herra entä sinä?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Seperti pertemuan sapu tangan. Tuan, bagaimankah dengan anda?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Spotkanie jak chusteczka. Proszę pana, a jak to jest z panem?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Une rencontre "mouchoir"... Monsieur, comment vous trouvez ?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Un incontro tra fazzoletti. Signore, come è stato per lei?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Μου αρέσει πάρα <br />πολύ αυτή η φράση, η συνάντηση με το μαντήλι.<br /> Κύριε, πως ήταν με εσάς;
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?لقاء مثل لقاء المنديل سيدي, كيف هو معك؟
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?おじさんは どうでしたか? 私も おじさんにとって ハンカチのような人に なれたらいいのに
Bir oğlunuz oldu efendim.Fiad született, uram.
Bir oğlunuz oldu efendim.Ihr habt einen Sohn, mein Herr.
- Bir sandalye alın efendim.Hier, ga zitten.
- Bir sandalye alın efendim.- Sæt Dem endelig ned.
- Bir sandalye alın efendim. - Sağol, Smith.Duduklah./ Terima kasih, Smith.
- Bir sandalye alın efendim. - Sağol, Smith.- Siéntese Sr. - Gracias, señor Smith.
- Bir sandalye alın efendim. - Sağol, Smith..תפוס מקום .'תודה, סמית -
- Bir sandalye alın efendim. - Sağol, Smith.تفضل سيدي - (شكرا لك ، (سميث -
- Bir sandalye alın efendim.- Slå dig ner.
- Bir sandalye alın efendim.- Ülj ide.
- Bir sandalye alın efendim.- Καθόμαστε...
- Bir sandalye alın efendim.Седнете сър.
- Bir sandalye alın efendim.- Седни накрая.
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Bạn có thể nghĩ bất cứ điều gì?" "Không phải tại thời điểm này, thưa ông."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Czy możesz myśleć o niczym?" Nie "w momencie, sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Dapatkah Anda memikirkan sesuatu?" "Tidak pada saat ini, Sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Kan du komma på något?" "Inte just nu, sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Kan du komme i tanke om noget?" "Ikke lige nu, sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Kannst du dir nichts?" "Im Moment nicht, Sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""당신은 아무것도 생각하지 않아요?" "아직은 없어요, 선생님."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Kun jij iets?" "Niet op dit moment, meneer."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Napadá ťa niečo?" "Nie, v túto chvíľu, pane."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Napadá tě něco?" "Ne, v tuto chvíli, pane."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Poate te gândeşti la ceva?" Nu "la acest moment, domnule."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Pouvez-vous penser à quelque chose?" "Pas pour le moment, monsieur."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Puoi pensare a qualcosa?" Not "al momento, signore."