Ana içeriğe geç
Sözlük

ediyorsun ile cümle

ediyorsun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kimi ziyaret ediyorsun?A qui rends tu visite ?
Kimi ziyaret ediyorsun?Chi vai a trovare?
Kimi ziyaret ediyorsun?Cô đến thăm ai ở đây vậy?
Kimi ziyaret ediyorsun?Kit látogatsz meg?
Kimi ziyaret ediyorsun?Kogo odwiedzasz?
Kimi ziyaret ediyorsun?Siapa yang kau kunjungi?
Kimi ziyaret ediyorsun?من ستزوري؟
Kişilik olarak hareket ediyorsun ve kişiliğine güçlü bir inanç var.Estás funcionando como identidad, y hay una creencia fuerte en tu identidad.
Kişilik olarak hareket ediyorsun ve kişiliğine güçlü bir inanç var.Tu fonctionnes en tant qu'identité.
Kişi olarak hareket ediyorsun.Tu fonctionnes en tant que personne.
-Kitaplar. -Okumak için. Militanlarla arkadaşlık mı ediyorsunuz?Borimo se skupaj z njimi.
-Kitaplar. -Okumak için. Militanlarla arkadaşlık mı ediyorsunuz?Walczymy razem, lubimy ich.
Kısacası bu ikisini eklediğinizde, İçecek C'yi elde ediyorsunuz. . .액체 A와 액체 B를 합치면 액체 C가 됩니다
Kısacası bu ikisini eklediğinizde, İçecek C'yi elde ediyorsunuz. . .Drik C fremkommer ved at lægge drik A og drik B sammen. . Hvor meget har vi af drink C?
Kısacası bu ikisini eklediğinizde, İçecek C'yi elde ediyorsunuz. . .Když smícháme roztoky A a B, tak získáme roztok C.
Kodu yazıyorsunuz. Uyguluyorsunuz -- ve sonuçları elde ediyorsunuz.Escribes el código, lo sigues -- y obtienes los resultados.
Kodu yazıyorsunuz. Uyguluyorsunuz -- ve sonuçları elde ediyorsunuz.Γράφεις τον κώδικα.Τον ακολουθείς και παίρνεις τα αποτελέσματα.
Kodu yazıyorsunuz. Uyguluyorsunuz -- ve sonuçları elde ediyorsunuz.Пишете кода, следвате правилата, и получавате резултати.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.Du alltid använder den linjen när Du är hörn.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.Em luôn nói vậy mỗi khi bị dồn vào thế bí.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.Je gebruikt altijd die lijn bij U in het nauw gedreven.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir.Mày nói khoác rằng mày đã ngủ với Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Ea este lauda ca ea este culcat cu Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Ela se vangloria de que ela está dormindo com Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Hän on kehua, että hän on maannut Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Hun praler, at hun er i seng med Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Ő büszkélkedik, hogy ő lefeküdt Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Ona chwali się, że jest ona spała z Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Ona je sa chváliť, že ona je spala s Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Ona je se chlubit, že ona je spala s Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Sie ist Prahlerei, dass sie mit JUNGWOO wird geschlafen.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Είναι επαίρεται ότι έχει κοιμηθεί με Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!Вона хвалиться, що вона спала з Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!היא מתגאה שהיא שכבה עם Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir. Öyledir işte!هي تتفاخر بأنها تنام مع جنجوو
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun. Lise bir hükümdarlık değildir.Quand on était enfant, on se battait tout le temps.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.Siempre usar esa línea cuando están acorralados.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.Siempre usas esa frase cuando estas acorralada.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.Tohle říkáš vždycky, když nevíš kudy kam.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.Tu dis toujours ça quand tu sais plus quoi répondre.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.Винаги го казваш, когато си натясно.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.Ты всегда так говоришь когда хочешь уйти от ответственности.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.Тя се хвали, че тя е спала с Jungwoo.
Köşeye sıkıştığında hep bu lafı ediyorsun.أنت دائما تستعملي تلك الجملة عندما تكونين منحرجة
Kralın yüzünü görüyorsun ve sonra fark ediyorsun ki o aslında bir yaratık, kral değil.Až po krátkom čase si človek uvedomí, že je to príšera a nie kráľ.
Kralın yüzünü görüyorsun ve sonra fark ediyorsun ki o aslında bir yaratık, kral değil.Si vede il volto del re e ci vuole un po' per notare che quella è una creatura, non è il re.
Kralın yüzünü görüyorsun ve sonra fark ediyorsun ki o aslında bir yaratık, kral değil.Ves el rostro del Rey y te toma un minuto para notar que es una criatura, él no es el Rey.
Kralın yüzünü görüyorsun ve sonra fark ediyorsun ki o aslında bir yaratık, kral değil.Vezi chipul regelui si it trebuie un minut sa realizezi ca este o creatura, nu regele.
Kralın yüzünü görüyorsun ve sonra fark ediyorsun ki o aslında bir yaratık, kral değil.Vidíme tedy obličej krále a zároveň také, že to není on sám, ale příšera.
Kralın yüzünü görüyorsun ve sonra fark ediyorsun ki o aslında bir yaratık, kral değil.Ви бачите обличчя Короля, але за мить розумієте, що це фантастична істота.
Kralın yüzünü görüyorsun ve sonra fark ediyorsun ki o aslında bir yaratık, kral değil.Вы видите лицо царя, и у вас займет минуту заметить, что это творение, а не царь
Kriptografik hash fonksiyon uyguladığınızda, büyük bir metin için kısa bir çıktı elde ediyorsunuz.Získáte kratší výstup, sumu té kryptografické hašovací funkce.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Bo jakieś obce rzeczy przynosisz do uszów naszych; chcemy tedy wiedzieć, co wżdy z tego ma być?
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Car tu nous fais entendre des choses étranges. Nous voudrions donc savoir ce que cela peut être.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Cose strane per vero ci metti negli orecchi; desideriamo dunque conoscere di che cosa si tratta»
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Denn du bringst etwas Neues vor unsere Ohren; so wollten wir gern wissen, was das sei.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Fiindcă tu ne aduci ceva ciudat la auz. Am vrea dar să ştim ce vrea să zică aceasta.``
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››for underlige ting fører du frem for våre ører; vi ønsker derfor å få vite hvad dette skal bety.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Kajti nekaj čudnega nam prinašaš v ušesa; zato hočemo zvedeti, kaj če to biti.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››네가 무슨 이상한 것을 우리 귀에 들려 주니 그 무슨 뜻인지 알고자 하노라 하니
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod