Fark ediyorsunuz kiאתה מתחיל להבין
Fark ediyorsunuz kiويبدأ في استيعابه كيفية القيام بهذا ..
Fark ediyorsunuz ki「そうだ 音楽の生ライブに行って
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.A farizeovia mu povedali: Ty svedčíš sám o sebe; tvoje svedoctvo nie je pravdivé.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler."Daar zegt U nogal wat", merkten de Farizeeërs op. "Er is geen enkel bewijs dat U de waarheid spreekt."
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Då sade fariséerna till honom: »Du vittnar om dig själv; ditt vittnesbörd gäller icke.»
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Da sagde Farisæerne til ham: "Du vidner om dig selv; dit Vidnesbyrd er ikke sandt."
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Da sprachen die Pharisäer zu ihm: Du zeugst von dir selbst; dein Zeugnis ist nicht wahr.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Disseram-lhe, pois, os fariseus: Tu dás testemunho de ti mesmo; o teu testemunho não é verdadeiro.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Entonces los fariseos le dijeron: --Tú das testimonio de ti mismo; tu testimonio no es verdadero
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Fariseerne sa da til ham: Du vidner om dig selv; ditt vidnesbyrd er ikke sant.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Gli dissero allora i farisei: «Tu dai testimonianza di te stesso; la tua testimonianza non è vera»
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.I řekli jemu farizeové: Ty sám o sobě svědectví vydáváš, svědectví tvé není pravé.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.I rzekli mu tedy Faryzeuszowie: Ty sam o sobie świadczysz, a świadectwo twoje nie jest prawdziwe.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.바리새인들이 가로되 네가 너를 위하여 증거하니 네 증거는 참되지 아니하도다
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Là-dessus, les pharisiens lui dirent: Tu rends témoignage de toi-même; ton témoignage n`est pas vrai.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Mondának azért néki a farizeusok: Te magadról teszel bizonyságot; a te bizonyságtételed nem igaz.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Người Pha-ri-si bèn nói rằng: Thầy tự làm chứng về mình, thì lời chứng thầy không đáng tin.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Người_Pha - ri-si bèn nói rằng : Thầy tự làm_chứng về mình , thì lời chứng thầy không đáng tin .
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Niin fariseukset sanoivat hänelle: "Sinä todistat itsestäsi; sinun todistuksesi ei ole pätevä".
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Reko mu pa farizeji: Ti sam zase pričuješ; pričevanje tvoje ni resnično.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Ειπον λοιπον προς αυτον οι Φαρισαιοι Συ περι σεαυτου μαρτυρεις η μαρτυρια σου δεν ειναι αληθης.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Казали тодї Йому Фарисеї: Ти про себе сьвідкуєш; сьвідченне Твоє неправдиве.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Тогда фарисеи сказали Ему: Ты Сам о Себе свидетельствуешь, свидетельство Твое не истинно.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.ויאמרו הפרושים על נשפך מעיד אתה עדותך איננה נאמנה׃
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.فقال له الفريسيون انت تشهد لنفسك شهادتك ليست حقا.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.法 利 賽 人 對 他 說 、 你 是 為 自 己 作 見 證 . 你 的 見 證 不 真
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.法 利賽人對 他 說 、 你 是 為自己 作 見證 . 你 的 見證 不 真
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz. Tam dolu bataryayı takıyorsunuz ve sürüşe devam ediyorsunuz.Sie fahren, Sie tauschen die leere Batterie gegen eine volle Batterie aus und fahren weiter.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz. Tam dolu bataryayı takıyorsunuz ve sürüşe devam ediyorsunuz.Wyjmujesz pusty akumulator, wsadzasz pełny i odjeżdżasz.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz. Tam dolu bataryayı takıyorsunuz ve sürüşe devam ediyorsunuz.Заезжаете, вынимаете пустую батарею, загружаете полную, и едете дальше.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.Đa số các bạn sẽ không thành công vì bạn đang học tập/làm việc.. bạn cảm thấy mệt mỏi và bạn bỏ cuộc.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.De flesta av er kommer inte bli framgångsrika eftersom när ni pluggar, och börjar bli trötta, då ger ni upp...
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.De fleste af jer vil ikke være succesfulde, fordi når i studere, og bliver trætte, giver i op.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.대부분 성공을 이룰 수 없지. 공부 할때...피곤하지...그리곤 그만하지...
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.La mayoría de ustedes no quieren tener éxito porque cuando estudian y se cansan, renuncian.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.Legtöbbetek nem sikeres, mert amikor tanul és elfárad, abbahagyja.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.Useimmat teistä eivät tule menestymään, koska kun te opiskelette ja väsytte, te luovutatte!
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.Väčšina z vás nebude úspešných pretože keď sa učíte a ste unavení, prestanete.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.Večina vas ne bo uspena, ker se pri učenju utrudite, odnehate.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.Περισσότεροι από εσάς δεν θα πετύχετε, επειδή όταν διαβάζεται και κουράζεστε, τα παρατάτε.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.Багато хто з вас не будуть успішними тому, що коли ви вчитеся, ви втомлюєтеся, ви кидаєте.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.Многие из вас не достигнут успеха потому, что когда вы учитесь и вы начинаете уставать вы сдаетесь!
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.רובכם לא תהיו מצליחנים, כי כשאתה לומד ואתה מתעייף, אתה פורש.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.إن معظمكم لن يكون ناجحا لأنه عندما تدرسون وتتعبون، تستسلمون.
Genellikle başarılı olamıyorsun çünkü çalışıyorken yorulduğun zaman pes ediyorsun.あなたが勉強している時 疲れたらやめてしまうからだ 「私は数学が不得意なんです」
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun. Bu kişi, seni bir an hoş hissettirmiştir.Adesea spui mulțumesc cui nu trebuie, pentru ce ți se pare dulce pe moment.
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun. Bu kişi, seni bir an hoş hissettirmiştir.A menudo dices 'gracias' a la persona equivocada, a lo que te hace sentir dulce en el momento.
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun. Bu kişi, seni bir an hoş hissettirmiştir.Często mówicie 'dziękuję' niewłaściwej osobie, za to, co sprawia, że czujecie się dobrze w danym momencie.
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun. Bu kişi, seni bir an hoş hissettirmiştir.Freqüentemente você está dizendo 'obrigada' ao sujeito errado, ao que faz você se sentir bem no momento
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun. Bu kişi, seni bir an hoş hissettirmiştir.Gyakran nem a megfelelő embernek mondasz köszönetet, amitől pillanatnyilag kellemesen érzed magad.
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun. Bu kişi, seni bir an hoş hissettirmiştir.Ofta säger vi "tack" till fel kille, till vad som får dig att känna dig bra för det ögonblicket.
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun. Bu kişi, seni bir an hoş hissettirmiştir.Oft sagst du "Danke" für die falschen Dinge, für etwas, das sich im Moment gut anfühlt.
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun. Bu kişi, seni bir an hoş hissettirmiştir.Pogosto govoriš 'hvala' napačnemu, tistemu, za kaj se počutiš sladko v trenutku.
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun. Bu kişi, seni bir an hoş hissettirmiştir.Часто ты говоришь "спасибо" не тому парню - тому, что делает тебе приятно в данный момент.
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun.Vaak zeg je "dank u" tegen de verkeerde kerel, voor iets wat je charmeert, op dàt moment.
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun.לעיתים קרובות אנו מודים על הדבר הלא נכון,
Genellikle yanlış kişiye teşekkür ediyorsun.كثيراً ما تقولين "شكراً" للشخص الخطأ،
Göz ardı ediyorsunuz.A jednak to ignorujecie, bo to problem bez rozwiązania.
Göz ardı ediyorsunuz.Các bạn lơ nó đi.