Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar, A380 için yaptıkları gibiler.É assim que se constroem os hangares de aviões por exemplo, os que se fizeram para o A380.
Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar, A380 için yaptıkları gibiler.Ecco come costruiscono grandi hangar per aerei, per esempio, quelli che fanno per gli A380.
Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar, A380 için yaptıkları gibiler.On construit les grands hangars par cette méthode, ceux que l'on a fait pour le A380 par exemple.
Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar, A380 için yaptıkları gibiler.Tak właśnie buduje się ogromne hangary lotnicze, na przykład, dla Airbusów 380.
Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar, A380 için yaptıkları gibiler.Zo bouwen ze heel grote vliegtuighangars, zoals bijvoorbeeld die voor de A380.
Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar, A380 için yaptıkları gibiler.Така се строят много големи самолетни хангари например, онези, които се правят за А380.
Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar, A380 için yaptıkları gibiler.Таким способом будують величезні ангари для літаків, наприклад, для аеробуса A380.
Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar, A380 için yaptıkları gibiler.Так строят очень большие самолётные ангары, например, такой построили для A380.
Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar,대형 비행기의 격납고를 지을 때 이런 방식으로 합니다.
Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar,ככה הם בנו האנגרים למטוסים ממש גדולים,
Çok büyük uçak hangarlarını bu şekilde inşa ediyorlar,هذه هي الطريقة التي يبنون بها حظائر طائرات كبيرة حقا
Çok fazla bir girişimci ruhu içerisinde arka ucun yüzde 30'unu yapımcılarına teklif ediyorlar.이들은 아주 기업가적인 방식으로 최종가의 30퍼센트를
Çok fazla bir girişimci ruhu içerisinde arka ucun yüzde 30'unu yapımcılarına teklif ediyorlar.Et ils offrent à leurs créateurs 30 pour cent du résultat final d'une manière bien plus entrepreneuriale.
Çok fazla bir girişimci ruhu içerisinde arka ucun yüzde 30'unu yapımcılarına teklif ediyorlar.Proponują swoim twórcom 30% końcowej wartości.
Çok fazla bir girişimci ruhu içerisinde arka ucun yüzde 30'unu yapımcılarına teklif ediyorlar.Và họ đang đề nghị các nhà làm phim 30% chương trình phát sau đúng phong cách kinh doanh.
Çok fazla bir girişimci ruhu içerisinde arka ucun yüzde 30'unu yapımcılarına teklif ediyorlar.Y les están ofreciendo a sus creadores un 30% de la venta final de una manera mucho más emprendedora.
Çok fazla bir girişimci ruhu içerisinde arka ucun yüzde 30'unu yapımcılarına teklif ediyorlar.И предлагат на създателите си 30 процента от бекенда по далеч по-предприемачески начин.
Çok fazla bir girişimci ruhu içerisinde arka ucun yüzde 30'unu yapımcılarına teklif ediyorlar.Своим авторам они предлагают 30% от итоговой суммы в намного более предпринимательском духе.
Çok fazla bir girişimci ruhu içerisinde arka ucun yüzde 30'unu yapımcılarına teklif ediyorlar.והם מציעים ליוצרים שלהם 30 אחוזים מתוכנית העורף,
Çok fazla bir girişimci ruhu içerisinde arka ucun yüzde 30'unu yapımcılarına teklif ediyorlar.ويعرضون على مصمميهم مايقارب 30% من العائدات
Çünkü balıkçılarını iyi idare ediyorlar, iyi iş çıkarıyorlar.Americii şi Canadei să pescuiască, pentru că ei îşi gestionează bine pescăriile, fac o treabă bună.
Çünkü balıkçılarını iyi idare ediyorlar, iyi iş çıkarıyorlar.Ez a két ország jól gazdálkodik az állományával.
Çünkü balıkçılarını iyi idare ediyorlar, iyi iş çıkarıyorlar.북미 지역의 어업 정책은 제 역할을 잘 하고 있는 듯 합니다
Çünkü balıkçılarını iyi idare ediyorlar, iyi iş çıkarıyorlar.בגלל שהם מנהלים את הדייגים והדיג נכון, הם עושים עבודה טובה.
Çünkü balıkçılarını iyi idare ediyorlar, iyi iş çıkarıyorlar.لأنهم يجيدون إدارة صياديهم إنهم يحسنون صنعاً
Çünkü balıkçılarını iyi idare ediyorlar, iyi iş çıkarıyorlar.取っても良いと思います ただし過剰な漁業が行われてきた
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.(소리를) 수신하고 표상하는데,
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.Parce que comme receveur du langage, ils le reçoivent et le représentent.
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.Pentru că, în calitate de recipient de vorbire copilul va primi și va reprezenta aceste constante.
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.Perchè come ricevitore del linguaggio, come lo riceve, così lo riprode.
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.Porque como receptor de lenguaje, lo está recibiendo y representando.
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.Want als ontvanger van taal ontvangen en representeren ze het.
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.Защото като получател на език, те го получават и представят.
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.Потому что, как получатели языка, они получают и интерпретируют его.
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.הוא קולט אותה ומייצג אותה.
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.فانهم يستقبلونها ويمثلونها.
Çünkü bir dilin alıcısı olarak, bunu alıyorlar ve bunu temsil ediyorlar.そして情報としてはそれはゴミを表現しているのです
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."De torturerede alle hele tiden."
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı.""Eles torturavam toda a gente, a qualquer hora." E eu disse-lhe:
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."Họ đã từng tra tấn bất kì ai bất kì lúc nào."
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."Îi torturau pe toţi tot timpul."
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."Ils torturaient tout le monde tout le temps. "
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."그들은 항상 모든 사람을 고문하고 있었어"
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."Mereka menyiksa orang-orang setiap saat.
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."Torturaban a la gente todo el tiempo".
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."Torturowali wszystkich, bez przerwy".
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."V tistem času so mučili vsakogar."
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."Ze waren de hele tijd iedereen aan het folteren."
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."Они издевались над всеми постоянно."
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."Те измъчваха всички през цялото време."
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."את המהפכה. הם עינו את כולם "כל הזמן
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."بالثورة. كانوا يعذبون الجميع طوال الوقت."
Çünkü herkese her zaman işkence ediyorlardı."拷問を加えていたのです」と 私は「でも最近 数千万ドルのお金が
Çünkü öğretmenlerinin dediğine göre oturumların sonunda çocuklar Google'dan tarama yapmaya devam ediyorlardı.Anledningen är enligt deras lärare att efter att lektionen är över, så fortsätter barnen att Googla vidare.
Çünkü öğretmenlerinin dediğine göre oturumların sonunda çocuklar Google'dan tarama yapmaya devam ediyorlardı.A to preto, že i potom, čo im ich učitelia povedia, že hodina skončila, tak deti pokračujú v googlení.
Çünkü öğretmenlerinin dediğine göre oturumların sonunda çocuklar Google'dan tarama yapmaya devam ediyorlardı.Deoarece profesorii spun că după ce lecția e gata, copiii continuă să caute informații.
Çünkü öğretmenlerinin dediğine göre oturumların sonunda çocuklar Google'dan tarama yapmaya devam ediyorlardı.Fordi lærerne siger, at efter øvelsen er overstået, så fortsætter børnene med at Google.
Çünkü öğretmenlerinin dediğine göre oturumların sonunda çocuklar Google'dan tarama yapmaya devam ediyorlardı.Heidän opettajansa sanovat, että tunnin päätyttyä, lapset jatkavat googlausta.
Çünkü öğretmenlerinin dediğine göre oturumların sonunda çocuklar Google'dan tarama yapmaya devam ediyorlardı.Ihre Lehrer sagen nämlich, dass die Kindern nach der Sitzung weiter googeln.
Çünkü öğretmenlerinin dediğine göre oturumların sonunda çocuklar Google'dan tarama yapmaya devam ediyorlardı.Karena guru mereka berkata bahwa setelah sesi belajar selesai, anak-anak tetap menggunakan Google.