Mahalle halkı mahalle dışından olanlara arsa satışından dahi zaman zaman imtina edebilmektedir.Vămile pot fi foarte stricte, în special pentru bunuri livrate de oriunde din afara UE.
Dolayısıyla Dünya benzeri bir uygarlığı uzaktan açıkça tespit edebilmek zordur.Nehéz nagy távolságokból tisztán észlelni egy, a földihez hasonló civilizációt.
A-50 maksimum 10 adet savaş uçağını konrol edebilmektedir.Az A–50 10 vadászgépet képes irányítani egyszerre.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.A kezelőorvosok ugyancsak ösztökélhetik a betegeket arra, hogy partnerüket küldjék orvoshoz.
Günlük hayatına devam edebilmek için küçük bir ticarethanede memur olarak iş buldu.Parkolóőrként dolgozik, hogy biztosítsa mindennapi megélhetését.
Hem ejderhaları, hem de insanları tedavi edebilmektedir.AIDS-betegeket és leprásokat is ápolnak.
Müzakere edebilmek için en az iki taraf gerekir.A forgáshoz legalább két ponttal kellene rendelkeznie.
Oyuncu devam edebilmek için en az dört görevi yapmalıdır.Minden részt vevő országnak legalább négy résztvevőt kell indítani.
Dans edebilmektedir.Akar velem táncolni?
Yer üstündeki bütün ruhlara dua edebilmek için ilkin ateşin ruhuna adak vermek gerekir.Tengeren evezők reménycsillaga Könyörögj érettünk.
Bir elektronun yerini tespit edebilmek için dalga boyu kısa olan ışınlara ihtiyaç vardır.A vezetőállás megvilágítására elektromos lámpa szolgál.
Bazı uç durumlarda hükümlüler intihara teşebbüs edebilmektedirler.Több esetben próbálják a bűntettet öngyilkosságnak beállítani.
Ancak üretimin devam edebilmesi için iş gücüne gereksinim vardı.A további termelésbővítéshez azonban szükség volt a termelőerők fejlesztésére is.
Oyuncu devam edebilmek için en az dört görevi yapmalıdır.Pelaaja pääsee jatkamaan juonta suoritettuaan vähintään neljä tehtävää.
Karakterler 8 farklı yöne doğru ateş edebilmektedirler.Merkki voi olla kääntyneenä 8 eri suuntaan.
Müzakere edebilmek için en az iki taraf gerekir.Annokseen kuuluu ainakin kaksi pikkuvarrasta.
Finsch tekrar gezilerine devam edebilmek için 1878 yılında müzedeki görevinden ayrılmıştır.Finsch luopui virastaan 1878 voidakseen matkustella.
Etik açısından özgürlük ise bireyin iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilme yeteneğine sahip olmasıdır.Mark puolestaan on poika, joka ei osaa erottaa oikeaa ja väärää.
Hem ejderhaları, hem de insanları tedavi edebilmektedir.Lääkärissä henkilölle voidaan antaa käärmeseerumia sekä muita hoitoja.
Araçları tamir edebilme yeteneğinin yanı sıra mühendis istediği yere patlayıcı yerleştirebilir.Jotta siltoja voi käyttää uudelleen pelaajan täytyy viedä insinööri sillan vieressä olevaan korjauskoppiin.
Bir takım için insanlar birbirlerini öldürmekte veya kavga edebilmektedir.Pelaajat voivat taistella keskenään tai jopa tiimeinä toisiaan vastaan.
Blackthorne ayrıca bakmadan arkasına ateş edebilmektedir.Chloe ampuu epäröinnistä huolimatta.
Marcus'un eski eşi Didyme'nin de diğerlerini mutlu edebilme gücü vardı ve eskiden liderlik etmiştir.Marcuksen vaimo oli Didyme, Aron sisko, ja hänellä oli voima tehdä toiset onnellisiksi.
Sıcaklığı haritalarda ifade edebilmek için kullanılır.Lämpöherkkää paperia käytetään lämpötulostimissa.
Meksika pasaportu Meksika vatandaşlarına uluslararası seyahat edebilmeleri amacıyla verilmektedir.Meksikon kansalaiset voivat anoa rajanylityskorttia, joka sallii heidän tulla Yhdysvaltoihin väliaikaisesti.
Dünya boyutlarındaki gezegenleri tespit edebilmek oldukça güç.He mittasivat melko tarkoin planeetan pyörähdysajan.
Her biri boyutları geçme gücünü elde edebilmek karşılığında kendileri için en değerli şeyi vermelidir.Sen mukaan jokaisen ihmisen on voitava mahdollisimman laajasti käyttää kykyjään omaksi edukseen.
A-50 maksimum 10 adet savaş uçağını konrol edebilmektedir.To A-50 μπορεί να ελέγχει ταυτόχρονα ως και 10 μαχητικά αεροσκάφη.
Ancak ne yazık ki programın devam edebilmesi için bazı karakterleri öldürmek zorundayız.Για να προταθεί όμως ένας υποψήφιος θα πρέπει να συμπληρώνει ορισμένα χαρακτηριστικά.
Diğer kafadan bacaklılar gibi ahtapotlar da ışığın polarizasyonunu ayırt edebilmektedir.Όπως και τα άλλα κεφαλόποδα, τα χταπόδια μπορούν να διακρίνουν την πόλωση του φωτός.
Her şeyin kokusunu esir edebilmek.Ωστόσο δεν μπορούν όλοι οι άνθρωποι να αντιληφθούν τη μυρωδιά αυτή.
Çöküntü yaşayan yazar bununla baş edebilmek için yeniden içki içmeye başladı.Καθότι μεθυσμένος αρχίζει χαίρεται που τον ξαναβρίσκει.
Bu seçimlerdekii koordinatlar bağımsız olmalıdır ve hareketi tamamen karakterize edebilmelidir.Πρέπει να τις συντονίζει κατάλληλα και να τους δίνει τον απαιτούμενο βαθμό αυτονομίας.
Nonkonformite ile sokulum dokanağını ayırt edebilmek, farklı olay dizileri sunduklarından ötürü çok önemlidir.Είναι σχετικά εύκολη η απομόνωση του χλωροϊωδομεθανίου με απόσταξη, λόγω σημαντικής διαφοράς σημείων ζέσεως.
Dolayısıyla Dünya benzeri bir uygarlığı uzaktan açıkça tespit edebilmek zordur.Αναμφίβολα είναι δύσκολο να διακρίνουμε τη δράση ενός πλανήτη πίσω από τέτοιες αφηγήσεις.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Læger kan også opfordre patienter til at bede deres partnere om at søge behandling.
Finsch tekrar gezilerine devam edebilmek için 1878 yılında müzedeki görevinden ayrılmıştır.Finsch sagde jobbet op som kurator på museet i 1878 for at fortsætte med at rejse.
Farklı koşullardaki ölüm oranı , insani acil bir vakanın ciddiyet boyutunu rapor edebilmek için gereklidir.Forskellige mortalitetsrater bruges til at fastslå alvorligheden af en humanitær nødsituation.
Bu nedenle kendisinin hak ettiği itibarı elde edebilmesi için biraz daha zaman geçmesi gerekiyor.Så har han mere at gøre godt med, når han skal udleve sin manddom.
Patojenik mikroplarda ise yeni bir konak organizmayı daha kolay istila edebilmeyi sağlar.Fortovskanten gør, at fodgængerne kan være lidt tryggere.
Şanzıman, arazide hareket edebilmek için geliştirilmiştir.Senere har den udviklet sig til at kunne leve på land.
Ama ne kendisine bunu itiraf edebilmektedir ne de Öykü henüz ona aşık olmuştur.Han erkender at han ikke talte sandt, hverken med historien eller da han sagde han ikke elskede hende længere.
Finsch tekrar gezilerine devam edebilmek için 1878 yılında müzedeki görevinden ayrılmıştır.Finsch sa opp jobben som kurator på museet i 1878 for å fortsette å reise.
Aspasia, özellikle Perikles’in sapıklıklarını tatmin edebilmek için Atinalı kadınları ayartmakla suçlandı.Aspasia ble særlig anklaget for å korrumpere kvinnene i Athen, for å tilfredsstille Perikles' perversjoner.
Müzakere edebilmek için en az iki taraf gerekir.Samtidig er det fremdeles behov for at minimum to spillere må kunne være oppleggere.
"Hipnoz edebilmek için kendini çarka bağlattı".Enkel anvisning til selv å lage et hypsometer.
Bir virüs yayılıma devam edebilmek için mutlaka bir konağa tutunmalıdır.De holder et løfte om å stoppe Umbrella en gang for alle.
Hem ejderhaları, hem de insanları tedavi edebilmektedir.Den kan også bruke stubber og læger.
Ancak ne yazık ki programın devam edebilmesi için bazı karakterleri öldürmek zorundayız.En innsamling blant privatpersoner ville derfor bli nødvendig for å få realisert prosjektet.
Bakterilerin besiyerindeki glikozu fermente edebilme yetisini gösteren testtir.De skulle vise hvordan man mest effektivt kunne drepe bakterier ved hjelp av lys.
Antigua ve Barbuda vatandaşları vizesiz Avrupa Birliği ülkelerine seyahat edebilme hakkına sahiptirler.Antillanere og arubanere er borgere av EU med fri adgang til alle dens medlemsland.
Senkronize edebilmek için Nokia hesabınızın olması gerekir.Dibutuhkan akun Nokia untuk dapat melakukan sinkronisasi.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Dokter juga dapat mendorong pasien untuk mengirim pasangan pasien untuk mencari perawatan kesehatan.
Buna rağmen koordineli bir şekilde hareket edebilmektedirler.Mampu menjalin koordinasi dengan baik.
Müzakere edebilmek için en az iki taraf gerekir.Terdapat paling sedikit dua cara untuk melakukannya.
Yıllarca dünyayı dolaşarak adaletsizlik ile mücadele edebilmenin yolunu arar ve Gotham'a döner.Đi vòng quanh thế giới nhiều năm để tìm cách chiến đấu chống lại sự bất công, anh trở lại Gotham.
A-50 maksimum 10 adet savaş uçağını konrol edebilmektedir.A-50 có thể kiểm soát tới 10 máy bay chiến đấu.
1971 yılını izleyen dönemlerde OPEC bu değer kaybını telafi edebilmek için ağır hareket etmiştir.Sau 1971, OPEC lại chậm trễ trong việc điều chỉnh lại sự suy tụt giá trị tiền tệ này.
Dolayısıyla Dünya benzeri bir uygarlığı uzaktan açıkça tespit edebilmek zordur.Rõ ràng việc phát hiện một nền văn minh kiểu Trái Đất ở những khoảng cách lớn là khó khăn.
Fırlatma düzeneği 360 derece yanal ve (+)/(-) 20 derece dikey açılarda hareket edebilmekteydi.Thiết bị phóng có thể quay ngang 360 độ theo chiều ngang, và có góc nâng +/- 20 độ.