Ana içeriğe geç
Sözlük

edebilme ile cümle

edebilme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Cameron Bright, Alec: İnsanların ve vampirlerin duygularını yok edebilme yeteneğine sahip bir vampir.Cameron Bright como Alec, vampiro quien es capaz de bloquear los sentidos de las personas.
Devlet, bunu organize edebilmek için, nüfusun genelini angarya işlerinde çalışmaya zorluyordu.Para ello, el estado tenía que organizar el trabajo forzado de la población a gran escala.
Bazı uç durumlarda hükümlüler intihara teşebbüs edebilmektedirler.En casos extremos puede haber tentativas de suicidio.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Los pacientes deben poder confiar a los médicos su salud.
"Hipnoz edebilmek için kendini çarka bağlattı".«Preparado para hipnotizar.».
Mobilya mağazası – oyuncu dairesini dekore edebilmek için mobilya satın alabilir.Tienda de decoración: aquí puedes comprar los distintos muebles para decorar tu casa.
Küçük balıkçı tekneleri ise daha iç kesimlere kadar devam edebilmektedirler.Otros barcos más pequeños pueden ser fletados por adelantado.
Daisy Donald'ın öfkeli bir karakteri vardır ama onu daha iyi kontrol edebilmektedir.Daisy tiene el temperamento de Donald, pero es un poco más sofisticada.
Arafura Oyunları, ilki 1991'de düzenlenen oyunlarda yalnızca Okyanusya'daki ülkeler mücadele edebilmektedir.Juegos Arafura, organizados desde 1991 para los países de Oceanía.
Bu sistem görevin yükselme aşamasındaki herhangi bir zamanda tahliye edebilme özelliğine sahiptir.Podría ser utilizado durante una emergencia en cualquier momento de la fase de ascensión de la misión.
Başka bir ifadeyle günlük hayatında karşılaştığı problemlerle baş edebilme kapasitesi olarak görülmektedir.Para su sorpresa, encuentra herramientas para lidiar con los problemas cotidianos.
A-50 maksimum 10 adet savaş uçağını konrol edebilmektedir.El V-100 transporta una tripualción máxima de 12.
Cryptit'leri kontrol edebilme gücüne sahiptir.Tiene el poder de controlar el cristal.
Kımızda çok az miktarda alkol bulunmaktadır ve çok içilince sarhoş edebilmektedir.La poca agua que tienen frecuentemente está sucia y la gente puede morir al beberla.
Buna rağmen koordineli bir şekilde hareket edebilmektedirler.Se estructura de manera modular.
Aynı zamanda karşılaşma sıklıklarına göre diğer aile gruplarının çağrılarını da ayırt edebilmektedirler.Además, la entrevista debe incluir preguntas sobre otros miembros de la familia.
Şarkı söyleyip dans edebilmekte ve tüm enstürmanları çalabilir.Todos van cantando, bailando y disfrutando al máximo.
Bu keşiflerden kısa bir süre sonra Lofgren, Kaliforniya’da Bevatron’u inşa edebilmek için ayrılmıştır.Se ha especulado mucho sobre los motivos por los que Bonneville envío a Walker a California.
İlerleyen dönemlerde gazete Ceride-i Havadis ile rekabet edebilmek için haftada beş kez çıkarılmıştır.Como era costumbre en aquella época, concurría a la peluquería tres veces por semana.
Nagasaki çevresinde onlara rehberlik edebilmem için kadınla birlikte gittim.Sono venuto con le donne, così posso guidarle in giro per Nagasaki.
Finsch tekrar gezilerine devam edebilmek için 1878 yılında müzedeki görevinden ayrılmıştır.Finsch si dimise da curatore del museo nel 1878 in modo da poter continuare i suoi viaggi.
Kilise artık kendisine ait çeviriyi etkin biçiminde dikte edebilme gücüne sahip değildi.In tali condizione la Chiesa non poteva più imporre in maniera efficace il proprio punto di vista.
Şarkı söyleyip dans edebilmekte ve tüm enstürmanları çalabilir.Lui canta e suona tutti gli strumenti.
Sivil alana 44 uçak park edebilmektedir.Il parcheggio aeromobili può ospitare fino a 44 aerei.
Karakterler 8 farklı yöne doğru ateş edebilmektedirler.La navetta può muoversi e sparare nelle otto direzioni.
Mana elde edebilmek kolaydır.E certamente più semplice da possedere.
Dokumaacının duygularını, karakterini ya da becerisini ayırt edebilmek güçtür.È difficile discernere l'emozione dal carattere o dall'abilità del tessitore.
Müzakere edebilmek için en az iki taraf gerekir.Almeno due di queste materie devono essere scelte.
Tom bilgisayarı tamir edebilmeli.Том должен справиться с ремонтом компьютера.
Nürnberg Mahkemesi sırasında, Edda'ya hapishanede babasını ziyaret edebilmesi için izin verildi.Во время Нюрнбергского процесса Эдде было разрешено навещать отца в тюрьме.
Bir aracın tüm lastikleri delinse bile, yavaş yavaş tekerlekler üzerinde gitmeye devam edebilmektedir.Даже если все шины транспортного средства пробиты, оно всё ещё может медленно ехать на ободах колёсных дисков.
Slovak pasaportu Slovakya vatandaşlarının uluslararası seyahat edebilmeleri için verilmektedir.Паспорт гражданина Словакии выдаётся гражданам Словакии для осуществления международных поездок.
Bu nedenle de diğer aygıtların durumlarındaki değişikliği tespit edebilmek mümkün olmaz.Неизвестно, были ли планы модифицировать остальные машины подобным образом.
Ölüm ve zamanı kontrol edebilme gücü vardır.Он способен изменять реальность и контролировать время.
Oyuncular, sosyalleşebilmeleri ve birbirleriyle rekabet edebilmesi için geliştirildi.Он был разработан так, чтобы игроки могли общаться и конкурировать друг с другом.
Kazak pasaportu Kazakistan vatandaşlarının yurtdışına seyahat edebilmeleri amacıyla verilmektedir.Спикер оппозиционных движений Казахстана за границей.
Eğitimine devam edebilmek için 2010 yılında Wonder Girls’den ayrıldı.2015'te gruba geri dönmüştür.В 2015 году она вернулась на сцену в составе Wonder Girls после их трёхлетнего перерыва.
Her şeyin kokusunu esir edebilmek.Дождь смывает все их запахи.
Hasar gören araçları da tamir edebilme yeteneğine sahip ikinci sınıfımız.Repair Item — умение чинить повреждённые предметы.
Benim de okula devam edebilmem mümkün değildi.И я просто не мог сосредоточиться на школе.
Mana elde edebilmek kolaydır.Благоприятно иметь, куда выступить.
At kullanmaya alışık olan askerler, hızlıca hareket edebilmek için otomobillerden yararlanırlar.فإن الجنود العساكر الذين اعتادوا على استخدام الخيول استفادوا كثيراً من السيارات للقدرة على التحرك سريعاً.
Jet uçakları sesten daha hızlı hareket edebilmektedirler.والآن نبني طائرات أسرع من الصوت.
Yıllarca dünyayı dolaşarak adaletsizlik ile mücadele edebilmenin yolunu arar ve Gotham'a döner.يجوب العالم لعدة سنوات باحثا عن طرق لمحاربة الظلم، ثم يعود لغوثام.
Slovak pasaportu Slovakya vatandaşlarının uluslararası seyahat edebilmeleri için verilmektedir.يتم إصدار جواز السفر السلوفاكي لمواطني سلوفاكيا لتمكينهم من السفر الدولي القانوني.
Bazı uç durumlarda hükümlüler intihara teşebbüs edebilmektedirler.وفي الحالات الشديدة يحاول المدانون الإنتحار.
Devletin bu göçle baş edebilmesi oldukça zor olmuştur.على أمل أنه قد يستطيع أن يخلص البلاد من هذه المحنة.
Bunlardan biri kendimi özgürce ifade edebilme hakkımın olması, özellikle de işimde.Um deles, é o direito de me expressar livremente, especialmente no meu trabalho.
Ancak çok yakın olarak birleşen tanrılar bazen tek bir tanrı hâlinde devam edebilmektedir.Divindades intimamente conectadas, às vezes, fundiam-se.
Arjantin pasaportu Arjantin vatandaşlarına ülke dışı seyahat edebilmeleri amacıyla verilmektedir.Passaportes argentinos são emitidos para os cidadãos argentinos viajar para fora da Argentina.
Finsch tekrar gezilerine devam edebilmek için 1878 yılında müzedeki görevinden ayrılmıştır.Finsch dimitiu-se do seu posto de conservador de museu em 1878 para continuar as suas viagens.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Os médicos podem também incentivar os pacientes a recomendar aos seus parceiros que sejam tratados.
Müzakere edebilmek için en az iki taraf gerekir.Seriam realizadas, no mínimo, duas partidas.
Düşünme şeklimizi rahatsız edebilme yeteneğimiz bu projeleri dekonstrüktivist yapan önemli bir unsurdur.É a capacidade de perturbar nossos pensamentos sobre a forma o que faz destes projetos desconstrutivos.
Müslümanların ibadet edebilmek için iki camiileri var.São necessários dois músicos para executá-lo.
Şarkı söyleyip dans edebilmekte ve tüm enstürmanları çalabilir.Então eles cantam e fumam maconha o clipe todo.
Gazete, zamanla Ceride-i Havadis gazetesiyle rekabet edebilmek için yayınını beş güne çıkardı.Tanto que chegava a beber cinco garrafas por dia, como declarou ao jornal Estadão.
Hırvat vatandaşları ayrıca Kanada'ya da 6 ay ikamet süreli vizesiz seyahat edebilme hakkınada sahiptiler.No Canadá, podem existir problemas com seguradoras ao deixar casas vazias por mais de quatro dias.
Binicilerin at sırtında rahat hareket edebilmesi için önü iliklenmezdi.Não podem capturar as cabras com movimento para trás.
Böylelikle Diplomatik Pasaport sahipleri toplamda 174 ülkeye seyahat edebilmektedirler.Os detentores de passaportes alemães podem visitar 176 países sem necessidade de obtenção de visto.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
edebilme ile cümle - Sayfa 4 - edebilme kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App