Yardım edebilip edemeyeceğini bilmem gerekiyor.I need to know if you can help.
Bulaşıkları yıkamana yardım edebilir miyim?Could I help you do the dishes?
Yardım edebildiğimize memnun oldum.I'm glad we were able to help.
Bize yardım edebilip edemeyeceğini merak ediyorum.I wonder if you could help us.
Birinin yardım edebileceğinden emin değilim.I'm not sure anyone can help.
Tom'un bunu tamir edebileceğine eminim.I'm confident Tom can fix it.
Keşke onu kabul edebilsen.I wish you could accept that.
Sana yardım edebilmeyi istiyorum.I wish that I could help you.
Yardım edebildiğim için memnunum.I'm glad I was able to help.
Yardım edebildiğime sevindim.I'm glad I could be of help.
Sana yardım edebileceğimi sana söyledim.I told you I could help you.
Bize yardım edebileceğini sanıyordum.I thought you could help us.
Tom'a yardım edebileceğimizi düşündüm.I thought we could help Tom.
Tom'un bize yardım edebileceğinden eminim.I'm sure Tom could help us.
Ben sadece yardım edebildiğim için memnunum.I'm just glad I could help.
Sana yardım edebileceğim.I'll be able to assist you.
Tom'a yardım edebileceğimi düşündüm.I thought I could help Tom.
Yardım edebildiğime çok sevindim.I'm so glad I could help.
Bize kimin yardım edebileceğini merak ediyorum.I wonder who can help us.
Sana yardım edebileceğimden eminim.I'm sure I can help you.
Keşke onu ispat edebilsem.I wish I could prove it.
Tom her şeyi tamir edebilir.Tom can fix anything.
Yardım edebildiğimize sevindim.I'm glad we can help.
Keşke yardım edebilsek.I wish we could help.
Bize yardım edebilir misiniz?Could you help us?
Sen bana biraz yardım edebilir misin?Could you help me a little?
Onlar korkularıyla baş edebilirler.They can overcome their fear.
Bu etrafta cep telefonumu şarj edebileceğim bir yer var mı?Is there a place where I can charge my cellphone around here?
O yarın terk edebilir.He can leave tomorrow.
Yarın terk edebilirsin.You can leave tomorrow.
Bu bomba bütün dünyayı yok edebilirdi.This bomb could destroy the whole world.
Tom yarın sabah Mary'ye yardım edebilmeli.Tom should be able to help Mary tomorrow morning.
Tom Mary'ye yardım edebilirdi ve etmeliydi.Tom could've and should've helped Mary.
Sana yardım edebilecek bir arkadaşın var mı?Do you have a friend that can help you?
Tom senin bana yardım edebileceğini söyledi.Tom said you'd be able to help me.
Sana bagajında yardım edebilir miyim?Can I help you with your luggage?
Tom yardım edebileceğini söyledi.Tom said you could help.
Bu gece bize yardım edebilir misin?Can you help us tonight?
Tom'a yardım edebilirdik.We could've helped Tom.
Tom'u terk edebilir misin?Could you leave, Tom?
Tom bize yardım edebilir.Tom could help us.
Tom bana yardım edebilir.Tom can help me.
Bunu tamir edebilir misin?Can you fix this?
Bunu tamir edebilir misiniz?Can you fix this?
Belki yaşadığım bir sorunda bana yardım edebilirsin.Maybe you can help me with a problem I'm having.
Problemi çözmeme yardım edebilip edemeyeceğini merak ediyorum.I wonder if you could help me solve the problem.
Eğer Tom'un bir sorunu olsaydı ona yardım edebilirdin.If Tom has a problem, you could help him.
Belki de o sorunu çözmene yardım edebilirim.Maybe I can help you solve that problem.
Sanırım Tom sorunumla ilgili bana yardım edebilir.I think Tom can help me with my problem.
Bunu ne onaylayabilirim nede inkar edebilirim.I can neither confirm nor deny that.
İngiliz edebiyatı okumayı seviyorum.I like reading English literature.
İngiliz edebiyatı okumayı seversin, değil mi?You like reading English literature, don't you?
O İngiliz edebiyatı okumayı seviyor.He likes reading English literature.
İngiliz edebiyatı'nı okumayı seviyor.She likes reading English literature.
Mary İngiliz edebiyatı okumaktan hoşlanır.Mary likes reading English literature.
Biz İngiliz edebiyatı okumayı seviyoruz.We like reading English literature.
Onlar İngiliz edebiyatını seviyor.They like reading English literature.
Ben üniversitede edebiyat alanında ihtisas yaptım.I majored in literature at the university.
Sen üniversitede edebiyat okumuştun, değil mi?You majored in literature at the university, didn't you?
O, üniversitede edebiyat alanında ihtisas yaptı.He majored in literature at the university.