Onun gibi polislerden nefret ederim.I hate cops like him.
Sadece şu anda size yardım edemem.I just can't help you right now.
Ben sadece kendime yardım edemedim.I just couldn't help myself.
Yürümeyi tercih ederim.I prefer to walk.
Yarın sabah zemini paspas edeceğime söz veriyorum.I promise I'll mop the floor tomorrow morning.
Gerçekten şu anda terk edemem.I really can't leave right now.
Seni Mary'yle flört ederken gördüm.I saw you flirting with Mary.
Tom'a yardım edebileceğini düşünüyorum.I think you can help Tom.
Bana yardım edebileceğin söylendi.I was told that you might be able to help me.
Meşgul olacağım için yarın seni ziyaret edemeyeceğim.I won't be able to visit you tomorrow because I'll be busy.
Keşke iyi bir iş bulmana yardım edebilsem.I wish I could help you find a good job.
Keşke yardım edebilsem.I wish I could help.
Tom Mary'nin kimseyi ikna edemeyeceğini biliyordu.Tom knew Mary wouldn't be able to convince anybody.
Elimden gelse sana yardım ederim.I'd help you if I could.
Tekrar kontrol edeceğim.I'll check again.
Seni hayal edeceğim.I'll dream about you.
Biz size yardım edeceğiz.We'll help you out.
Bunu tamir edeceğiz.We will fix this.
Ben çocukken her hafta sonu büyükanne ve büyükbabalarımızı ziyaret ederdik.We used to visit my grandparents every weekend when I was a kid.
Sadece kendimize yardım edemedik.We just couldn't help ourselves.
Tom'un evini yakıp kül eden yangını kimin başlattığını bulmak zorundayız.We have to figure out who started the fire that burned down Tom's house.
Biz sadece bunu gözardı edemeyiz.We can't just ignore this.
Sana yardım edebiliriz.We can help you.
Tom'a yardım edebiliriz.We can help Tom.
Sevgin için teşekkür ederim.Thank you for your love.
Tom'un bize yardım edebilip edemeyeceğini görmeye gidelim.Let's go see if Tom can help us.
Onlara yardım edemezsin.You can't help them.
Buraya park edersen araban çekilir.If you park here, your car will get towed.
Bize ihanet eden Tom değildi.It wasn't Tom who betrayed us.
Bu, anlam ifade eder görünmüyor.This doesn't seem to make sense.
Onlar Tom'un burada olmadığını fark edemeyebilir.They might not notice that Tom isn't here.
Yan odada hareket eden bir şey var.There's something moving in the next room.
Tom'a yardım edebileceğimiz başka bir yol olmalı.There must be another way we can help Tom.
Tom'u bizim için çalışmaya ikna edebilmemizin bir yolu olmalı.There must be a way we can convince Tom to work for us.
Tom'u aradığın için teşekkür ederim.Thank you for calling Tom.
Arkadaşım olduğun için teşekkür ederim.Thank you for being my friend.
Kimse bana yardım edemez.Nobody can help me.
O devam ederken gençliğin tadını çıkarın.Enjoy your youth while it lasts.
O devam ederken keyfine bak.Enjoy it while it lasts.
Bize yardım edebilecek biri varsa, o da Tom'dur.If anybody can help us, it's Tom.
Seyehat ederken bazı ilginç deneyimlerim oldu.I had some interesting experiences while traveling.
Onun adını nasıl telaffuz edersin?How do you pronounce her name?
Bunu teyit edebilirim.I can confirm this.
Bunu teyit edemem.I can't confirm this.
Bana yardım et ve ben de sana yardım edeceğim.Help me and I will help you.
Kumdan nefret ederim.I hate sand.
Teşekkür ederim canım.Thank you, my dear.
Senin kanyağını konuşmana tercih ederim.I prefer your eau de vie to your conversation.
İtiraf edene kadar onu kırbaçlayın.Whip him until he confesses.
Tom bugün Mary'ye yardım edemeyecek kadar çok meşgul olduğunu söylüyor.Tom says that he's too busy to help Mary today.
Ben senin bana anlatmanı takdir ederim.I appreciate your telling me.
Beni görmek için zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.I appreciate you making the time to see me.
Beni aradığınız için teşekkür ederim.I appreciate you calling me.
Beni çağırdığınız için teşekkür ederim.I appreciate you calling me.
Sana bunlarda yardım edeyim.Let me help you with those.
Yardım eden herkese teşekkür etmek istiyorum.I'd like to thank everyone who helped.
Tom'un ziyaret edeceğini düşünüyordum.I thought Tom would stop by.
Tom'un sonunda Mary'nin ondan hoşlanmadığını fark edeceğini düşünüyordum.I thought Tom would eventually realize Mary didn't like him.
Tom'un bize yardım edemeyecek kadar çok meşgul olacağını düşündüm.I thought Tom would be too busy to help us.
Tom'un Mary'den aldığı hediyeyi takdir edeceğini düşündüm.I thought Tom would appreciate the gift from Mary.