Ebeveynlerinin görüşü onun kazancını aptal bir kıza harcadığı idi!His parents' view was that he was wasting his earnings on a silly girl.
Ebeveynlerinin görüşü onun kazandıklarını aptal bir kıza harcamasıydı.His parents' view was that he was wasting his earnings on a silly girl.
Onun ebeveynlerinin her ikisi Tokyo'ya geliyorlar.Both of his parents are coming to Tokyo.
O, asla ebeveynlerinin beklentilerine uyarak yaşamayacaktır.He will never live up to his parent's expectations.
O, yaşlı ebeveynlerinin sağlığı hakkında çok endişeli.He is very concerned about his elderly parent's health.
O, üniversite ücretleri için ebeveynlerinin eline bakıyor.He depends on his parents for his university fees.
O, ebeveynlerinin isteklerine karşı çıktı ve yabancı ile evlendi.She went against her parent's wishes, and married the foreigner.
O, ebeveynlerinin onu izlediğinin farkındaydı.She was aware of her parents' eyes.
Kız kardeşinin aksine, o, ebeveynlerinin ona verdiği dini inancı korudu.Unlike his sister, he has retained the religious faith his parents brought him up in.
Tom'un ebeveynlerinin her ikisi de öğretmendir.Tom's parents were both teachers.
Tom öldükten sonra, Mary ebeveynlerinin evine geri döndü.After Tom passed away, Mary went back to her parents' home.
Tom üvey ebeveynlerinin kendisine verdiği sevgiyi kabul etmeyi öğrendi.Tom learned to accept the love his stepparents gave him.
Onun ebeveynlerinin her ikisi de öldüler.Her parents both died.
Tom artık ebeveynlerinin sağlık sigortası kapsamında değil.Tom is no longer covered by his parents' health insurance.
Bunu yapmasan iyi olur. Ebeveynlerinin nerede yaşadığını biliyorum.You better not do that. I know where your parents live.
Onun ebeveynlerinin yarın gelip gelmeyeceklerini bilmiyorum.We don't know if her parents will come tomorrow or not.
O, ebeveynlerinin her ikisini de kaybetti.She lost both her parents.
O erken yaşta ebeveynlerinin her ikisini de kaybetti.He lost both his parents at an early age.
Tren çıkarken onlar ebeveynlerinin arkasından el salladı.As the train pulled out, they waved goodbye to their parents.
Tom sarhoş olduğunu ebeveynlerinin bilmesini istemiyor.Tom doesn't want his parents to know he got drunk.
Ebeveynlerinin tek başına buraya gelmene izin verdiklerine inanamıyorum.I can't believe your parents let you come here by yourself.
Ebeveynlerinin her ikisini de tanıyordum.I knew both your parents.
Tom'un ebeveynlerinin onun bizimle gitmesine izin verip vermeyeceklerini merak ediyorum.I wonder if Tom's parents will allow him to go with us.
Marika ebeveynlerinin köyünde onunla yaşamamı istedi ama orada hava çok soğuktu.Marika wanted me to live with her in her parents' village, but it was very cold out there.
Tom ebeveynlerinin arasında oturuyordu.Tom was sitting between his parents.
Tom ebeveynlerinin beklentilerine göre yaşamak için çok çalıştı.Tom tried hard to live up to his parents' expectations.
Tom ebeveynlerinin beklentilerine göre asla yaşamayacak.Tom will never live up to his parents' expectations.
Tom ebeveynlerinin tartıştıklarını gördü.Tom saw his parents arguing.
Ebeveynlerinin sevdiği gibi aynı tür müziği seviyor musun?Do you like the same kind of music as your parents do?
Benim ebeveynlerim Tom'un ebeveynlerinin ona anlattığı aynı hikayeleri bana anlattı.My parents told me the same stories that Tom's parents told him.
Tom'un ebeveynlerinin her ikisi de o hala bir çocukken öldüler.Tom's parents both died while he was still a small child.
Ebeveynlerinin senin için belirlediği kurallara uymalısın.You should respect the rules your parents set for you.
Tom'un ebeveynlerinin ikisi de öğretmen.Both of Tom's parents are teachers.
Tom'un büyük ebeveynlerinin tüm dördü öğretmendi.All four of Tom's grandparents were teachers.
Tom Mary'nin ebeveynlerinin kim olduklarını bilmiyordu.Tom didn't know who Mary's parents were.
Tom ebeveynlerinin beklentilerine uyarak yaşamayacağını biliyor.Tom knows that he'll never live up to his parent's expectations.
Tom Mary'ye onun ebeveynlerinin evine kadar eşlik etti.Tom accompanied Mary to her parents' house.
Ebeveynlerinin ne düşündüğü umurunda değil mi?Don't you care what your parents think?
Tom'un ebeveynlerinin çok parası var.Tom's parents have a lot of money.
Ebeveynlerinin Boston'a tek başına gitmene izin vereceklerini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think your parents will let you go to Boston by yourself?
Ebeveynlerinin milliyeti nedir?What is your parents' nationality?
Bu, Mary, erkek kardeşi ve ebeveynlerinin evi.This is the house of Mary, her brother and their parents.
Tom onun ebeveynlerinin izni olmadan Mary ile evlendi.Tom married Mary without her parents' consent.
Tom onun ebeveynlerinin istememesine rağmen bir dansçı oldu.Tom became a dancer even though his parents didn't want him to.
Tom'un ebeveynlerinin bodrum katında bir barı var.Tom's parents have a bar in their basement.
Tom onun ebeveynlerinin öğrenmesini istemiyordu.Tom didn't want his parents to find out.
Tom onun ebeveynlerinin öğrenmesini istemiyor.Tom doesn't want his parents to find out.
Mary onun ebeveynlerinin öğrenmesini istemiyordu.Mary didn't want her parents to find out.
Tom'un ebeveynlerinin iksi de ölü.Tom's parents are both dead.
Tom hâlâ ebeveynlerinin ona on üç yaşındayken verdiği bisiklete biniyor.Tom still rides the bicycle that his parents gave him when he was thirteen years old.
Tom'un ebeveynlerinin ikisi de hâlâ yaşıyor.Tom's parents are both still living.
Tom'un ebeveynlerinin ikisi de Avustralyalı.Both of Tom's parents are from Australia.
Büyük ebeveynlerinin hepsi hâlâ yaşıyor mu?Are all of your grandparents still living?
Tom ebeveynlerinin onun sarhoş olduğunu öğrenmesini istemiyor.Tom doesn't want his parents to find out that he was drunk.
Tom ebeveynlerinin evlenmesini istediği kızla evlenmedi.Tom didn't marry the girl his parents wanted him to.
Tom ebeveynlerinin evine gitti.Tom went to his parents' house.
Tom'un ebeveynlerinin her ikisi de o çok küçükken öldü.Both of Tom's parents died when he was very young.
Tom ebeveynlerinin yatağının altında saklanmış Noel hediyelerini buldu.Tom found Christmas presents hidden under his parents' bed.
Biz Noel arifesini eşimin ebeveynlerinin evinde geçiriyoruz.We're spending Christmas Eve at my wife's parents' house.
Tom ebeveynlerinin her ikisini de kaybetti.Tom has lost both of his parents.