Ebeveynlerimiz ise çatlak olduğumuzu.Οι γονείς μας νομίζουν ότι είμαστε παλαβοί.
Ebeveynlerimiz ise çatlak olduğumuzu.Наши родители думают, что мы "тю-тю".
Ebeveynlerimiz ise çatlak olduğumuzu.Наші друзі думають, що в нас "не всі вдома".
Ebeveynlerimiz ise çatlak olduğumuzu.Родителите ни мислеха, че сме луди.
Ebeveynlerimiz ise çatlak olduğumuzu.ההורים שלנו חושבים שאנחנו קוקו.
Ebeveynlerimiz ise çatlak olduğumuzu.ويظن والدينا بأننا حمقى
Ebeveynlerimiz ise çatlak olduğumuzu.実は二人とも
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.Chị sống với cha mẹ của tôi trong một thành phố rất nhỏ, quê tôi ở Kazakhstan.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.Dia tinggal bersama orang tua saya di sebuah kota kecil, dari daerah asal saya di Kazakhstan.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.Hon bor med mina föräldrar I en mycket liten stad, där jag kommer från i Kazakhstan.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.그녀는 부모님들과 함께 제 고향 카자흐스탄의 작은 마을에서 살고 있습니다.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.Mieszka z rodzicami w małej wiosce w moim rodzimym Kazachstanie.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.Ő a szüleimmel él, egy apró városban Kazahsztánban, ahonnan származom.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.Sie lebt mit meinen Eltern in einer sehr kleinen Stadt in meiner Heimat Kasachstan.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.Ze woont met mijn ouders in een heel klein stadje, in Kazakhstan, waar ik vandaan kom.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.Žije s mými rodiči v malém městečku v Kazachstánu, odkud pocházím.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.Ζει με του γονείς μου σε μια πολύ μικρή πόλη, στο Καζακστάν, απ' όπου κατάγομαι.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.Она живёт с родителями в моём родном, очень маленьком городе в Казахстане.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.فهي تعيش مع والديّ في مدينة صغيرة في بلدي كازاخستان.
Ebeveynlerimle birlikte memleketim Kazakistan'ın küçük bir kentinde yaşıyor.小さな町で 両親と 暮らしていて 世界を知る機会など ほとんど なかったからです
Ebeveynlerim, Noel Baba ile ilgili ayrıntılı bir hikaye anlatırlardı:저희 부모님은 산타할아버지에 대해 아주 치밀한 이야기를 해주셨었거든요:
Ebeveynlerim, Noel Baba ile ilgili ayrıntılı bir hikaye anlatırlardı:Mes parents avaient cette explication compliquée à propos du père Noël ;
Ebeveynlerim, Noel Baba ile ilgili ayrıntılı bir hikaye anlatırlardı:להורים שלי היה מין סיפור מסובך בקשר לסנטה קלאוס:
Ebeveynlerim, Noel Baba ile ilgili ayrıntılı bir hikaye anlatırlardı:كان لوالدي رواية مفصلة حول بابا نويل:
Ebeveynlerim, Noel Baba ile ilgili ayrıntılı bir hikaye anlatırlardı:普通の家ではクリスマスイブの夜に
Ebeveynlerim vardı, harika ebeveynler.Aveam părinți sublimi.
Ebeveynlerim vardı, harika ebeveynler.Avevo dei genitori, ho dei genitori, favolosi.
Ebeveynlerim vardı, harika ebeveynler.Ik had, ik heb sublieme ouders.
Ebeveynlerim vardı, harika ebeveynler.J'avais des parents, j'ai des parents, sublimissimes.
Ebeveynlerim vardı, harika ebeveynler.저는 부모님이 있었고, 또 지금도 있습니다.
Ebeveynlerim vardı, harika ebeveynler.Tuve padres, tengo padres excepcionales.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Aber meine Eltern zwangen mich nicht, mich festzulegen.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Ale moi rodzice nie wymagali, żebym się określiła.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Ale moji rodiče po mně nechtěli, abych se definovala.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.A moji starši niso zahtevali od mene, da se definiram.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Ba mẹ tôi không hề đòi hỏi tôi phải xác định mình là ai.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Dar părinții mei nu mi-au cerut să mă definesc.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.De a szüleim sem kértek meg rá, hogy definiáljam magam.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.그렇지만 전 부모님에 의해 제 성적 취향을 고르게 되진 않았습니다.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Maar mijn ouders vroegen me niet om mezelf te definiëren.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Ma i miei genitori non mi hanno mai chiesto di autodefinirmi.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Mais mes parents ne m'ont jamais demandé de me définir.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Mas os meus pais não me pediram para me definir.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Men jeg blev ikke bedt om at definere mig selv af mine forældre.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Men mina föräldrar bad mig aldrig att definiera mig själv.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Pero mis padres no me pidieron que me definiera.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Tapi orang tua saya tidak meminta saya untuk mendefinisikan diri saya sendiri.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Δεν μου ζητήθηκε πάντως, από τους γονείς μου, να ορίσω τον εαυτό μου.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Але мене батьки не просили визначитися, хто я.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Но мои родители не просили меня определиться.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Но родителите ми не са искали от мен да се самоопределям.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.אבל הורי לא דרשו ממני להגדיר מי אני.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.لم يطلب مني والداي تعريف نفسي
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.私は親に同性愛者なのか違うのかはっきりしなさい と言われたことはありませんでした
King geldi ve ebeveynlerimize dedi ki:King eljött a szüleinkkel és azt mondta:
King geldi ve ebeveynlerimize dedi ki:King ne-a spus, de faţă cu părinţii noştri:
King geldi ve ebeveynlerimize dedi ki:King tegen onze ouders kwam zeggen:
King geldi ve ebeveynlerimize dedi ki:Κινγκ ήρθε με τους γονείς μας και είπε:
Kısa süre sonra ebeveynlerim boşandılar, ve ben de annemle beraber Türkiye döndüm.제가 태어난지 얼마안되서, 부모님은 이혼을 하셨고 전 엄마랑 함께 터키로 갔어요.
Kısa süre sonra ebeveynlerim boşandılar, ve ben de annemle beraber Türkiye döndüm.Kort daarna gingen mijn ouders uit elkaar en ik kwam met mijn moeder naar Turkije.