Ebeveynlerin sana adabımuaşeret öğretmedi mi?Didn't your parents teach you manners?
Tom'un ebeveynleri bana onun Harvard'a gidiyor olacağını söyledi.Tom's parents told me that he would be going to Harvard.
Siz Tom'un ebeveynlerisiniz, değil mi?You're Tom's parents, aren't you?
Bence Tom'un ebeveynlerine haber vermeliyiz.I think we should notify Tom's parents.
Tom'un ebeveynleri o, Harvard'a giremediği için hayal kırıklığına uğradılar.Tom's parents were disappointed that he couldn't get into Harvard.
Tom'un ebeveynlerinin onun bizimle gitmesine izin verip vermeyeceklerini merak ediyorum.I wonder if Tom's parents will allow him to go with us.
Ebeveynlerimle evde sadece Fransızca konuşurum.I only speak French at home with my parents.
Tom ebeveynleriyle sadece Fransızca konuşur.Tom speaks only French to his parents.
Ebeveynlerin Fransızca konuşur mu?Do your parents speak French?
Marika ebeveynlerinin köyünde onunla yaşamamı istedi ama orada hava çok soğuktu.Marika wanted me to live with her in her parents' village, but it was very cold out there.
O, ebeveynleriyle tatile gitmeyi reddetti.He refused to go on holiday with his parents.
Ebeveynleriyle tatile gitmeyi reddetti.He refused to go on holiday with his parents.
O, ebeveynleriyle tatile çıkmayı reddetti.He refused to go on holiday with his parents.
Ebeveynleriyle tatile çıkmayı reddetti.He refused to go on holiday with his parents.
Tom, ebeveynleriyle tatilde.Tom is on holiday with his parents.
Ebeveynlerimle akşam yemeği yiyordum.I was having dinner with my parents.
Ebeveynlerin çok sabra ihtiyaçları var.Parents need a lot of patience.
Tom ebeveynlerine itaat etmedi.Tom didn't obey his parents.
Tom ebeveynleriyle birlikte.Tom is with his parents.
Ebeveynlerinize itaat edin.Obey your parents.
O, ebeveynleriyle birlikte.She's with her parents.
Tom'un ebeveynleri onun bir kullanılmış araba satıcısı olmasını istemiyordu.Tom's parents didn't want him to become a used car salesman.
Tom ebeveynleriyle tek başına yaşıyor.Tom lives alone with his parents.
Bir çocuk her yaşta ebeveynlerini saymalıdır ve saygı göstermelidir.A child should honor and respect his parents at every age.
Neden ebeveynlerinle birlikte değilsin?Why aren't you with your parents?
Ebeveynlerin şimdi nerede?Where are your parents now?
Siz Tom'un ebeveynleri olmalısınız.You must be Tom's parents.
Büyük ebeveynlerin nasıl?How are your grandparents?
Ebeveynlerin neredeydi?Where were your parents?
Tom ebeveynlerinden nefret ediyordu.Tom hated his parents.
Bunlar benim ebeveynlerim.These are my parents.
Ebeveynlerimi hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I don't want to disappoint my parents.
Ebeveynlerim bir haftadır deniz aşırı ülkelerde seyahat ediyorlar.My parents are travelling overseas for a week.
Ebeveynlerim hakkında öyle konuşma!Don't talk about my parents like that!
Tom Boston'da kaldı ve ebeveynleriyle yaşamaya devam etti.Tom stayed in Boston and continued living with his parents.
Tom ebeveynlerinin arasında oturuyordu.Tom was sitting between his parents.
Ebeveynlerimin her ikisi de hâlâ hayatta.Both of my parents are still living.
Tom ebeveynleri dışarıda alışveriş yapıyorken Mary ile ilgilendi.Tom looked after Mary while her parents were out shopping.
Ben ebeveynlerimin evinden taşınacağım.I will move out of my parents' house.
Tom ebeveynlerinin beklentilerine göre yaşamak için çok çalıştı.Tom tried hard to live up to his parents' expectations.
Tom ebeveynlerinin beklentilerine göre asla yaşamayacak.Tom will never live up to his parents' expectations.
Tom büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.Tom was raised by his grandparents.
Senin ebeveynlerin kim?Who are your parents?
Onun ebeveynleri ana ilçe merkezinde yaşıyor.His parents live in the main county town.
Ebeveynlerim boşandığında gençtim.I was young when my parents got divorced.
Ben gençken ebeveynlerim boşandı.My parents got divorced when I was young.
Bu, bütün ebeveynlerin seyretmesi gereken bir film.This is a film all parents should watch.
Bu, bütün ebeveynlerin izlemesi gereken bir film.This is a film all parents should watch.
Tom ebeveynlerine ev ödevinin olmadığını söyledi.Tom told his parents that he had no homework.
Ebeveynlerimin bildiğini düşünüyorum.I think my parents know.
Çocuklar ebeveynleri boşandığı zaman çoğunlukla kendilerini suçlarlar.Children often blame themselves when their parents divorce.
Tom yol boyunca ebeveynlerini izledi.Tom followed his parents down the street.
Bu gece Tom'un ebeveynleriyle buluşacağım.I'll be meeting Tom's parents tonight.
Tom'un ebeveynleri boşandılar, değil mi?Tom's parents are divorced, right?
Tom ebeveynlerini dinlemek istemiyor.Tom doesn't listen to his parents.
Tom'un ebeveynleri öldürüldüler.Tom's parents were murdered.
Tom ebeveynlerinin tartıştıklarını gördü.Tom saw his parents arguing.
Lise sırasında hoşnutlukla yurt dışına gitmek isterdim ama ebeveynlerim gitmemi istemezdi.I would have gladly gone abroad during high school, but my parents didn't want me to.
Ebeveynlerinle birlikte evde olman gerekiyor.You're supposed to be home with your parents.
Tom ebeveynlerinden biraz alkol çaldı ve onların fark etmeyeceklerini düşündü.Tom stole some alcohol from his parents and thought that they wouldn't notice.