Ana içeriğe geç
Sözlük

ebeveynleri ile cümle

ebeveynleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Tam da ebeveynlerin "16 yaşındaki bu çocuğun 12'liklerle ne işi var?" diye soracağı bir tipti.הוא היה אחד מהנערים שהורים צריכים לשאול את עצמם " מה הבחור הזה בן השש עשרה עושה עם חבר'ה בני 12 "
Tam da ebeveynlerin "16 yaşındaki bu çocuğun 12'liklerle ne işi var?" diye soracağı bir tipti.كان من الأبناء الذين لابد وأن يتعجب الوالدين منه ، " ما الذي يفعله صبي عمره 16 عاما مع أطفال عمرهم 12 عاماً ؟"
Tam da ebeveynlerin "16 yaşındaki bu çocuğun 12'liklerle ne işi var?" diye soracağı bir tipti.「どんな遊びをしているのだろう?」ってね 悪さばかりしていたジョニーは
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Ba năm sau, khi tôi yêu một người đàn ông, ba mẹ tôi cũng chẳng thèm chớp mắt.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Drei Jahre später, als ich mich in einen Mann verliebte, zuckte keiner meiner Eltern mit der Wimper.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Drie jaar later, toen ik verliefd werd op een man, knipperde geen van mijn ouders met hun ogen.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Három évvel később, amikor beleszerettem egy férfibe, egyik szülőm sem pislogott nagyokat.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.삼 년 후, 제가 남자와 사랑에 빠졌을 때, 제 부모님 중 누구도 언짢아 하시지 않았습니다.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Ko sem se tri leta kasneje zaljubila v moškega, ni prav tako noben od mojih staršev bil šokiran.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Neanche 3 anni dopo, quando mi sono innamorata di un uomo, i miei genitori non hanno battuto ciglio.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.O tři roky později, když jsem se zamilovala do muže, ani jeden z mých rodičů se nad tím nepozastavoval.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Tre år senare, när jag blev kär i en man, höjde ingen av mina föräldrar på ögonbrynen heller.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Tre år senere, da jeg blev forelsket i en mand, mine forældre blinkede heller ikke med øjnene.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Três anos depois, quando me apaixonei por um homem, também nenhum dos meus pais bateu uma pestana que fosse.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Tres años después, cuando me enamoré de un hombre, ninguno de mis padres se sorprendió tampoco.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Trois ans plus tard, quand je suis tombée amoureuse d'un homme, mes parents n'ont pas cillé non plus.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Trzy lata później zakochałam się w mężczyźnie i żadne z moich rodziców nawet nie mrugnęło okiem.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Τρία χρόνια αργότερα, όταν ερωτεύτηκα έναν άνδρα, κανείς από τους γονείς μου δεν θορυβήθηκε.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Три години по-късно, когато се влюбих в мъж, на родителите ми не им мигна окото.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Три роки по тому, коли я закохалася у чоловіка, ніхто з батьків і бровою не повів.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.Через три года, когда я влюбилась в мужчину, опять ни у кого из родителей глаза не округлились.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.כעבור 3 שנים, כשהתאהבתי בגבר, שוב, איש מהורי לא הניד עפעף.
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.بعد ثلاث سنوات عندما وقعت في حب رجل، لم يُصدم أو يسترغب أي من والداي بتاتا
Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar.両親は瞬きすらしませんでした 自分が何者か規定する必要がなかったのは 私の変わった生い立ちの
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.A vadonban a bonobó szülők rendben tartják csemetéik bundáját.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.Dans la nature, on sait que le parent bonobo fait la toilette de sa progéniture.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.Di alam liar, orangtua Bonobo dikenal merawat rambut anaknya.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.En la naturaleza, los padres bonobo suelen acicalar a sus crías.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.I det vilde, er bonobo-forældre tilbøjelig til at børste og rense deres unger.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.In der Wildnis entlausen Bonobo-Eltern bekanntlich ihre Nachkommen.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.In het wild vlooien Bonobo-ouders hun nakomelingen vaak.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.In natura, il genitore Bonobo è solito pulire i suoi figli.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.야생에선 어미 보노보가 자식의 털 다듬기를 해주는 것으로 알려졌다.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.Na wolności rodzice bonobo pielęgnują swoje młode.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.Sabe-se que, na Natureza, a mãe bonobo cuida dos filhos.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.Se știe că în sălbăticie părinții Bonobo îşi curăță odraslele.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.Vapaudessa bonobovanhemman tiedetään sukivan jälkikasvuaan.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.На открито се знае, че родителят бонобо пощи своето малко.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.На свободе, бонобо-родитель часто ухаживает за своими отпрысками.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.בטבע ההורה הבונובי ידוע כמטפל טוב בצאצאיו.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.في البرية، من المعروف ان البونوبو تزين أبنائها.
Vahşi doğada, Bonobo ebeveynlerinin yavrularını tımar ettikleri bilinir.パンバニーシャは手の代わりにハサミを使って
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Azt mondtam a szüleimnek: "Nekem el kell mennem. El akarok menni.
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Così ho detto ai miei genitori, "Devo andarci. Voglio andarci. Voglio essere parte di questo."
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."E eu disse aos meus pais: "Tenho de ir. "Quero ir.
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Ich sagte meinen Eltern: "Ich muss dort hingehen. Ich möchte dort hingehen.
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Ik zei tegen mijn ouders: "Ik moet erbij zijn. Ik wil ernaartoe."
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Ils ont dit que son nom était Dr Martin Luther King. J'ai dit à mes parents, " Je dois y aller.
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."그리고는 부모님께 말했죠. "난 가야해. 난 가고 싶어. 시위에 참가할꺼야."
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Le-am spus părinţilor mei: "Trebuie să merg şi eu. Vreau sa particip la demonstrație.
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Le dije a mis padres: "Tengo que ir. Quiero ir.
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Og jeg sagde til mine forældre, "Jeg skal afsted. Jeg vil afsted. Jeg vil være en del af dette."
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Rodzicom powiedziałem: " Muszę tam pójść. Chcę pójść. Chcę być tego częścią " .
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Sau đó tôi nói với bố mẹ " Con phải đi con muốn đi. Con muốn tham gia vào cái này"
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Και είπα στους γονείς μου, "Πρέπει να πάω. Θέλω να πάω. Θέλω να πάρω μέρος."
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."І я повідомив моїм батькам: "Я маю туди йти. Я хочу туди піти.
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."Я сказал родителям, что должен пойти, что хочу участвовать в этом.
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."אמרתי להוריי : אני חייב ללכת . אני רוצה ללכת. רוצה להיות חלק מזה ".
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."وقلت لوالدي: "علي أن أذهب. أريد بالذهاب. أريد أن أكون جزءاً من هذا."
Ve ben de ebeveynlerime dedim, "Gitmeliyim, gitmek istiyorum, bunun bir parçası olmak istiyorum."デモに参加させて」と言うと 「絶対だめだ」と言われました
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod