Ebeveynlerinle hangi dili kullanırsın?What language do you use with your parents?
Ebeveynlerinle konuşurken hangi dili kullanırsın?What language do you use when you talk with your parents?
Lütfen bunu ebeveynlerine söyleme.Please don't tell your parents this.
Onun ebeveynleri yıllardır denizde çalıştı.His parents have worked at sea for many years.
Tom ebeveynlerinden herhangi birine benzemiyor.Tom doesn't look like either of his parents.
Mary Kate'in ebeveynleri hakkında yanlış söylentiler yaydı.Mary spread false rumors about Kate's parents.
Mary ebeveynleri tarafından son derece mahcup edilmişti.Mary was extremely embarrassed by her parents.
Memleketinden uzaklaşmadan önce ebeveynlerine sarıl.Hug your parents before leaving your hometown.
O zaman ben hâlâ ebeveynlerimle yaşıyordum.I was still living with my parents then.
Ebeveynlerinle konuşmanın hiçbir yolu yok.That's no way to speak to your parents.
Ebeveynlerinle o şekilde konuşmamalısın.You shouldn't speak to your parents that way.
Tom'un ebeveynlerinin bodrum katında bir barı var.Tom's parents have a bar in their basement.
O ebeveynleri ile birlikte yaşıyor.She lives with her parents.
Tom onun ebeveynlerinin öğrenmesini istemiyordu.Tom didn't want his parents to find out.
Tom onun ebeveynlerinin öğrenmesini istemiyor.Tom doesn't want his parents to find out.
Mary onun ebeveynlerinin öğrenmesini istemiyordu.Mary didn't want her parents to find out.
O onun ebeveynlerine bir şey söylememesi için ona yalvardı.He begged her not to say anything to his parents.
Tom onun ebeveynlerine bir şey söylememesi için Mary'ye yalvardı.Tom begged Mary not to say anything to his parents.
Onun ebeveynleri onun program için seçildiğini biliyor mu?Do her parents know she was selected for the program?
Gelecek hafta ebeveynlerime bir e-posta yazacağım.Next week I will write an e-mail to my parents.
Dün ebeveynlerimi ziyaret etmedim ama onları bugün ziyaret edeceğim.Yesterday I did not visit my parents, but I will visit them today.
Ebeveynlerim kiliseye gitti ama ben gitmedim.My parents went to church, but I did not go.
Ebeveynlerim birbirini seviyor.My parents love each other.
Ebeveynlerim ondan nefret ediyor.My parents hate her.
Ebeveynlerim onun ırkından dolayı erkek arkadaşımı sevmiyor.My parents don't like my boyfriend because of his race.
Ebeveynlerim meslek seçimimi onaylamıyor.My parents don't approve of my career choice.
Ebeveynlerim erkek arkadaşımı onaylamıyorlar.My parents don't approve of my boyfriend.
Ebeveynlerim kız arkadaşımı onaylamıyorlar.My parents don't approve of my girlfriend.
Ben doğmadan önce bütün büyük ebeveynlerim ölmüştü.By the time I was born, all my grandparents had died.
Hasta olan sadece Jim değil ancak onun ebeveynleri de hasta.It's not only Jim who is sick, but his parents as well.
Tom'un ebeveynlerinin iksi de ölü.Tom's parents are both dead.
Tom'un ebeveynleri gurur duyuyor olmalı.Tom's parents must be proud.
Tom hâlâ ebeveynlerinin ona on üç yaşındayken verdiği bisiklete biniyor.Tom still rides the bicycle that his parents gave him when he was thirteen years old.
Ebeveynlerin nasıldı?What were your parents like?
Tom'un ebeveynlerinin ikisi de hâlâ yaşıyor.Tom's parents are both still living.
Oğulları üzüntülü şekilde ebeveynlerini gömdü.The sons sorrowfully buried their parents.
Onun ebeveynleri beni yemeğe davet etti.His parents invited me to dinner.
Tom'un ebeveynleri de şarkıcı.Tom's parents were also singers.
Tom'un ebeveynleri mutlu değildi.Tom's parents weren't happy.
Tom'un ebeveynlerinin ikisi de Avustralyalı.Both of Tom's parents are from Australia.
Ebeveynlerin hâlâ yaşıyor mu?Are your parents still living?
Büyük ebeveynlerinin hepsi hâlâ yaşıyor mu?Are all of your grandparents still living?
Tom'un ebeveynlerin ikisi de öğretmendi.Both of Tom's parents were teachers.
Tom'un ebeveynleri artık yaşamıyor.Tom's parents aren't living anymore.
Tom'un ebeveynleri öldü.Tom's parents are dead.
Ebeveynlerim gelmeden önce evi temizleyeceğim.I'll clean up the house before my parents come.
Ebeveynlerim büyük bir evde yaşıyor.My parents live in a big house.
Ebeveynlerimin evi gerçekten büyük.My parents' house is really big.
Ebeveynlerim benden korkuyor.My parents are afraid of me.
Kız kardeşim hâlâ ebeveynlerimizle yaşıyor.My sister still lives with our parents.
Umarım ebeveynlerin iyidir.I hope your parents are well.
Ebeveynlerine benden bahsettin mi?Have you told your parents about me?
Ebeveynlerine ondan bahsettin mi?Have you told your parents about him?
Tom ebeveynlerinin onun sarhoş olduğunu öğrenmesini istemiyor.Tom doesn't want his parents to find out that he was drunk.
Ben bir çocukken ayda birkaç kez büyük ebeveynlerimi ziyaret ederdim.I used to visit my grandparents several times a month when I was a kid.
Tom büyük ebeveynleriyle çok zaman geçirirdi.Tom used to spend a lot of time with his grandparents.
Tom Boston'da büyük ebeveynleriyle yaşardı.Tom used to live with his grandparents in Boston.
Ben büyük ebeveynlerimin evine bisikletle giderdim.I used to ride my bike to my grandparents' house.
Ebeveynleri önde otururken çocuk arabanın arkasında oturur.The child sits in the back of the car while the parents sit in front.
Ben ebeveynlerimden daha fazla para kazanmak istiyorum.I want to make more money than my parents.