Ana içeriğe geç
Sözlük

ebeveynler ile cümle

ebeveynler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Uzun zaman önce ebeveynlerine bizden bahsetmeliydin.You should've told your parents about us a long time ago.
Tom'un ebeveynleri ile iletişime geçmeliyiz.We need to get in touch with Tom's parents.
İyi ebeveynler en iyi öğretmenlerdir.Good parents are the best teachers.
Ben asla bir çiftlikte yaşamadım ama ebeveynlerimin ikisi de çiftliklerde büyüdü.I've never lived on a farm, but both of my parents grew up on farms.
Tom hâlâ ebeveynleriyle birlikte evde yaşıyor.Tom is still living at home with his parents.
Onun ebeveynleri dehşete kapılmıştı.His parents were horrified.
Tom'un ebeveynleri tatillerinden bir gün erken döndü.Tom's parents returned a day early from their vacation.
Ebeveynlerinle tanışmayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to meeting your parents.
Tom ebeveynlerine itaat etmiyor.Tom doesn't obey his parents.
Ebeveynlerin gurur duyuyor olmalı.Your parents must be proud.
Tom'un ebeveynleriyle konuştun mu?Have you talked to Tom's parents?
Çocuğun korkusu ebeveynlerini endişelendirdi.The child's fear worried the parents.
Neden bana ebeveynlerimden bahsetmedin?Why didn't you tell me about my parents?
Ebeveynlerimin bana onun hakkında söylediğini hatırlıyorum.I remember my parents telling me about that.
Ebeveynlerimi tanıdığını bana nasıl söyleyemedin?How could you not tell me you know my parents?
Ebeveynlerime bizden bahsetmemiz gerektiğini düşünüyor musun?Do you think I should tell my parents about us?
Ebeveynlerim bana on üç yaşındayken evlat edinildiğimi söyledi.My parents told me that I was adopted when I was thirteen.
Benim ebeveynlerim Tom'un ebeveynlerinin ona anlattığı aynı hikayeleri bana anlattı.My parents told me the same stories that Tom's parents told him.
Ebeveynlerini bile bazen ikizleri birbirinden ayırma sorunu var.Even their parents sometimes have trouble telling the twins apart.
Tom ebeveynlerine söylemeye korkuyordu.Tom was afraid to tell his parents.
Onun ebeveynleri iyi.His parents are well.
Keşke ebeveynlerim bunu yapmama izin verse.I wish my parents would let me do that.
Bugün ebeveynlerinle takılmak biraz eğlenceliydi.It was kind of fun hanging out with your parents today.
Ebeveynlerim beni yalnız seyahat etmekten vazgeçirdi.My parents discouraged me from traveling alone.
Karım hâlâ ebeveynlerimle tanışmadı.My wife still hasn't met my parents.
Tom'un doğum ebeveynleriyle tanışma hakkı olduğunu düşünüyorum.I think Tom has the right to meet his birth parents.
Tom'un doğum ebeveynlerini tanıma hakkı olduğunu düşünüyorum.I think Tom has the right to get to know his birth parents.
Ebeveynlerim şehir dışında.My parents are out of town.
"Onun ebeveynleri ne iş yapıyor?" "Hiç bir fikrim yok.""What do his parents do?" "I have no idea."
Ebeveynleriniz bizi duymadan önce hazırlanın ve giyinin.Pack and get dressed before your parents hear us.
Ebeveynlerime söylemeyeceksin, değil mi?You aren't going to tell my parents, are you?
Ebeveynlerimin Tom'dan hoşlanmayacağından gerçekten endişeliyim.I'm really worried that my parents aren't going to like Tom.
Tom ve Mary kötü ebeveynlerdi.Tom and Mary were bad parents.
Erkek kardeşimle karşılaştırıldığında ebeveynlerim bana insafsızca davranıyor.My parents treat me unfairly compared to my brother.
Tom'un ebeveynleri Boston'da evlendi.Tom's parents got married in Boston.
Büyük ebeveynlerim geçen yüzyılda doğdu.My grandparents were born in the last century.
Senin ebeveynlerin kaç yaşında?How old are your parents?
Ebeveynlerim bile benden hoşlanmıyor.Even my parents don't like me.
Ebeveynleri ona iyi bir eğitimin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştılar.His parents tried to make him understand how important a good education is.
Ebeveynlerim şu an evde değil.My parents aren't home right now.
Kız arkadaşım henüz ebeveynlerimle tanışmadı.My girlfriend hasn't met my parents yet.
Ebeveynlerim endişelenmeye başlamadan önce eve gitmeliyim.I should go home before my parents start to worry.
Mary bana ebeveynlerine söylememem için yemin ettirdi.Mary made me swear not to tell her parents.
Tom'un ebeveynlerinin her ikisi de o hala bir çocukken öldüler.Tom's parents both died while he was still a small child.
Ebeveynlerinin senin için belirlediği kurallara uymalısın.You should respect the rules your parents set for you.
Ebeveynlerine kendimi sevdirmeye çalışıyorum.I'm trying to get your parents to like me.
O, eve vardığında Tom'un ebeveynleri uyuyordu.Tom's parents were asleep when he got home.
Ebeveynlerimle yemek yedim.I ate with my parents.
Tom ve Mary sorumsuz ebeveynler.Tom and Mary are irresponsible parents.
Ebeveynlerini aramayı unutma.Don't forget to call your parents.
Çocuk muhtemelen ebeveynlerini neşelendirmek için yalan söyledi.The boy told a lie, probably to cheer up his parents.
Ebeveynlerimin Tom'la ilişkimi bildiklerinden emin değilim.I'm not sure my parents know about my relationship with Tom.
Senin ebeveynlerini tanıdığıma inanmıyorum.I don't believe I know your parents.
Tom ebeveynleriyle birlikte yemek yedi.Tom dined with his parents.
Ebeveynler bunu nasıl yapar?How do parents do it?
Hepsi değilse de, çoğu ebeveynler çocuklarının iyi olmasını isterler.Most, if not all, parents want their children to be good.
Tom'un ebeveynlerinin ikisi de öğretmen.Both of Tom's parents are teachers.
Tom'un büyük ebeveynlerinin tüm dördü öğretmendi.All four of Tom's grandparents were teachers.
Çocuklar ebeveynlerini taklit ederler.Children imitate their parents.
Çocuklar genellikle ebeveynlerini taklit ederler.Children often imitate their parents.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod