Ana içeriğe geç
Sözlük

ebeveynler ile cümle

ebeveynler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Çin'deki bazı Moğolların soyadları var çünkü ebeveynleri Han, Hui, Mançu vb. halklara mensuptur.Some Mongolians in China do have surnames because their parents are Han, Hui, Manchu etc.
Bu çocukların ebeveynleri kaynağa göre değişmektedir.These mentioned sons are sometimes credited with other parentages.
Kısa bir süre sonra ikizleri doğurdu ve ebeveynlerinin adını vererek onları büyüttü.She gave birth to the twins shortly thereafter and raised them, naming them after their parents.
Üçlü, boşanmış ebeveynlerini tekrar bir araya getirmeyi planlıyor.The three plot to bring their divorced parents back together again.
Ebeveynlerinin ikisi de moda sektöründe çalışıyor. [1] Yedi yaşındayken Barselona'ya taşındılar.Both of her parents worked in fashion.[1] When she was seven, they moved to Barcelona.
Hermafroditos'un adı, ebeveynleri Hermes ve Afrodit'in adlarından türetilmiştir.Hermaphroditus's name is derived from those of his parents Hermes and Aphrodite.
O ve Hermes, Polybus'un ebeveynleridir.She and Hermes are the parents of Polybus, another king of Sicyon.
Ebeveynlerinin ikisi de müzik eğitimi almıştıı.Both of her parents were musically educated.
Ayrıca, ebeveynleri ayrıydı ve babası ortalıkta yoktu.In addition, her parents split and her father was not around.
Ebeveynlerinin ikisi de etnik İngrilerdi.Both of her parents were ethnic Izhorians.
Müstakbel çiftin ebeveynleri, çocukları için ideal bir eş belirlemeye yardımcı olur.Parents of the potential bridal couple help identify an ideal partner for their child.
Ebeveynler, çocuklarının eğitiminde her zamankinden daha fazla aktif rol almalıdır.Parents have to be an active part in their children's education, now more than ever.
Schafer, Trenton, New Jersey'de [1] ebeveynleri Katy ve Mac Schafer'ın çocuğu olarak dünyaya geldi.Schafer was born in Trenton, New Jersey,[6] to parents Katy and Mac Schafer.
Artırılmış öğrenme, sadece öğrencilerin değil, ebeveynlerinin de öğrenmesine olanak sağlamıştır.Augmented learning has allowed not only students to learn, but also their parents.
Ebeveynlerin sterilizasyonu da bu gibi bazı durumlarda gerçekleşti.Sterilization of the parents also took place in some such cases.
Ebeveynlerin Yahudi olduğu durumlarda kürtaj da cezalandırılmadı. [1] [2]In cases where the parents were Jewish, abortion was also not punished.[7][8]
Gençleri en çok etkileyenler ebeveynler (%89), arkadaşlar (%79) ve öğretmenlerdir (%70).People who influenced youths the most were parents (89%), friends (79%), and teachers (70%).
Adı, araba seven ebeveynleri tarafından verilen Fiat Ritmo'dan geliyor.His name comes from Fiat Ritmo, given by his car-loving parents.
Yvonne ve Dan'in ebeveynleri hala Alice'in deli olduğuna inanıyor.Yvonne and Dan's parents still believe Alice is crazy.
Dan'in ebeveynleri, bebeği doğduğunda onlara vermesinde ısrar eder, ancak Alice bunu reddeder.Dan's parents insist that she give them the baby when it is born, which Alice refuses.
Bir evlilikte, çoğu zaman her kişinin cinsiyete dayalı rolleri ebeveynleri tarafından belirlenir.In a marriage, oftentimes each person's gendered roles are determined by his or her parents.
Ebeveynlerin ve çocukların cinsiyet ikiliğinden kopmalarını sağlar."[2]It allows parents and children to break away from gender binary."[42]
Ebeveynlerin çocuğa yönelik tutumları, oyuncak seçimi gibi çocuk davranışlarını etkileyebilir.Parent attitudes towards the child can influence child behaviors such as in toy selection.
Ebeveynlerinin, 1628'de Francis Hyacinth'in doğumundan önce ölen başka bir oğlu vardı.His parents had another son who had died in 1628 prior to the birth of Francis Hyacinth.
Nieper'in ebeveynleri de doktordu.Nieper's parents were both doctors, and married in 1925.
Ebeveynlerinin ölümü onun bir kaşif olmasını sağladı.The death of his parents enabled him to become an explorer.
Vilar'ın ebeveynleri Alman göçmenlerdi.Vilar's parents were German emigrants.
Bunların arasında ABD Yüksek Mahkemesi Yargıcı Louis Brandeis'in ebeveynleri de vardı.[4]Among these were the parents of Louis Brandeis, the U.S. Supreme Court Justice.[8]
Ebeveynlerinin ikisi de yarı Yahudi olmasına rağmen dinlerine bağlı değillerdir.Though her parents were both half-Jewish, they were non-observant.
Onu ebeveynlerine gösterdin mi?Hast du es deinen Eltern gezeigt?
O ebeveynlerine itaatkardır.Er hört auf seine Eltern.
Onlar benim gerçek ebeveynlerim değil.Sie sind nicht meine richtigen Eltern.
Ebeveynlerim nerede?Wo sind meine Eltern?
Yarın ebeveynlerimi görmeyi umuyorum.Ich hoffe, morgen meine Eltern zu sehen.
Herkesin ebeveynleri vardır.Jeder hat Eltern.
Bekâr kadınlar, Hindistan’da genelde tek başlarına kalmazlar, ebeveynlerinin evinde yaşarlar.Ledige Frauen wohnen in Indien meist nicht alleine, sondern weiter im Haushalt der Eltern.
Ebeveynleri Jacqueline ile Clancy Bouvier tarafından büyütüldü.Sie wurde von ihren Eltern, Jaqueline und Clancy Bouvier, aufgezogen.
Çocukluklarında, Edsel ve onun erkek kardeşi olan Simon Dope, ebeveynleri boşandığında ayrıldılar.Als Kind wurden er und sein Bruder, Simon Dope, getrennt, als ihre Eltern sich scheiden ließen.
Ebeveynleri Kraliçe Luna ve Kral Radius'dur.Ihre Eltern sind König Radius und Königin Luna.
Okuldan mezun olduktan sonra ebeveynleri onu İspanya'ya gönderir.Nach der Schulzeit sandten ihn seine Eltern nach Spanien.
Ebeveynlerinin evliliğinin 23. yılında doğmuştur.Sie haben sich zum 23. Geburtstag meines Vaters ganz woanders verlobt.
Yumurtadan çıktıktan sonra yavru dokuz ay daha ebeveynlerinin korumasına ve beslemesine ihtiyaç duyar.Nach dem Schlüpfen braucht das Jungtier weitere neun Monate lang elterlichen Schutz, Fürsorge und Ernährung.
Pierre birbirine uzak ve onunla ilgilenmeyen ebeveynleri arasında arada kalır.Pierre pendelt unbekümmert zwischen den entfremdeten Eltern hin und her.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Die Ehe der Eltern galt als unglücklich und wurde geschieden.
Ebeveynleri Meksika'dan ABD'ye göç etmiştir.Seine Eltern wanderten von Mexiko in die Vereinigten Staaten ein.
Yavrular ebeveynleri tarafından üç ay boyunca bakılır.Die Jungvögel werden weitere drei Wochen von den Eltern betreut.
Bunun sonucunda ebeveynlerin evliliğinde sorunlar başlayınca, Rühmannlar 1915 yılının Mart ayında boşandılar.In der Folge zerbrach die Ehe der Eltern, im März 1915 wurde sie geschieden.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.Ihre Eltern waren Überlebende des Holocaust.
Orada ebeveynlerinin yanında Konsey de bulunmaktadır.Dort trifft sie jedoch nur seine Eltern an.
Ebeveynleri birbirinden ayrı yaşıyorlardı.Seine Eltern lebten getrennt.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Die Eltern mussten Schulgeld bezahlen.
Çocukluğunda da ebeveynlerinin mutlu bir evliliği yoktu.Zum Zeitpunkt seiner Geburt waren seine Eltern nicht verheiratet.
Bu sayede ebeveynler de çocuklarının neler istediğini öğrenmiş olurlar.Beide Väter glauben zu wissen, was für ihre Kinder das Beste sei.
18 yaşın altındaki vatandaşlar sadece ebeveynlerin onayı ile bir pasaport alabilirler.Jugendliche unter 18 Jahren benötigen eine Einverständniserklärung ihrer Eltern.
Hatalı genler ebeveynlerden olduğu gibi alınmış da olabilir.Hab nicht mehr Recht als deine Eltern.
Azeri kökenli ebeveynlerden dünyaya gelmiştir.Sie stammen von gemeinsamen Großeltern ab.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Timmy kennt sie seit dem Kindergarten.
Hamile kaldıktan sonra da ebeveynleri tarafından sıkıntılı gençlerin gönderildiği bir yere gönderilmiştir.Ein sehr junger Mann wird nach einem Skandal von seinen Eltern nach Amerika geschickt.
Nichols genç iken ebeveynlerine kendi eşcinselliği konusunda açıldı.Bereits als Jugendlicher hatte Nichols sein Coming-out gegenüber seinen Eltern.
Palazlanmış kuşlar bir iki hafta kadar daha ebeveynler tarafından beslenmeye devam eder.Sie werden aber noch bis zu zwei weitere Wochen von den Eltern mit Futter versorgt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod