ebeveyn ile cümle

ebeveyn kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom henüz Mary'nin ebeveynleri ile tanışmadı.Tom hasn't met Mary's parents yet.
Tom ebeveynlerinden bir şeyler saklayan kişi türü değildir.Tom isn't the kind of person who hides things from his parents.
Tom gizlice evden çıkmaya çalıştı fakat ebeveynleri onu yakaladı.Tom tried to sneak out of the house, but his parents caught him.
Onun ebeveynleri Japon olduğu için Mary evde genellikle Japonca konuşur.Since her parents are Japanese, Mary usually speaks Japanese at home.
Onun ebeveynleri Fransız olduğu için, Tom genellikle evde Fransızca konuşur.Since his parents are French, Tom usually speaks French at home.
Ebeveynleriniz sadece güvenliğiniz için endişeliler.Your parents are just worried about your safety.
Ebeveynlerin sadece güvenliğin için endişeli.Your parents are just worried about your safety.
Ebeveynlerinin sevdiği gibi aynı tür müziği seviyor musun?Do you like the same kind of music as your parents do?
Ebeveynlerini dinlemelisin.You should listen to your parents.
Ebeveynlerim Boston'da yaşıyorlar.My parents live in Boston.
Büyük ebeveynlerimin Boston'da bir evleri vardı.My grandparents had a house in Boston.
Ya ebeveynlerim öğrenirse?What if my parents find out?
Ya ebeveynlerin öğrenirse?What if your parents find out?
Neden ebeveynlerine anlatmadın?Why haven't you told your parents?
Neden ebeveynlerine bizden bahsetmedin?Why haven't you told your parents about us?
Uzun zaman önce ebeveynlerine bizden bahsetmeliydin.You should've told your parents about us a long time ago.
Tom'un ebeveynleri ile iletişime geçmeliyiz.We need to get in touch with Tom's parents.
İyi ebeveynler en iyi öğretmenlerdir.Good parents are the best teachers.
Ben asla bir çiftlikte yaşamadım ama ebeveynlerimin ikisi de çiftliklerde büyüdü.I've never lived on a farm, but both of my parents grew up on farms.
Tom hâlâ ebeveynleriyle birlikte evde yaşıyor.Tom is still living at home with his parents.
Onun ebeveynleri dehşete kapılmıştı.His parents were horrified.
Tom'un ebeveynleri tatillerinden bir gün erken döndü.Tom's parents returned a day early from their vacation.
Ebeveynlerinle tanışmayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to meeting your parents.
Tom ebeveynlerine itaat etmiyor.Tom doesn't obey his parents.
Hala ebeveyninle mi yaşıyorsun?Are you still living with your parents?
Ebeveynlerin gurur duyuyor olmalı.Your parents must be proud.
Tom'un ebeveynleriyle konuştun mu?Have you talked to Tom's parents?
Çocuğun korkusu ebeveynlerini endişelendirdi.The child's fear worried the parents.
Neden bana ebeveynlerimden bahsetmedin?Why didn't you tell me about my parents?
Ebeveynlerimin bana onun hakkında söylediğini hatırlıyorum.I remember my parents telling me about that.
Ebeveynlerimi tanıdığını bana nasıl söyleyemedin?How could you not tell me you know my parents?
Ebeveynlerime bizden bahsetmemiz gerektiğini düşünüyor musun?Do you think I should tell my parents about us?
Ebeveynlerim bana on üç yaşındayken evlat edinildiğimi söyledi.My parents told me that I was adopted when I was thirteen.
Benim ebeveynlerim Tom'un ebeveynlerinin ona anlattığı aynı hikayeleri bana anlattı.My parents told me the same stories that Tom's parents told him.
Ebeveynlerini bile bazen ikizleri birbirinden ayırma sorunu var.Even their parents sometimes have trouble telling the twins apart.
Tom ebeveynlerine söylemeye korkuyordu.Tom was afraid to tell his parents.
Onun ebeveynleri iyi.His parents are well.
Keşke ebeveynlerim bunu yapmama izin verse.I wish my parents would let me do that.
Bugün ebeveynlerinle takılmak biraz eğlenceliydi.It was kind of fun hanging out with your parents today.
Ebeveynlerim beni yalnız seyahat etmekten vazgeçirdi.My parents discouraged me from traveling alone.
Karım hâlâ ebeveynlerimle tanışmadı.My wife still hasn't met my parents.
Tom'un doğum ebeveynleriyle tanışma hakkı olduğunu düşünüyorum.I think Tom has the right to meet his birth parents.
Tom'un doğum ebeveynlerini tanıma hakkı olduğunu düşünüyorum.I think Tom has the right to get to know his birth parents.
Ebeveynlerim şehir dışında.My parents are out of town.
Her iki ebeveynim de müzisyen.Both my parents are musicians.
"Onun ebeveynleri ne iş yapıyor?" "Hiç bir fikrim yok.""What do his parents do?" "I have no idea."
Ebeveynleriniz bizi duymadan önce hazırlanın ve giyinin.Pack and get dressed before your parents hear us.
Ebeveynlerime söylemeyeceksin, değil mi?You aren't going to tell my parents, are you?
Ebeveynlerimin Tom'dan hoşlanmayacağından gerçekten endişeliyim.I'm really worried that my parents aren't going to like Tom.
Tom ve Mary kötü ebeveynlerdi.Tom and Mary were bad parents.
Erkek kardeşimle karşılaştırıldığında ebeveynlerim bana insafsızca davranıyor.My parents treat me unfairly compared to my brother.
Tom'un ebeveynleri Boston'da evlendi.Tom's parents got married in Boston.
Büyük ebeveynlerim geçen yüzyılda doğdu.My grandparents were born in the last century.
Senin ebeveynlerin kaç yaşında?How old are your parents?
Ebeveynim bana her gün piyano uygulama yaptırdı.My parents made me practice the piano every day.
Ebeveynlerim bile benden hoşlanmıyor.Even my parents don't like me.
Ebeveynleri ona iyi bir eğitimin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştılar.His parents tried to make him understand how important a good education is.
Ebeveynlerim şu an evde değil.My parents aren't home right now.
Kız arkadaşım henüz ebeveynlerimle tanışmadı.My girlfriend hasn't met my parents yet.
Ebeveynlerim endişelenmeye başlamadan önce eve gitmeliyim.I should go home before my parents start to worry.

İlgili Sayfalar