ebe ile cümle

ebe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom ebeveynlerini dinlemek istemiyor.Tom doesn't listen to his parents.
Tom'un ebeveynleri öldürüldüler.Tom's parents were murdered.
Tom ebeveynlerinin tartıştıklarını gördü.Tom saw his parents arguing.
Lise sırasında hoşnutlukla yurt dışına gitmek isterdim ama ebeveynlerim gitmemi istemezdi.I would have gladly gone abroad during high school, but my parents didn't want me to.
Ebeveynlerinle birlikte evde olman gerekiyor.You're supposed to be home with your parents.
Kötülük ebedi değildir.Evil is not eternal.
Tom ebeveynlerinden biraz alkol çaldı ve onların fark etmeyeceklerini düşündü.Tom stole some alcohol from his parents and thought that they wouldn't notice.
Bay ve Bayan Siqueira Helena'nın ebeveynleridir.Mr and Mrs Siqueira are Helena's parents.
Ebeveynlerim evliliğe karşı.My parents are against my marriage.
Tom'un ebeveynleri evde değillerdi.Tom's parents weren't home.
Tom 24 yaşında ebeveynlerine eşcinsel olduğunu itiraf etti.Tom came out of the closet to his parents at the age of 24.
Ebeveynlerim orada olmayacaklar.My parents aren't going to be there.
Ebeveynlerimi görmeye gittim.I went to see my parents.
Ebeveynlerin evde mi?Are your parents home?
Çocuklarımın hepsi ebeveynlerimi ziyaret etmek için Boston'a gitti.All of my kids went to Boston to visit my parents.
Ebeveynleri etraftayken çocuklara yüzme öğretmekten zevk almıyorum.I don't enjoy teaching children to swim when their parents are around.
Umarım ebeveynlerin beni severler.I hope your parents like me.
Birçok ebeveynler ilkokul çocuklarının 8.30'a kadar yatmaları gerektiğini düşünürler.Many parents think elementary school children should be in bed by 8:30.
Birçok ebeveynler çocuklarının yüzmeyi öğrenmelerinin önemli olduğunu düşünürler.Many parents think it's important for their children to learn how to swim.
Bazı ebeveynlerden bazı şikâyetler aldık.We've gotten some complaints from some parents.
Tom ve Mary John'un gerçek ebeveynleri değiller.Tom and Mary aren't John's real parents.
Tom ve Mary benim ebeveynlerim değiller.Tom and Mary aren't my parents.
Tom henüz Mary'nin ebeveynleri ile tanışmadı.Tom hasn't met Mary's parents yet.
Tom ebeveynlerinden bir şeyler saklayan kişi türü değildir.Tom isn't the kind of person who hides things from his parents.
Tom gizlice evden çıkmaya çalıştı fakat ebeveynleri onu yakaladı.Tom tried to sneak out of the house, but his parents caught him.
Onun ebeveynleri Japon olduğu için Mary evde genellikle Japonca konuşur.Since her parents are Japanese, Mary usually speaks Japanese at home.
Onun ebeveynleri Fransız olduğu için, Tom genellikle evde Fransızca konuşur.Since his parents are French, Tom usually speaks French at home.
Ebeveynleriniz sadece güvenliğiniz için endişeliler.Your parents are just worried about your safety.
Ebeveynlerin sadece güvenliğin için endişeli.Your parents are just worried about your safety.
Ebeveynlerinin sevdiği gibi aynı tür müziği seviyor musun?Do you like the same kind of music as your parents do?
Ebedilik gerçekten çok uzun bir zaman.Eternity is a really long time.
Ebeveynlerini dinlemelisin.You should listen to your parents.
Ebeveynlerim Boston'da yaşıyorlar.My parents live in Boston.
Büyük ebeveynlerimin Boston'da bir evleri vardı.My grandparents had a house in Boston.
Ya ebeveynlerim öğrenirse?What if my parents find out?
Ya ebeveynlerin öğrenirse?What if your parents find out?
Neden ebeveynlerine anlatmadın?Why haven't you told your parents?
Neden ebeveynlerine bizden bahsetmedin?Why haven't you told your parents about us?
Uzun zaman önce ebeveynlerine bizden bahsetmeliydin.You should've told your parents about us a long time ago.
Tom'un ebeveynleri ile iletişime geçmeliyiz.We need to get in touch with Tom's parents.
İyi ebeveynler en iyi öğretmenlerdir.Good parents are the best teachers.
Ben asla bir çiftlikte yaşamadım ama ebeveynlerimin ikisi de çiftliklerde büyüdü.I've never lived on a farm, but both of my parents grew up on farms.
Birçok ebe geleceğe doğurmak için gereklidir.Many midwives are needed in order to give birth to the future.
Tom hâlâ ebeveynleriyle birlikte evde yaşıyor.Tom is still living at home with his parents.
Onun ebeveynleri dehşete kapılmıştı.His parents were horrified.
Tom'un ebeveynleri tatillerinden bir gün erken döndü.Tom's parents returned a day early from their vacation.
Ebeveynlerinle tanışmayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to meeting your parents.
Tom ebeveynlerine itaat etmiyor.Tom doesn't obey his parents.
Ebevenleri işteyken Tom'a ben bakarım.I take care of Tom when his parents are at work.
Hala ebeveyninle mi yaşıyorsun?Are you still living with your parents?
Ebeveynlerin gurur duyuyor olmalı.Your parents must be proud.
Tom'un ebeveynleriyle konuştun mu?Have you talked to Tom's parents?
Çocuğun korkusu ebeveynlerini endişelendirdi.The child's fear worried the parents.
Neden bana ebeveynlerimden bahsetmedin?Why didn't you tell me about my parents?
Ebeveynlerimin bana onun hakkında söylediğini hatırlıyorum.I remember my parents telling me about that.
Ebeveynlerimi tanıdığını bana nasıl söyleyemedin?How could you not tell me you know my parents?
Ebeveynlerime bizden bahsetmemiz gerektiğini düşünüyor musun?Do you think I should tell my parents about us?
Ebeveynlerim bana on üç yaşındayken evlat edinildiğimi söyledi.My parents told me that I was adopted when I was thirteen.
Benim ebeveynlerim Tom'un ebeveynlerinin ona anlattığı aynı hikayeleri bana anlattı.My parents told me the same stories that Tom's parents told him.
Ebeveynlerini bile bazen ikizleri birbirinden ayırma sorunu var.Even their parents sometimes have trouble telling the twins apart.

İlgili Sayfalar