Ebeveynlerinden hangisine benziyorsun?Op wie van je ouders lijk je?
Dün ebeveynlerine rastladım.Gisteren heb ik je ouders ontmoet.
Çocuklar ebeveynlerini her zaman dinlemezler.Kinderen luisteren niet altijd naar hun ouders.
Ebeveynler çocuklarıyla birlikte bir bulmaca yapabilir.De ouders kunnen met hun kind samen een puzzeltje maken.
Herhalde ebeveynlerimi aramayacaksın, değil mi?Je gaat mijn ouders toch niet bellen, wel?
Ebeveynlerin nasıl tanıştı?Hoe hebben je ouders elkaar ontmoet?
Sonuç olarak ebeveynler, evde kalıp çocuklarına bakmak amacıyla 126 milyon işgününü kaçırmıştır.W związku z tym rodzice opuszczają 126 milionów dni roboczych, żeby opiekować się dziećmi w domu.
Ebeveynlerinin hala hayatta olup olmadıkları bilinmemektedir.Nie wiadomo czy jej rodzice żyją.
Ebeveynler daha sonra ismi A (Telaffuz yine albin) 'e değiştirmeye çalıştı.Rodzice próbowali wtedy zmienić imię dziecka na A (też wymawiane jak Albin).
Çocukluklarında, Edsel ve onun erkek kardeşi olan Simon Dope, ebeveynleri boşandığında ayrıldılar.Jako dziecko Edsel i jego brat Simon, zostali rozdzieleni, gdy ich rodzice się rozwiedli.
Chicago Sun-Times'tan Roger Ebert şunları söylemiştir: " Plan ne?Roger Ebert z Chicago Sun-Times powiedział: „Podobał mi się ten film.
Ebedilerin en küçüğü ve en değişkeni.Najpiękniejsze i najodporniejsze odmiany.
(İngilizce) Ebel, Charles.Czy jesteś tchórzem, Albercie?
Çocuk kendisini meydana getiren ebeveynlerin (anne, baba) özelliklerini taşır.W trakcie przedstawienia dzieci powiedziały rodzicom o tym, iż są oni adoptowani.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.Jej rodzice byli ocalałymi z Holokaustu.
Ebe bir mendilin ucunu düğümleyerek eline alır.Rączka (Rąsia) – rączka jest ożywioną dłonią poruszającą się na palcach.
Allah yüceliğini ebedi kılsın; güzel huyları, olgunluğuna tanıktır.Ukazywanie przez Boga oblicza było znakiem jego łaskawości, przychylności i błogosławieństwa.
Ebeveynlerinden memnun değildir ve normal bir yaşam istemektedir.Nie znosi rodziców za to, że nie mogą żyć normalnie.
Fanane'nin ebeveynleri Joseph Fanene ve Renate Fanene'dir.Jest córką Josepha i Renate Fanene.
Avrupa folkloruna göre leylekler yenidoğanları ebeveynlerine getirir.Według europejskiego folkloru bocian jest odpowiedzialny za przynoszenie dzieci do nowych rodziców.
Her iki ebeveyn sonra yavruları beslerler.Do tego czasu karmią je oboje rodzice.
Ebeveynlerle çocukları arasındaki iletişim yönü değişti.Częstotliwość kontaktów między rodzicami a potomstwem jest zmienna.
Genellikle evlilikler ebeveynlerin kendi aralarında yapılan müzakereler sonucunda gerçekleştiriliyordu.Małżeństwa były kojarzone zazwyczaj przez rodziców.
Ebeveynlerinin yüzü görünmez.Ciągle widzę ich twarze.
Her iki ebeveynde 40 gün boyunca kuluçkaya yatar.Oboje rodzice wysiadują je przez 40 dni.
Varlığı ezeli ve ebedidir.Są wieczne i nieruchome.
Yavru kuşlar, her iki ebeveyn tarafından beslenir, ve 14-16 gün geçtikten sonra uçabilirler.Pisklęta karmione są przez oba ptaki z pary, opuszczają gniazdo po 14-16 dniach.
Ebeveynleri çiftçidir.Rodzice byli rolnikami.
Ebedî hayatı burada taçlandırıldı.Był zafascynowany życiem wiecznym.
Bunlar; 1. Biz Ebedi Baba Tanrı'ya, O'nun Oğlu İsa Mesih’e ve Kutsal Ruh'a inanıyoruz.Wierzymy w Boga, Wiecznego Ojca, w Jego Syna, Jezusa Chrystusa, i w Ducha Świętego.
Kurtuluş, insanın günahkâr tabiatından arınması ve ruhun ebedi hayata kavuşması vaadini içerir.Zbawienie jest przebaczeniem grzechów i otrzymaniem życia wiecznego.
Genetik olarak, ebeveyninin tıpkısı olan döllere klon denir.Potomstwo, które ma identyczny materiał genetyczny jak rodzice nazywane jest klonem.
Ebeveynleri Kraliçe Luna ve Kral Radius'dur.Jej rodzice to król Radius i królowa Luna, którzy są rozwiedzeni.
Kee, Van Gogh ile görüşmek istemedi ve ebeveynleri "inadının cankısıcı olduğunu" yazdılar.Kee odmawiała spotkania się z nim, a jej rodzice pisali: Twoja natarczywość jest odrażająca.
Kusursuz cinayete dair ebedi arayış.Zawsze pragnął popełnić morderstwo wyjątkowe, doskonałe.
Ebeveyni Yunan kökenli Hristiyanlardı.Rodzice chrzestni byli Państwo Czarlińscy.
Roger Ebert filmi onayladı.Roger Ebert włączył film na listę "Wielkich filmów".
Bu homozigot ebeveylerin çaprazlanması, AaBb genotipli bir F1 nesli meydana getirir.Pomysł taki odrzucono, ponieważ dorosłe traszki obu płci mają genotyp 1A1B.
Her ebeveyn yavrusuna birer allel aktarır.Obok każdej z nich stoi osierocony syn.
Uzun yıllar ebe olarak çalışmış olan Şükrüye Yener seçimlerde başarı gösteremedi.Podziękowaliśmy mu za wieloletnią owocną współpracę.
Beşinci haftadan sonra ebeveyn kuşlar rahatlıkla uzun süreli olarak yuvayı terk edebilirler.W wieku 5 tygodni młode ptaki opuszczają gniazdo, jednak przez dłuższy czas pozostają z rodzicami.
Leylek, ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisinin bir simgesidir.Jest to jednak tylko zaledwie blade odbicie tego, co potrafiły ich macierzyste światy.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Szkoły te utrzymują się z czesnego opłacanego przez rodziców.
Aynı gün Hürriyet-i Ebediye tepesinde toprağa verildi.W tym samym roku zapalono na nim wieczny znicz.
Bu zorlu doğum sırasında ebe çocuğun erkek olduğunu söyledi.Podczas porodu ciężarna samica stoi.
Ebeveynlerinin isteğiyle 4 yaşında okula başladı.W wieku 4 lat rozpoczął naukę w miejscowej szkole.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Halt and Catch Fire - Heaven Is a Place (ang.).
Cehennemden, ebedi eziyet yeri değil, sadece bütün insanların girdiği mezar anlaşılmalıdır.Piekło oznacza po prostu grób, a nie miejsce wiecznych cierpień.
Ancak uçmaya başladıktan sonra bir ay kadar daha ebeveynler tarafından beslenirler.Po opuszczeniu go są karmione przez rodziców przez około miesiąc.
Karmaşık bir aile ilişkisi olan House, ebeveynlerine karşı mesafelidir.Pochodząca z bogatej dzielnicy Maya ma dość kłótni swoich rodziców.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Małżeństwo to było nieszczęśliwe, dlatego małżonkowie postanowili się rozwieść.
Oyunculardan biri: Kulbu var Ebe: Nesi var?Należy do nich jeden typ – gąbki. Osobny artykuł: nibytkankowce.
Yoksa yaratılmamış (ezelî ve ebedî) bir varlık mıdır?Har inte en och samma Gud skapat oss?"
Ebeveynleri birbirinden ayrı yaşıyorlardı.Föräldrarna levde åtskilda.
Ebeveyn yavruların bakımını bir süre birlikte gerçekleştirir.Båda föräldrar tar hand om ungarna en tid.
Leylek, ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisinin bir simgesidir.Ett exempel är föräldrars kärlek till sina barn.
Yumurtadan çıktıktan sonra yavru dokuz ay daha ebeveynlerinin korumasına ve beslemesine ihtiyaç duyar.Efter kläckningen får ungen vård, skydd och näring av föräldrarna i minst nio månader.
Dolayısıyla, her iki ebeveyni tarafından da İskandinav kökeni vardır.Båda föräldrarna hade skandinavisk bakgrund.
Çocukların alacağı eğitime karar verme yetkisi ebeveynde olmalıdır.Beslut om barns utbildning skall tas av barnets föräldrar.
Roger Ebert filmi onayladı.Roger Ebert gav filmen en stjärna.