ebe ile cümle
ebe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ebeveynleri onu bir müzisyen olması için zorlamadılar.Il annonce à ses parents qu'il veut devenir musicien.
İoannis'in ebeveynleri 1131 yılında evlendiler ve daha sonra takribi 1132 yılında doğdu.Les parents de Jean se marient en 1131 et il naît peu après.
Fernando, ebeveynlerinin vefatına rağmen Godoy'un İspanya'ya dönmesine izin vermedi.Ferdinand continue d’interdire à Godoy de retourner en Espagne.
Okulun amacı iyi ebeler yetiştirmekti.Les écoles visaient à former des scribes.
Bunun sebebi ebeveynin ilk isim yerine ikinci isim ile çağrılmayı tercih etmesidir ve oldukça yaygındır.Une des raisons à cela tient au fait que le parent préfère se faire appeler par son second prénom.
Zaman zaman ebe de bulunur.On y trouve parfois du miel.
Genellikle evlilikler ebeveynlerin kendi aralarında yapılan müzakereler sonucunda gerçekleştiriliyordu.Au contraire, il était courant de se contenter de mariages arrangés entre les familles.
1918'de, yalnızca dört yaşındayken, ebeveynleri ayrıldı.En 1918, à l'âge de 11 ans, ses parents divorcèrent.
Ebeveynlerinin hala hayatta olup olmadıkları bilinmemektedir.Ses parents restent inconnus, vivants ou non.
Babasının ebeveynleri II. Andronikos ve ikinci karısı Montferratlı İrini'dir.Ses grands-parents paternels étaient Andronic II Paléologue et sa seconde épouse Irène de Montferrat.
Film eleştirmeni Roger Ebert'a göre Nelkin'in performansı filmin tek hatırlanabilir tarafıdır.Selon Roger Ebert, la performance de Nelkin a « sauvé le film ».
Ebeveynleri Khatri kastından Hindulardı.Ses parents l'ont appelé Kōsei en référence à Henri Cochet.
Sütten kesildikten sonra yavrular uzun süre daha, temassız olarak ebeveynleri ile kalırlar.Si la nourriture est abondante, les autruchons seront abandonnés beaucoup plus tôt par leurs parents.
Ebeveynleri Perrynin ilk doğum gününde kısa bir süre önce boşanmıştır.Les parents de Kellie on divorcé le lendemain de son deuxième anniversaire.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Mais ses parents ne peuvent pas lui payer ses études.
Kısa versiyonu Kısa aspirin oyununda doktor aynı zamanda ebedir.Le jeu est aussi assez court en termes de durée de vie, il comprend néanmoins un éditeur de niveau.
Ebeveynleri Georganne ile John Campbell'dir ve küçük bir erkek kardeşi vardır.Elle est la fille aînée de Georganne et de John Campbell ; elle a un frère cadet, Johnny,.
Roger Ebert filmi şimdiye dek yapılmış en güçlü savaş karşıtı filmlerden biri olarak nitelendirir.Le critique de film Roger Ebert a souvent cité Œil pour œil comme l'un des pires films jamais réalisé.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Petros : Votre père, il vous accompagne tout au long de votre enfance.
Tanımlama amacıyla kullanılan bu terim çocuklar veya ebeveynler tarafından tercih edilmeyebilir.Cette décision est appliquée à moins que les parents ne s'y opposent expressément.
Onu ebeveynlerine gösterdin mi?¿Se lo mostraste a tus padres?
O sık sık Japonya'daki ebeveynlerine yazar.A menudo escribe a sus padres en Japón.
Ebeveynlerimin evine gelmek ister misin?¿Quieres venir a casa de mis padres?
Ebeveynlerimin her ikisi de öldü.Mis padres están muertos.
Onu ebeveynlerine söylememelisin.No deberías decirles eso a tus padres.
Ebeveynlerinin milliyeti nedir?¿De qué nacionalidad son tus padres?
Ebeveynlerinden hangisine benziyorsun?¿A cuál de tus padres te pareces?
Tom öldükten sonra, Mary ebeveynlerinin evine geri döndü.Después de que muriera Tom, Mary volvió a casa de sus padres.
Ebeveynlerim bana bir kartpostal gönderdiler.Mis padres me mandaron una postal.
Ebeveynlerin nerede?¿Dónde están tus padres?
Yedi yaşında ebeveynlerini kaybetti.Él perdió a sus padres a los siete años.
Onun ebeveynleri beni sever.Sus padres me quieren.
Tom, ebeveynleriyle tatilde.Tom está de vacaciones con sus padres.
O, ebeveynleriyle tatile gitmeyi reddetti.Se negó a ir de vacaciones con sus padres.
Tom'un ebeveynleri evde değillerdi.Los padres de Tom no estaban en casa.
Ebediyen Afrika'yı terk ettik.Dejamos África para siempre.
Ebeveynlerim ve ben yakın değiliz.Mis padres y yo no estamos unidos.
Tom ebeveynlerini hiç tanımadı.Tom nunca conoció a sus padres.
On yıl önce, ebeveynlerim bir araba kazasında öldü.Mis padres murieron en un accidente de coche hace diez años.
Bu, Mary, erkek kardeşi ve ebeveynlerinin evi.Esta es la casa de Mary, su hermano y sus padres.
Ebeveynler çocuklara konuşmayı öğretir, çocuklar ebeveynlere sessiz olmayı öğretir.Los padres enseñan a los hijos a hablar, los hijos les enseñan a callar.
Ebeveynlerim boşanalı çok oldu.Hace mucho tiempo que mis padres se divorciaron.
Ebeveynlerimiz bizi asla cezalandırmadı.Nuestros padres no nos castigaron nunca.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Alá dice: De cierto los hipócritas estarán en lo más profundo del infierno.
Yoksa yaratılmamış (ezelî ve ebedî) bir varlık mıdır?¿Quién o qué creó a los dioses?».
Kişi böylece ebedî cehennemde kalmaktan korunmuş olur.¡Estarán en el Fuego eternamente!
Bazen çocuk veya yasal ebeveyn baba ile sosyal bağları bitirmek ister.A veces el niño o los padres legales desean terminar los lazos sociales con el padre.
Etkinlik Raporlama - Ebeveynler ziyaret edilen web sitelerinin bir listesini alabilir.Reporte de Actividad - Los padres pueden obtener una lista de los sitios web visitados.
Bu, iki kahverengi saçlı ebeveynin neden sarı saçlı bir çocuk üretebileceğini açıklar.Esto explica porqué dos padres, ambos de pelo marrón, pueden tener un hijo rubio.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Subid al mundo de los cielos, descended a los infiernos, donde ellos ya estuvieron.
(Ebenezer Macintyre, 23 Mayıs 1728).Ebenezer Macintyre, 23 de mayo de 1728).
Kısacası ebeveynin gidecek başka bir yeri yoktur.En resumen, no tienen otro lugar a dónde ir.
Ebeveynleri George Andrew Reisner I ve Mary Elizabeth Mason'du.Sus progenitores eran George Andrew Reisner I y Mary Elizabeth Mason.
1843 yılında Çaykovski'nin ebeveyni Fanny Dürbach adında bir Fransız mürebbiye tuttular.En 1843, los padres de Chaikovski contrataron los servicios de una institutriz francesa llamada Fanny Dürbach.
Bay ve Bayan Covenant: Jason ve Julia'nın ebeveynleridir.Señores Covenant: Son los padres de Jason y Julia.
Son sözü "Yaşasın ebedi Almanya" olmuştur.Sus últimas palabras fueron: Larga vida a Alemania.
Ebeveynler verdikleri ismin patafizik bağlamında düşünülmesi gerektiğini söylediler.Los padres sugirieron que el nombre debía ser entendido en el espíritu de la patafísica.
Daha sonra ebenin duracağı (eğileceği) yer belirlenir.Luego, se rellena de tierra mojada y apisonada.
Bütün imanımızla inanırız ki adı kutsal olan Yaradanımız ezeli ve ebedidir O’nun dışında başka tanrı yoktur.Otra distinción es entre ens increatum y ens creatum, es decir, no creado y que se creó, o criatura, ser.
Palazlanmış kuşlar bir iki hafta kadar daha ebeveynler tarafından beslenmeye devam eder.Los polluelos emplumecidos siguen siendo alimentados por sus padres por una o dos semanas más.