eşyalar ile cümle
eşyalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.Au adus chivotul, cortul întîlnirii, şi toate uneltele sfinte cari erau în cort: preoţii şi Leviţii le-au dus.
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.궤와 회막과 장막 안에 모든 거룩한 기구를 메고 올라가되 제사장과 레위 사람이 그것들을 메고 올라가매
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.Những thầy tế lễ và người Lê-vi đều đem lên cái hòm, hội mạc, và các khí dụng thánh vốn ở trong trại.
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.Những thầy tế_lễ và người Lê-vi đều đem lên cái hòm , hội mạc , và các khí dụng thánh vốn ở trong trại .
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.и понесли ковчег и скинию собрания и все вещи священные, которые в скинии, – понесли их священники и левиты.
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.ויעלו את הארון ואת אהל מועד ואת כל כלי הקדש אשר באהל העלו אתם הכהנים הלוים׃
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.واصعدوا التابوت وخيمة الاجتماع مع جميع آنية القدس التي في الخيمة اصعدها الكهنة واللاويون.
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.祭 司 利 未 人 將 約 櫃 運 上 來 、 又 將 會 幕 和 會 幕 的 一 切 聖 器 具 都 帶 上 來
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.祭司 利未 人 將約 櫃運 上來 、 又 將會 幕 和 會幕 的 一切 聖 器具 都 帶上來
Sanmıyorum, eşyalarınızı toplayın.No estoy seguro, agarren sus cosas.
Senin evin bundan ibaret. Eşyalarını tuttuğun bir yer. Çıkınca da daha fazla eşya alıyorsun.Questo è quello che è la tua casa.Un posto dove tenere le tue cose, mentre sei uscito,a prendere altre cose.
Senin evin bundan ibaret. Eşyalarını tuttuğun bir yer. Çıkınca da daha fazla eşya alıyorsun.Това е вашата къща - място, където съхранявате нещата си, докато излизате навън и купувате още.
Sergileyecek Kraliyet eşyaları olmasaydı... ...Başkan o müzeyi kuramazdı.Αν το Βασιλικό Ίδρυμα δεν υπήρχε, το μουσείο του Προέδρου δεν θα είχε χτιστεί.
Sergileyecek Kraliyet eşyaları olmasaydı... ...Başkan o müzeyi kuramazdı.لو لم يكن من اجل اعادة الملكية لما بنى الرئيس المتحف
Şimdiden başlayarak, size 5 dakika vereceğim. Geri gidin ve eşyalarınızı klüp odasına bırakın.Считано от този момент имате 5 минути... ...да се върнете и да оставите нещата си в стаята.
Şimdi hangi eşyalarını taşıyacaksın?Adesso che cosa ti porti??
Şimdi hangi eşyalarını taşıyacaksın?¿Ahora que cosas te llevas?
Şimdi hangi eşyalarını taşıyacaksın?Quelles affaires je vais devoir prendre ?
Şimdi hangi eşyalarını taşıyacaksın?Sekarang barang apa yang harus Anda bawa?
Şimdi hangi eşyalarını taşıyacaksın?Сега какво да взема?
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.Einfach um die Idee zu praktizieren, elektronische Bauteile und Alltagsgegenstände miteinander zu vereinen.
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.이 피아노 서킷을 전기가 통하는 일상 소품들에 붙여, 소리를 만들어보곤 했죠.
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.Puur om te experimenteren met het idee om elektronica te verbinden met alledaagse voorwerpen.
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.רק בשביל לתרגל את הרעיון הזה של חיבור חפצים אלקטרונים וחפצים שבשימוש יומיומי אחד לשני.
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.فقط لتدريب فكرة خلط الالكترونيات بالأغراض اليومية
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.その考え方を練習するためだけにです そして 僕たちは思ったのです
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.A specialitásom a nehéz dolgok vontatása hideg helyeken.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Je suis spécialisé dans le remorquage d'objets lourds dans des endroits glaciaux.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.- 저는 추운 지역에서 무거운것을 끌고 - 다니는것을 전문으로 하지요
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Meine Spezialität ist es, schwere Sachen durch kalte Gegenden zu schleppen.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Mijn specialiteit is het rondzeulen van zware dingen op koude plaatsen.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Mi sono specializzato nel trascinare carichi pesanti in giro per luoghi freddi
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Sou especialista em arrastar coisas pesadas através de lugares frios.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Soy especialista en arrastrar cosas pesadas en lugares fríos.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Specjalizuję się w przeciąganiu ciężkich przedmiotów po różnych zimnych miejscach.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Spesialisasi saya adalah menarik barang-barang berat di tempat-tempat yang dingin.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Sunt specializat în trasul lucrurilor grele în locuri reci.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Tôi chuyên kéo đồ nặng nề như vậy tới những nơi giá lạnh. vào ngày 11 tháng 5 năm ngoái,
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Занимавам се с това да влача тежки неща из разни студени места.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Я займаюся тяганням важких речей у холодних місцевостях.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Я специалист по перетаскиванию тяжестей в холодных местностях.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.אני מתמחה בגרירת דברים כבדים במקומות קרים.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.أنا متخصص في جر الأشياء الثقيلة حول الأماكن الباردة.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.寒い場所を行き来するのが専門です 昨年の5月11日に
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.A tak nadělal Šalomoun všech těch nádob velmi mnoho, tak že váhy té mědi vyhledáváno nebylo.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.A tak narobil Šalamún všetkých tých nádob veliké množstvo, lebo sa nevyhľadávala váha medi.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.A tak nasprawiał Salomon naczynia tego wszystkiego bardzo wiele, tak iż wagi miedzi nie dochodzono.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Barang-barang itu begitu banyak, sehingga tak seorang pun yang tahu berapa kilogram perunggu yang dipakai
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.In Salomon je napravil vseh posod veliko množino; kajti teže bronovini niso mogli dognati.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Ja Salomo teetti kaikkia näitä kaluja ylen paljon, sillä vasken painoa ei määrätty.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.이와 같이 솔로몬이 이 모든 기구를 심히 많이 만들었으므로 그 놋 중수를 능히 측량할 수 없었더라
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Mindezen eszközöket Salamon nagy mennyiségben csináltatá, mert nem tekinték a réznek súlyát.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Och Salomo lät göra en så stor myckenhet av alla dessa föremål, att kopparens vikt icke kunde utrönas.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomão fez todos estes vasos em grande abundância, de sorte que o peso do bronze não se podia averiguar.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomo gjorde alle disse saker i stor mengde; for kobberets vekt blev ikke undersøkt.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomo lod alle disse Ting lave i stor Mængde, thi Kobberet blev ikke vejet.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomone fece tutti questi oggetti in grande quantità da non potersi calcolare il peso del bronzo
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomon fit tous ces ustensiles en si grande quantité que l`on ne vérifia pas le poids de l`airain.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomón hizo todos estos utensilios en tal cantidad que el peso del bronce no pudo ser determinado
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Solomon a făcut toate aceste unelte în număr atît de mare, încît nu s'a putut cerceta greutatea aramei.
İlgili Sayfalar