eşyalar ile cümle

eşyalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.ktorí ste pobrali moje striebro a moje zlato a moje výborné klenoty ste povnášali do svojich chrámov.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Którzy srebro moje i złoto moje zabieracie, a klejnoty moje wyborne wnosicie do kościołów swoich;
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Mi-aţi luat argintul şi aurul, şi cele mai bune odoare ale Mele, şi le-aţi dus în templele voastre.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Mijn zilver en goud en andere kostbare schatten hebben jullie weggenomen en naar de afgodentempels gebracht.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Mivelhogy elraboltátok ezüstömet és aranyomat, és legszebb kincsemet templomaitokba vittétek;
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.porque habéis llevado mi plata y mi oro. Mis cosas preciosas y hermosas habéis introducido en vuestros templos
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.te, jotka olette ottaneet minun hopeani ja kultani, vieneet minun ihanat kalleuteni temppeleihinne
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Vì các ngươi đã lấy bạc vàng ta đi , đã đem đồ châu_báu rất quí của ta vào trong những đền miếu các ngươi .
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Vì các ngươi đã lấy bạc vàng ta đi, đã đem đồ châu báu rất quí của ta vào trong những đền miếu các ngươi.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Visto como levastes a minha prata e o meu ouro, e os meus ricos tesouros metestes nos vossos templos;
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Zato ker ste vzeli srebro in zlato moje in najboljše dragotine moje znesli v svoje malikovalnice
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Διοτι ελαβετε το αργυριον μου και το χρυσιον μου, και τα εκλεκτα μου αγαθα εφερετε εις τους ναους σας.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Понеже взехне среброто ми и и златото ми, И занесохте в капищата си отбраните ми блага,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.потому что вы взяли серебро Мое и золото Мое, и наилучшие драгоценности Мои внесли в капища ваши,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.אשר כספי וזהבי לקחתם ומחמדי הטבים הבאתם להיכליכם׃
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.لانكم اخذتم فضتي وذهبي وادخلتم نفائسي الجيدة الى هياكلكم.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.你 們 既 然 奪 取 我 的 金 銀 、 又 將 我 可 愛 的 寶 物 帶 入 你 們 宮 殿 、 〔 或 作 廟 中
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.你 們既然 奪取 我 的 金銀 、 又 將 我 可 愛 的 寶物 帶入 你 們 宮殿 、 〔 或 作廟中
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.Elle doit être installée en même temps que la machine.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.Se asennetaan samalla kuin laitekin.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.Se debe instalar a la vez que el aparato.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.Skyddet läggs på plats samtidigt som apparaten installeras.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.Он устанавливается одновременно с монтажом самого устройства.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.حيث يتم تركيبه في نفس الوقت مع الآلة.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.不使用时, 应关闭洗衣机和洗碗机的进水龙头。
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Aber wenn man blind ist, hat man ein taktiles Gedächtnis für Dinge.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Ale, keď ste slepí, máte pre veci hmatovú pamäť.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Dar când eşti orb, ai memoria tactilă a lucrurilor.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.De mikor látáskárosult valaki, akkor a taktilis memóriájára hagyatkozik.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Gdy jest się niewidomym, trzeba polegać na swoim dotyku.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.하지만, 눈이 보이지 않으면, 사물에 대해 촉각의 기억을 가지게 됩니다
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Mais quand vous êtes aveugle, vous avez une mémoire tactile des choses.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Ma quando sei cieco, devi affidarti alla memoria tattile.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Mas quando somos cegos, temos a memória táctil das coisas.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Men når man er blind, har man taktile minder om tingene.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Namun jika Anda buta Anda memiliki ingatan akan rasa suatu benda.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Nhưng khi bạn bị mù bạn chỉ còn ký ức về mọi thứ bằng xúc giác.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Pero si eres ciego tienes memoria táctil para las cosas.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Wanneer je blind bent, heb je een tast-geheugen voor bepaalde zaken.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Όταν όμως είσαι τυφλός έχεις απτική μνήμη για τα πράγματα.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.А когда вы слепы, у вас развивается тактильная память на предметы.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Але незрячі люди мають дотикову пам'ять про речі.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Но когато си сляп имаш осезателна памет за нещата.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.אך אצל עיוורים, זוכרים את הדברים לפי המגע.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.ولكن كشخص كفيف يصبح لديك ذاكرة تعتمد على اللمس
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.感覚で物を記憶することしかできません。 手を見ながら、10年もの私の人生が失われた
Aman, ne oluyor? - Eşyalarınızı toplayın!- Oh Dios, ¿qué es lo que pasa? - ¡Recoged vuestras cosas!
Ama son araştırmalar gösteriyor ki... Park Hae Young mallarını ve değerli eşyalarını nakde dönüştürmüş.Αλλά ο κ. Παρκ πρόσφατα πουλούσε κρυφά υψηλής ποιότητας αντίκες και ακίνητες περιουσίες.
Ama son araştırmalar gösteriyor ki... Park Hae Young mallarını ve değerli eşyalarını nakde dönüştürmüş.لكن مؤخرا باع السيد بارك بشكل سري اشياء اثرية وغالية
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Ale niech nie wchodzą patrzyć, gdy będą uwijane rzeczy święte, aby nie pomarli.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Ale tamtí nech neprijdú ani na okamih zo všetečnosti vidieť svätyňu, aby nezomreli.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››A onino nepřicházejte hleděti na věci svaté, když zavinovány bývají, aby nezemřeli.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Dẫu một lát , chúng_nó chớ nên vào đặng xem những vật thánh , e phải chết chăng .
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Dẫu một lát, chúng nó chớ nên vào đặng xem những vật thánh, e phải chết chăng.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Egy pillanatra se menjenek be, hogy meglássák a szenthelyet, hogy meg ne haljanak.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››for at de ikke et eneste Øjeblik skal komme til at se de hellige Ting; thi gør de det, skal de dø.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Ils n`entreront point pour voir envelopper les choses saintes, de peur qu`ils ne meurent.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››그들은 잠시라도 들어가서 성소를 보지 말것은 죽을까 함이니라
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››mas eles não entrarão a ver, nem por um momento, as coisas sagradas, para que não morram.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››men selv må de ikke gå inn og se på de hellige ting, enn ikke et øieblikk, forat de ikke skal dø.
İlgili Sayfalar