eşyalar ile cümle
eşyalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Всю обстановку его маленькой комнаты составляли кровать, два стола и несколько стульев.
Sandalye gibi eşyalar bu gösterilerde kullanılan araçlardır.Для таких стульев использовалось вкладное сиденье в форме трапеции.
Subaylara ve erlere, paşalarının eşyalarını almaları için yalvarıyorum, kimse beni dinlemiyor.Предлагаю, чтобы вы на своих танках и самолетах поставили афганские знаки, и никто ничего не узнает.
Transfer edilen bu potansiyeller insanlara, hayvanlara ve elektronik eşyalar için tehlikelidir.هذه الإمكانات نقل تشكل خطرا على الناس والماشية، وأجهزة إلكترونية.
Pack: Eşyaları bavula yerleştiren büyüdür."البهجة تحزم حقائبها..
Eşyaları çalındı.نحن نسرق اشياء.
Genellikle kullanılmış mallar, ucuz eşyalar, koleksiyonlar ve antikalar satılmaktadır.وتباع عادة البضائع المستعملة والمواد الرخيصة والمقتنيات والتحف.
Neredeyse tüm kiliseler yıkılmış ve eşyaları yakılmış.ومن ناحية أخرى، نُهبت العديد من الأديرة ودُمرت جميع الكنائس.
Sizi mutlu eden eşyalarınızı farkına varmak, düzenleme bence budur."ستقابلين رجلا يوما ما يجعلك سعيدة".
Ancak, Hazarlar giyim eşyaları ve bir kısım ihtiyaçlarını Araplardan ve Bizanslılardan ihtal etmekteydiler.ولم يكن الخزر ينتجون ملابسهم واحتياجاتهم من الأقماش، إنما كانوا يستوردونها من العرب والبيزنطيين.
Hükümete ait olan A9 karayolundan sağladığı elektrik ve eşyalara bağımlıdır.تاميل إيلام معتمدة على تجهيزات السلع والكهرباء من المنطقة الحكومية عبر طريق أي 9 السريع.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.وطلب منه أن يساعدهم على تركه.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.يعود بعد ذلك إلى بيته، لينظف الفوضى، ويحاول العودة إلى عمله.
Quidditch eşyaları satılan dükkândır.ديفاكتو ؛ وهي محلات لبيع الألبسة المنوعة.
Yıldızların seyyar, sabit sendedir, Eşyalardan canlı, camit(cansız) sendedir.فأولها بحر عرب الذي يركب فيه من سيراف، وآخره رأس الجمحة، وهو ضيق فيه مغائص اللؤلؤ.
Müze ayrıca etkileşimli eşyalara da sahip oldu.يحوي المتحف أيضاً معارض مؤقتة.
Bu eşyaların bulunduğu bölge sonradan inşaata açılmıştır.وعند افتتاح الحديقة الجديدة تم وضعها هناك .
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Não carregue bens que já não necessita.
Tolkien, ork kültürü ve eşyaları hakkında ayrıntıya girmez.Tolkien não disserta muito sobre a cultura e costumes dos orcs.
Sizi mutlu eden eşyalarınızı farkına varmak, düzenleme bence budur."Identificar as coisas que te fazem feliz: esse é o trabalho de arrumar."
Böylece öteki dünyada ölünün, bedenini ve eşyalarını kullanacağına inanılıyordu.Acreditava-se que o morto iria precisar de seu corpo e de seus pertences no outro mundo.
Eşyalarını toplayan Walter bir otel odasına yerleşir.Walter se muda para um hotel.
Ve böylece yaptığım hatayı fark ettim: Eşyalara bakarken yalnızca atmam gerekenleri görüyordum.E percebi meu erro: só estava procurando coisas para jogar fora.
Melamin reçinesi, mutfak eşyaları ve plakalarda (Melmac gibi) sıklıkla kullanılır.Resina melamínica é frequentemente usada em utensílios de cozinha e pratos.
Eşyalar sürekli hareket ediyor, garip oyunlar oynuyordu.Falavam o tempo todo, jogavam, contavam-me estranhas histórias.
Peter bu parayı kullanarak kredi borcunu öder ve eşyalarını geri satın alır.Peter imediatamente paga a dívida e compra sua mobília de volta.
Savaşa katılanlar çeşitli eşyalar ve ödüller kazanılabilir.O Soldo pode ser trocado por diversos itens e recompensas.
Heykeller, bozuk paralar, mutfak eşyaları ve mücevher gibi antik eserler yaygın olarak görülmektedir.Antiguidades como estátuas, moedas ultensilios e jóias são encontradas frequentemente.
Bu eşyaların bulunduğu bölge sonradan inşaata açılmıştır.Ainda havia obras a serem feitas depois da inauguração.
Ayrıca bu eşyaların taşınması da kolay değildir.Mudar de cidade não é nada fácil.
Ayşegül aynı zamanda arkadaşlarının eşyalarını da çalmaktadır.Ela tenta esconder esse fato de seus amigos.
Ailecek eşyalarını toparlayıp kente göçmeye ve orada yeni bir hayata başlamaya karar verirler.Ela vai passear na cidade com os dois filhos, pronta para começar uma nova vida e ter um futuro melhor.
Bütün bu süreçte eşyalarını getirip götürmek için izin verilmemiştir.Em nenhum momento deviam carregar suas coisas eles mesmos.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.Com grande estresse, só relaxa após testar suas receitas em casa.
Gençliğinde antik kalıntılar ve eşyalara çok merak sarmıştı.Na infância, tinha grande fascinação por monges e ascetas errantes.
Bu bapta ayrıca putperestlere satılması yasaklanan eşyâlar belirlenmektedir.Zij krijgen de taak om de Bagaudae (bende plunderaars) te onderdrukken.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .De schade aan en in de woningen was enorm.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Daarin is de kluis verborgen met de aandelen die zijn vader hem naliet.
Quest Item: Görevlerin gerektirdiği eşyalardır.Quests zijn opdrachten die door de speler moeten worden uitgevoerd.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Hou je niet bezig met dingen waar je niets van weet.
Özel eşyalara da dokunulmayacaktır.Aan de objecten worden verder geen bijzondere eigenschappen toegekend.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Minder met vakantie gaan.
1. Mıntıka mücevher gibi değerli eşyaların üretiminde ustalaşmıştır.District 1 is gespecialiseerd in het produceren van luxeartikelen zoals juwelen.
Alınan eşyalar belli bir süre içinde aynı ücretle geri satılabiliyor.Een andere mogelijke maatregel is dat de gekochte leningen te zijner tijd weer worden verkocht.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.Hij probeert altijd iets te stelen of anderen in gevaar te brengen.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Ze gaat terug naar huis en probeert haar leven weer op te pakken.
Genellikle nakit ve diğer değerli eşyaların saklanması için bir çekmeceye bağlanır.Achter een loket bevinden zich vaak grote hoeveelheden geld en andere documenten.
Chasquiler, İmparator için, imparatorluğun değişik bölgelerinden gönderilmiş olan eşyaları da taşırlardı.De khagan coördineerde dus wat de verschillende onderdelen van het rijk deden.
Hatta tamir için eşya gerekiyorsa, bu eşyalar bulunup yerleştirilmelidir.Om dit gerecht te maken moeten de ingrediënten worden geroosterd.
Neredeyse tüm kiliseler yıkılmış ve eşyaları yakılmış.Vrijwel alles wat in de kerk stond verbrandde.
Eşyalarımı istiyorum.Ik wil mijn spullen.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Zabiera jego walizkę i zaczyna pakować swoje rzeczy.
Ayrıca süs eşyaları, silahlar ve mühürler de bulunmuştur.Oprócz tego występują tu narzędzia, broń (grociki).
Her şey sallanıyor, eşyaların boyutları değişiyor.Powiedz, co masz na myśli Przedmioty zmieniają wielkość.
Mezarlarda iskeletler olmasına rağmen, yanlarında gömülen eşyalar bulunamadı.Grobowiec, mimo że nie znajdował się w nim pochówek, nie nosił śladów rabunku.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Dokonano także grabieży mienia ofiar.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Znajduje miejsce, od którego klucz dał jej ojciec.
Mikrofiberler, giyim eşyaları, endüstriyel filtreler, mobilyalar ve temizlik ürünlerinde kullanılır.Mikrofibra jest powszechnie stosowana w produkcji odzieży, filtrów przemysłowych i produktów czyszczących.
İşi çok özel ve nadir gelen eşyaları pazarlamaktır.Handluje rzadkim i niebezpiecznym osprzętem.
Özel eşyalara da dokunulmayacaktır.Nie policzono prywatnych intytucji.
İlgili Sayfalar