eşyaların ile cümle
eşyaların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
"Negredo, tesislerden eşyalarını topladı ve ayrıldı!Greg then packs his things up and leaves.
1. Mıntıka mücevher gibi değerli eşyaların üretiminde ustalaşmıştır.District 1 specializes in producing luxury items such as jewelry.
Eşyalarınızı indirsek iyi olacak.We should unload all your stuff.
Tamam, eşyalarınızı alın ve gidelimOkay, take your things and let's go.
Sanmıyorum, eşyalarınızı toplayın.I'm not sure, so gather your things.
Geri gidin ve eşyalarınızı klüp odasına bırakın.Go back and drop your stuff at the clubroom.
Peki eşyalarınızı bu kadar çabuk geri almayı nasıl başardınız?But, how did you get this place back so fast?
Nijerya'da insanlar en değerli eşyalarını başları üzerinde taşırlar.In Nigeria, people carry their most precious belongings on their heads.
Evin adresi özel eşyalarının arasındaymış.Our address was in his belongings.
Hem kadınlar, hem erkekler eşyaların görüntülerine artan bir ilgi göstermeye başladılar.I �ene i mu�karci podjednako, sve se vi�e zanimaju za izgled stvari.
Eşyaların nitelikleri bu ilişkilerle ilgili.All properties of things are about these kinds of relationships.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.There must be mechanisms of self-organization inside the universe that make things.
Eşyalarınızın izlerini asla kaybetmeyeceksiniz.You'll never lose track of your things again.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.And it uses the imagery of dollhouse furniture.
Eşyalarınıza el koyar" diyordu Armstrong.He will confiscate your things,' Armstrong said.
Park Hae Young mallarını ve değerli eşyalarını nakde dönüştürmüş.Park Hae Young's secretly converted his properties and luxury goods into cash,
Lütfen hemen eşyalarını topla.Please gather all your stuff now.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"The way an elder sister might speak to a younger brother.
Plastik, ucuz elektrikli eşyaların ayırt edici özelliğidir.Plastic is the defining feature of cheap electrical goods.
Eşyalarını topladın mı?Have you packed your bag?
Ben senin eşyalarını çoktan paketledim.I've already packed your luggage.
Eşyalarını çantalarında taşıyan kadınlar bile ceplerini yokluyorlar.Even women who keep stuff in their bags tap their pockets.
Zaman ilerledikçe yeni teknolojiler de göreceğiz, eşyaların interneti gibi.As we move forward, we'll see new technologies also, like the Internet of Things.
- Hayır, eşyalarını buraya bıraktı.- No, he left his things here.
Bunu eşyalarının arasında bulduk: ad yok, ipucu yok, hiç.We found that among her things: no name, no clues, nothing.
Eşyalarını topla!Pack up your things!
Fakat eşyalarını tahliye etmek için hiç zamanları olmamıştı.But they had not had any time to evacuate any belongings.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.It meant paying with opium for Chinese goods.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.The astronauts each got to carry about ten silk flags in their personal kits.
Eşyalarını al ve beni izle!Get your bags and follow me!
Evin, sadece eşyalarını koyduğun bir yer.Your house is just a place for your stuff.
Birinin gelip eşyalarını almasını istemezsin.You don't want somebody to come by and take some of your stuff.
Eşyalarını tuttuğun bir yer. Çıkınca da daha fazla eşya alıyorsun.Its a place to keep your stuff while you go out and get more stuff.
Tüm eşyalarını taşıman gerekiyor.You gotta move all your stuff.
Belki eşyalarının bir kısmına depoda saklıyorsun.And maybe put some of your stuff in storage.
Sadece eşyalarına bakmakla meşgul olan koskoca bir meslek var.There is a whole industry based on keeping and eye on your stuff.
Neyse, senin eşyalarını bir kenara bırakalım.Enough about your stuff.
Başka insanların eşyalarından bahsedelim.Let's talk about other people's stuff.
Orada senin eşyaların için yer yok.No room for your stuff.
Eşyalarını da olduğu gibi bırakmışlar.And they haven't moved any of his stuff.
Farkettin mi, onların sahip olduğu eşyalar b*ktan, senin eşyaların da eşya gibi eşya?Have you noticed that their stuff is shit and your shit is stuff?
Giderken eşyalarını götürmen gerekir.You gotta bring some of your stuff with you.
Şimdi hangi eşyalarını taşıyacaksın?Now what stuff do you bring?
Eşyalarını dünyanın dört bir yanına saçtın.You've got shit all over the world.
Gidin eşyalarınızı toplayıp odama gelin.Pack your things and come to my room. Yes.
Sadece özel eşyalarını için yataklarında saklanmasıdır.The only storage for private possessions is in their beds.
Topluluk çocuklarını, hayvanlarını, değerli eşyalarını alıp yola çıktı.So they turned and departed, and put the little ones and the livestock and the goods before them.
Buna çok canım sıkıldı. Toviyanın bütün eşyalarını odadan attım.It grieved me severely: therefore I cast forth all the household stuff of Tobiah out of the room.
Kuşatma altında olan sizler, Eşyalarınızı toplayın yerden.Gather up your wares out of the land, you who live under siege.
Damda olan, evindeki eşyalarını almak için aşağı inmesin.Let him who is on the housetop not go down to take out things that are in his house.
Aynı biçimde çadırın ve tapınmada kullanılan bütün eşyaların üzerine kan serpti.Moreover he sprinkled with blood both the tabernacle, and all the vessels of the ministry.
Eşyalarını açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verildiğini gördüler.When they unpacked their goods they said: "O father, what more can we ask?
"Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."And do not withhold from people what belongs to them, and do not corrupt the land;
Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız.And yet from each ye eat flesh fresh and bring forth the ornaments that ye wear.
Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin eşyalarından önce onların eşyalarını aramaya başladı.So he [Yusuf (Joseph)] began (the search) in their bags before the bag of his brother.
Ölçüyü ve tartıyı tam bir dürüstlükle yapın. İnsanların eşyalarını tırtıklamayın.Give full measure and full weight in justice, and wrong not people in respect of their goods.
"Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin.and do not cheat the people of their goods.
İnsanların eşyalarını tırtıklamayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak dolaşmayın."Do not reduce people's goods and do not corrupt the land with mischief.
Fakat biz o halkın, Mısırlıların zinet eşyalarından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik.We were forced to carry people's ornaments.
İsrail askerlerinin, kardeşinin belgelerini ve kişisel eşyalarını yağmaladıklarını söylüyor.He says Israeli soldiers looted his brother's documents and belongings from his desk.