eşyaları ile cümle
eşyaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Talan edilen eşyaların değeri 300.000 gümüş marka denk geldi.Mõisate väärtuseks hinnati 350 000 hõberubla.
Herkes eşyalarını, hayvanlarını toplayıp yaylaya göç eder.Nad künnavad loomadega ja harivad maad kõblastega.
Eşyaları çalındı.Need aga varastati ära.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Mehed saadeti puhkusele.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Siis läheb ta koju, pakib asjad ning kihutab autoga lõplikult minema.
Muggle eşyalarının büyülenmesi yasaktır.Campbelli teatenaiskonda ei pandud.
Öldürürseniz örümcek ve iskelet ile aynı eşyaları düşürür.Mängijad saavad neilt tappes nööri ja ämblikusilma.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.200 esqueletos, herramientas, joyas.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.200개의 해골, 도구들, 장신구들.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.200 scheletri, arnesi, gioielli.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.200 skeletten, werktuigen, sieraden.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.200 squelettes, outils, bijoux.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.200 скелета, инструменти, бижутерия.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.200 גולגולות, כלים, תכשיטים.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.200 هيكل عظمي، أدوات، مجوهرات.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.Două sute de schelete, unelte, bijuterii.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.Kaksisataa luurankoa, työkaluja ja koruja.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.To hundrede skeleter, redskaber, smykker.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.Zweihundert Skelette, Werkzeuge, Schmuck.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.Двести скелетов, инструменты, украшения.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.これは儀式用の円盤
Alet gamı, kendi eşyalarını yapan müşterilere satılıyordu.각종 공구를 파는데요, 모든 제품이 세 등급입니다
Alet gamı, kendi eşyalarını yapan müşterilere satılıyordu.التي تباع للأشخاص الذين يصنعون الأشياء، وخط إنتاجهم دائمًا
Alet gamı, kendi eşyalarını yapan müşterilere satılıyordu.そこには各商品が グッド、ベター、ベストの3段階ずつ並んでいます
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Dasar!" -- selayaknya seorang kakak perempuan bicara dengan adik laki-lakinya.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Đó là cái cách một người chị lớn nói với em trai mình.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"화를 냈지요." 누나가 남동생에게 할 만한 말이죠.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Tak, jak starsza siostra mówi do brata. Tak, jak starsza siostra mówi do brata.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Způsobem, jakým starší sestry mluví ke svým mladším bratrům.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Не можеш ли да си пазиш нещата, за Бога?" - така както по-голямата сестра може да говори на по-малкия си брат.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Так, як старша сестра каже своєму молодшому брату.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"'אלוהים אדירים!'" כמו שאחות גדולה מדברת אל אחיה הקטן.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"بحق الإله ؟ " - كما قد تتحدث أيُ أخت كبيرة .. إلى أخيها الصغير .
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"-姉が普通に弟にいう言葉ですよね 不幸なことに、それが彼女が弟に言った最後の言葉になりました
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.4:5 Die ihr mein Silber und Gold und meine schönen Kleinode genommen und in eure Tempel gebracht habt,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.eftersom I haven tagit mitt silver och mitt guld och fört mina skönaste klenoder in i edra palats,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Emas dan perak-Ku sudah kamu rampok, dan harta-Ku yang berharga kamu angkut ke kuilmu
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.곧 너희가 내 은과 금을 취하고 나의 진기한 보물을 너희 신궁으로 가져갔으며
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Kteříž stříbro mé i zlato mé béřete, a klénoty mé výborné vnášíte do chrámů svých,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.ktorí ste pobrali moje striebro a moje zlato a moje výborné klenoty ste povnášali do svojich chrámov.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Którzy srebro moje i złoto moje zabieracie, a klejnoty moje wyborne wnosicie do kościołów swoich;
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Mi-aţi luat argintul şi aurul, şi cele mai bune odoare ale Mele, şi le-aţi dus în templele voastre.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Mijn zilver en goud en andere kostbare schatten hebben jullie weggenomen en naar de afgodentempels gebracht.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Mivelhogy elraboltátok ezüstömet és aranyomat, és legszebb kincsemet templomaitokba vittétek;
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.porque habéis llevado mi plata y mi oro. Mis cosas preciosas y hermosas habéis introducido en vuestros templos
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.te, jotka olette ottaneet minun hopeani ja kultani, vieneet minun ihanat kalleuteni temppeleihinne
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Vì các ngươi đã lấy bạc vàng ta đi , đã đem đồ châu_báu rất quí của ta vào trong những đền miếu các ngươi .
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Vì các ngươi đã lấy bạc vàng ta đi, đã đem đồ châu báu rất quí của ta vào trong những đền miếu các ngươi.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Visto como levastes a minha prata e o meu ouro, e os meus ricos tesouros metestes nos vossos templos;
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Zato ker ste vzeli srebro in zlato moje in najboljše dragotine moje znesli v svoje malikovalnice
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Διοτι ελαβετε το αργυριον μου και το χρυσιον μου, και τα εκλεκτα μου αγαθα εφερετε εις τους ναους σας.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Понеже взехне среброто ми и и златото ми, И занесохте в капищата си отбраните ми блага,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.потому что вы взяли серебро Мое и золото Мое, и наилучшие драгоценности Мои внесли в капища ваши,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.אשר כספי וזהבי לקחתם ומחמדי הטבים הבאתם להיכליכם׃
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.لانكم اخذتم فضتي وذهبي وادخلتم نفائسي الجيدة الى هياكلكم.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.你 們 既 然 奪 取 我 的 金 銀 、 又 將 我 可 愛 的 寶 物 帶 入 你 們 宮 殿 、 〔 或 作 廟 中
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.你 們既然 奪取 我 的 金銀 、 又 將 我 可 愛 的 寶物 帶入 你 們 宮殿 、 〔 或 作廟中
Aman, ne oluyor? - Eşyalarınızı toplayın!- Oh Dios, ¿qué es lo que pasa? - ¡Recoged vuestras cosas!
Ama son araştırmalar gösteriyor ki... Park Hae Young mallarını ve değerli eşyalarını nakde dönüştürmüş.Αλλά ο κ. Παρκ πρόσφατα πουλούσε κρυφά υψηλής ποιότητας αντίκες και ακίνητες περιουσίες.
Ama son araştırmalar gösteriyor ki... Park Hae Young mallarını ve değerli eşyalarını nakde dönüştürmüş.لكن مؤخرا باع السيد بارك بشكل سري اشياء اثرية وغالية